Giriş
Paulo Pinto de Albuquerque**Adem Sözüer**F. Pınar Ölçer***
* Prof. Dr., Lizbon Katolik Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı; Paris Üniversitesi, Professeur vacataire.
** Prof. Dr., İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı.
*** Doç. Dr., Leiden Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Enstititüsü.
1. Projenin Gelişimi
Bu kitap projesini yapma fikri, Yargıç Paulo Pinto de Albuquerque’nin Aralık 2018’deki Leiden Hukuk Fakültesi ziyareti esnasında doğmuştur. Yargıç Pinto de Albuquerque’nin görüşlerinin derlendiği Rusça çalışmayı gören Pınar Ölçer, Yargıç Pinto de Albuquerque’ye benzer bir kitabın Türkçesi’ni yayımlamayı teklif etmiş; Yargıç Pinto de Albuquerque’nin bunu heyecanla kabulünü müteakiben telefonla aranan Adem Sözüer’in de bu fikre bir o kadar heyecanla yaklaşması üzerine, projeye hızlıca karar verilmiştir.
Yargıç Pinto de Albuquerque, Prof. Dr. Adem Sözüer ve Doç. Dr. Pınar Ölçer, ilk olarak editoryal bir üçlü olarak bir araya gelmişler ve bu projeye genç Türk hukukçuları dahil etme kararı almışlardır. Projenin başında, yazarların kitapta yer alacak görüşleri sadece Türkçe’ye çevirmeleri değil, aynı zamanda görüşler hakkında eleştirel incelemelerde bulunmaları kararı alınmıştır. Bu eleştirel yaklaşım, kitaba yön veren temel bir ilke olmuş ve kitap bölümlerinin kurgusunda da belirleyici olmuştur.
Türkiye’de AİHM kararlarını ve bunlara ilişkin şerhleri düzenli olarak yayımlayan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle bölümler, Türk hukuk camiası ile AİHM arasında faal ve kalıcı bir diyaloğu tesis edecek Sayfa XXVI biçimde ve uzun vadeli bir projeyi geliştirmeye yönelik olarak tasarlanmıştır. Bu diyaloğu güçlendirme arzusuyla yazarlar ayrıca, hem “serbest biçimde” değerlendirme yapmaya hem de özel bir inceleme biçimi olarak şerhlerin sunduğu çeşitli imkânları kullanmaya davet edilmişlerdir. Bu çalışmanın benzerlerinden farkı, incelemelerin sadece AİHM kararlarına değil, aynı zamanda onlara ekli şerhlere de ilişkin olmasıdır.
Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhlerinden editörler tarafından seçim yapılarak bir liste oluşturulmuş ve projeye davet edilen yazarlara uzmanlık ve araştırma alanlarına göre birer karar (ve ona ilişkin şerh) dağıtılmıştır. Karar seçimleri, kitaba katkı sağlayanların çoğunun ceza hukukuyla iştigâl eden hukukçular olduğunu göstermektedir. Bazı istisnalar haricinde, bu derlemedeki tüm karar ve görüşler, ceza adaleti meseleleri etrafında toplanmakta veya en azından o alandaki sorunlu hususlara az da olsa değinmektedir.
Editörlerin kitap yazarlarını belirlerken esas aldıkları temek ölçüt, insan hakları hukukuyla ilgilenen genç hukukçular olmalarıdır. Tüm yazarlarımız bu şartları tam olarak sağlamaktadır. Yazarlarımızın her biri Türkiye’deki çeşitli üniversitelerde eğitim görmüş olan ya da eğitim görmeye devam eden, akademik hayatlarının farklı aşamalarında olan veya Türk hukuk uygulamasında çalışan genç hukukçulardır.
Şerhlerin tercümesi ve analizi sürecinde yazarlar, editörler kurulu tarafından sağlanan bölüm formatı ve notlar aracılığıyla yönlendirilmiştir. Türk hukuk uygulaması ve doktrininde, insan hakları hukuku kavramlarının Türkçe karşılıklarına dair ortak bir yaklaşım olmaması itibariyle, incelenen karar ve şerhlerdeki terminolojinin yeknesaklaştırılması önem arz etmiştir. Bu doğrultuda yayına hazırlayan editör tarafından, yazarların da görüşleri alınarak bir terminoloji listesi oluşturulmuş ve yazarların bölümlerini buna uygun olarak kaleme almaları istenmiştir. Bu çalışma, eserin hem yüksek bilimsel niteliğinin tesisi hem de müteakip çalışmalara rehberlik etmesi bakımından hayatidir. Zira projenin uzun vadeli hedefi, Türkiye’de AİHM içtihatlarının takip edilmesi, seçilmesi ve analiz edilmesi için kalıcı bir platform oluşturmaktır. Bu doğrultuda, kitabın hazırlığı sürecinde söz konusu platforma ilişkin düşünceler geliştirilmiş ve bu Sayfa XXVII konuda çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarla, Türk hukukçular arasında kalıcı ve düzenli bir iletişimi sağlayacak platformların oluşturulması ve gelecekteki editörler ve yazarlar için kalıcı bir derginin hayata geçirilmesi amaçlanmıştır.
Çalışma için verdiğimiz ortak çabanın, editörler ve yazarların seçilen karar ve görüşleri tartışmak için 17 Ağustos 2019’da İstanbul’da bir araya gelmesiyle en üst noktasına ulaştığı söylenebilir. Bu toplantıda, hem bölümlerin içerikleri hem de sunumların etkililiği için yapılan kapsamlı hazırlıklar sayesinde yazarların neredeyse tamamı, proje katılımcılarına kendi seçtikleri karar ve şerhi sunmuşlardır. Böylelikle yazarlar, Yargıç Pinto de Albuquerque ve editörlerden geri bildirim alarak, ilgili yorumlar doğrultusunda bölümlerini geliştirme imkânı bulmuşlardır. Yazarlar kariyerlerinin başlarında genç hukukçular olmalarına rağmen, Yargıç Pinto de Albuquerque’yle onun şerhleri hakkındaki düşüncelerini paylaşırken hiç zorlanmamışlardır. Sekiz saatlik bu yoğun toplantıdan sonra tüm katılımcılar, gün içindeki tartışmalar ve projenin geleceğine ilişkin düşüncelerin verdiği heyecan ve mutlulukla ayrılmışlardır.
Ağustos 2019’daki toplantıdan sonra, kitabın yazımı ve editörler tarafından incelenmesi hızlıca sürdürülmüştür. Editörler, yazarların birinci ve ikinci taslaklarına yazılı yorumlar yaparak onlara, bölümlerini geliştirme imkânı tanımışlardır. Bu yorumlar, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin de görüşlerinin alınabilmesi için ağırlıkla İngilizce olarak yapılmıştır. Son olarak, bölümlerin üçüncü taslakları hakemler tarafından incelenmiş ve yazarlar bu yorumlar doğrultusunda bölümlere son hallerini vermişlerdir. 2020 yılının olağanüstü koşullarında, zamanlarını ayırarak ve değerli yorumlarını paylaşarak gösterdikleri cömertlikleri için hakemlere şükranlarımızı sunuyoruz. Ayrıca, kitap yazarlarından oluşan bir ekip görüş tercümelerini kontrol etmiş ve böylelikle bölümlerin her bakımdan en üstün bilimsel nitelikle olmasına gayret edilmiştir. COVID-19 salgını nedeniyle kitabın AİHM’de yapılması planlanan tanıtımı şimdilik askıya alınmış olsa da, mümkün olan en kısa zamanda bu toplantıyı yapmayı arzuladığımızı belirtmek isteriz. Sayfa XXVIII
2. Bölümlerin Planı ve Mantığı
Kitabın her bölümü, ayrı bir AİHM kararına ve Yargıç Pinto de Albuquerque’nin bu karara ilişkin şerhine odaklanmaktadır. Bölümler, toplam üç alt başlıktan oluşmaktadır ve kararın önemli yönlerini vurgulayan Türkçe bir özetle başlamaktadır. Özetin ardından, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin yazar tarafından Türkçe’ye çevrilen şerhine yer verilmektedir.(1) Bölümler, karara ve Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhine ilişkin incelemeyle sona ermektedir. Yazarların takip ettiği bu format, editörler kurulu tarafından belirlenmiş ve yazarlardan, inceledikleri karar ve görüş hakkındaki düşüncelerini bu formata uygun olarak yazmaları istenmiştir. Her çok yazarlı çalışmada, bölümler arasında tutarlılık arzu edilir. Ancak bu derlemedeki bölümlerin planı, terminolojisi ve yazarların buna sıkı bağlılığı, çalışmamızın uzun vadeli amaçları açısından da özel bir öneme sahiptir. Bu çerçevede, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhlerinde benimsediği tarza paralel olarak, yazarları AİHM içtihat hukukunu sistematik bir şekilde incelemeye yönlendirecek bir plan oluşturmaya büyük önem verilmiştir.
Kitabın okurlar için erişilebilir olması adına sistematik bir yaklaşıma ihtiyaç duyulması, elbette AİHM içtihatlarının karmaşıklığı ile yakından ilgilidir. AİHM’nin yüklü içtihadını takip etmek, kayıt altına almak ve içtihada ilişkin analizler hazırlamak, her hâlükârda zordur. Çok kapsamlı ve çeşitli yargısal sistemlere ilişkin olarak verilmiş kararlardan oluşan altmış yıllık içtihadı değerlendirmek, ne AİHM ne de AİHM kararları üzerine çalışma yapanlar için kolaydır. AİHM içtihadını, içtihadın derinliğini, kapsamını ve karmaşıklığını dikkate alarak kavramak ve içtihat hukukunun sınırlarını belirleyip yönlendirmek için, bazı parametreler ve yönlendirmeler gerekmektedir. Elbette AİHM içtihat hukukunu anlamak için hiçbir çalışma tek başına yeterince kapsamlı olamayacağı için en nihayetinde, belirli bir yöntemin tercih edilmesi gerekmektedir.
Yargıç Pinto de Albuquerque’nin görüşlerini anlamak ve onlara dikkat çekmek, bu ameliyenin gerçekleştirilmesinde benimsenebilecek Sayfa XXIX yollardan biridir. Bu çalışmada tercih edilen yöntemle, AİHM’nin kararlarıyla çizdiği “tabloya”, yargıçlarından birinin “penceresinden” bakılmaktadır. Ancak bu yöntemin AİHM’nin içtihat hukukunu genel olarak ortaya koyabilmesi için, hem şerhleri incelenen yargıcın görüşlerinin yeterince kapsamlı olması, hem de bu görüşlerin ilgili içtihada yönelik alternatif bakış açıları önermesi gerekmektedir. Şerhler, hem bir gelişim içinde ve birbiriyle bağlantılı olmalı, hem de yargıcın görevi esnasında oluşturduğu düşüncelerini ortaya koymalıdır. Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhleri tam da bunu sağlamaktadır. Bu, her ne kadar tek yanlı bir yaklaşıma sebep olur gibi görünse de bize, önemli konuların temsilcisi ve açıklayıcısı olarak seçtiğimiz kararlar üzerinden, AİHM içtihadına daha kapsamlı bir açıdan bakma imkânı sunmaktadır.
Bu yöntemi seçerken, belirli bir Sözleşme maddesine ilişkin ya da içtihattaki belirli bir konuyu ele alıp, ceza adaleti gibi bir alanı tüketen kapsamlı bir inceleme sunmak hedeflenmemiştir. Aksine, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhlerini kullanarak AİHM içtihadının özellikleri, farklı koşullar karşısındaki eğilimleri, güçlü ve zayıf yönleri, istikrarlı ve değişken yönleri ile bağlantı kurmak; kararları anlamak ve kullanmak ve en nihayetinde, kararlara ortak olabilmek hedeflenmiştir. Yargıç Pinto de Albuquerque’nin kendine has tarzı ile yazdığı, öne çıkan şerhleri, AİHM kararlarını bu derinlikte anlayabilmemize imkân sağlamıştır. Yargıçlar şerhlerinde çoğunlukla, kazuistik bir yaklaşım benimsememekte ve konuları ilgili hukuk teorisine ilişkin ilkeler doğrultusunda derinlikle tartışarak analiz etmektedirler. Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhlerinde sorunlar, karşılaştırmalı hukuk çalışmalarına başvurularak, bağlayıcı olan ve olmayan uluslararası hukuk kaynakları kullanılarak ve ilgili akademik literatür analiz edilerek kapsamlı bir açıdan değerlendirilmektedir. Örnek olarak bu şerhler, sahadaki gerçek durumu değerlendirmek için sosyolojik ve istatistiksel bilgiler gibi yaratıcı yöntemler kullanmakta ve AİHM’nin, insan hakları hukukunu geliştirmek için çok çeşitli araçlara sahip olduğunu göstermektedir.
Yargıç Pinto de Albuquerque’nin muhakeme yöntemi okura, kararın bağlamını ve kararlarda üzerinde yeteri kadar durulmayan hususları kavrama imkânı tanımaktadır. Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhleri, Sayfa XXX kararlara ışık tutmakta ve hem Avrupa ölçeği hem de küresel ölçekte kararların farklı açılardan nasıl değerlendirilebileceğini göstermektedir. Şerhler ayrıca son gelişmeleri ve eğilimleri dikkate almakta ve bunların avantaj ve dezavantajlarını ele almaktadır. Tüm bunları yaparken amaç, ortak paydamız olan Avrupa’da, insan hakları hukukunu güvence altına almak ve geliştirmektir. Şerhler okundukça ve her birindeki metodolojik yaklaşım görüldükçe, AİHS hukukuna ilişkin birikimimiz ve daha da önemlisi, AİHM içtihat hukukunun işleyişine ilişkin anlayışımız katlanarak artmaktadır. Dolayısıyla şerhler, yol göstermenin ötesinde bir işlev görmekte ve uygulamaya dair de fikir vermektedir. AİHM’nin karar verme sürecinin ağır işleyen ve karmaşık mekanizmasına bu şekilde hâkim olmak, AİHM içtihadının ulusal hukuk sistemlerine doğru biçimde aktarılabilmesi için önemlidir.
Seçilen şerhlerle AİHM içtihadının ruhunun anlaşılması amaçlandığından, kitabın etkili bir formata sahip olması hayati önemdedir. Bölümler, başvuruların sonucu ve Mahkeme’nin sunduğu gerekçeler ile açık bir şekilde bağlantı kurmalıdır. Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhlerinin çevirileri ise onun değerlendirmesini okura ulaştırmalıdır. Şerhlerin ve kararların incelemeleri de bunu bir adım öteye taşımalı ve Yargıç Pinto de Albuquerque’nin yaptığı gibi, kararlardaki en temel noktaları, özellikle Türk hukuku ve uygulaması ile bağlantısı açısından vurgulamalıdır. Bu temel noktalar bazen başvuruların sonucuna ilişkin olabilecekken bazen yorum yöntemlerinin kullanılması veya kullanılmaması, gerekçelendirme, yaklaşımdaki tutarlılık veya tutarsızlık, yerel olgusal ve hukuki koşullarla irtibatsızlık gibi hususlara da ilişkin olabilecektir. Nitekim hukukçular çoğu zaman, bir kararın ulusal düzeyde ne anlama geldiğini ve uygulanması noktasında ne gibi sorunların ortaya çıkabileceğini düşünmek durumdadırlar. Bu, özellikle başka devletler aleyhine verilen kararlarda söz konusu olabilir. Zira böyle bir durumda kararın, hukukçunun ulusal hukuku bakımından farklı etkileri olabilir ve dolayısıyla, ulusal hukuka aktarımı gerekebilir. Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhleri kararlardaki önemli hususları vurgulamaktadır; ancak Mahkeme’nin kararlarını kendi ulusal hukuk sistemlerine aktarmak, kararları yorumlayan hukukçulara düşmektedir. Hukukçular bunu yaparken kararları, gerekir- Sayfa XXXI se ülkelerinin hukuklarıyla ve koşullarıyla uyumlu olarak ve kararlarda öngörülen korumayı sağlayacak biçimde yorumlayacaklardır. Hukukçular bunu yapabilirlerse, içtihat hukukunun hem Mahkeme’den ulusal yargıya hem de ulusaldan ulusalüstüne nüfuzu kolaylaşacaktır. AİHM içtihat hukukuna ilişkin bilgisi ve idraki güçlendikçe hukukçu, ulusal bağlamın yanlış anlaşılmasından kaynaklanmış olabilecek ve ulusal bağlamla uyumlu olmayan içtihat hukukunu fark edip Mahkeme’ye, bunlara ilişkin anlayışını geliştirmesinde yardımcı olabilecektir.
AİHM içtihadının hem karmaşıklığı hem de çok sayıda kararın olması, anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Bunun için kararlar, uygulayıcılarının iş birliğine dayalı bir yaklaşımı ve adanmışlığını gerektirir. Bu, hukuk camiasının faal ve sistematik katılımını da gerektirir; AİHM içtihadı istikrarlı olarak takip edilmeli, incelenmeli, eleştirilmeli ve doğru yönde geliştirilmesi için fikirler üretilmelidir. Çalışmamızın bu anlamda, hem ulusal aktörler arasında hem de Türk hukukçularla Mahkeme arasında, AİHS hukukuna ilişkin güçlü bir iletişim kurulmasına katkıda bulunacağını umuyoruz.
Bu doğrultuda kitabın bölümleri, (i) Türk hukukçular tarafından, özellikle Türkiye’yle ile ilgili olacak şekilde seçecekleri kararlarla bir içtihat havuzunun oluşturulması ve (ii) tüm hukukçuların sistemli analiz ve değerlendirmeler yapmasını mümkün kılacak bir çerçevenin çizilmesi için sağlam bir temel oluşturacak biçimde tasarlanmıştır. Bu bağlamdaki temel kaygımız, hem okur tarafından kolayca erişilebilir ve anlaşılabilir, hem de uzun ömürlü olacak bir eser oluşturabilmektir. Tüm bu mülahazalar doğrultusunda tasarlanan bölümlerin yapısı aşağıdaki gibidir.
Her bölüm öncelikle, incelenen karara ilişkin Sözleşme hükümleri ve (i) kararın içeriği, (ii) Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhinin ayrıntıları ve (iii) Türk hukuku ile bağlantı noktalarına ilişkin anahtar kelimelere yer vermektedir. Dolayısıyla okur, ilk bakışta karar hakkında bir fikir edinebilecektir. Bölümlerin ilk alt başlığı ise başvurunun koşullarını özetlemekte, ulusal yargılama sürecini ve bu sürecin sonuçlarını açıklamaktadır. Sonrasında, başvuru tarihi ve AİHM’deki süreç, tarafların iddiaları ve karardaki oylamaya ilişkin bilgileri de içerecek şekilde Sayfa XXXII Mahkeme’nin kararı özetlenmektedir. İkinci alt başlık ise, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin bazen tek başına bazen diğer yargıçların katılımıyla yazdığı şerhinin tercümesidir.(2)
Üçüncü alt başlıkta ise, yazarların yorumlarına aşağıdaki başlıklar altında yer vermiştir: (i) karar ve şerhin önemi (karar ve şerhle ilgili neyin dikkate değer olduğu ve bunların şerhte özellikle hangi açılardan tartışılacağı), (ii) karar ve şerhin AİHM içtihadıyla bağlantısı (diğer kararlar dikkate alındığında, bir tutarsızlığın ya da önemli bir bağlantının bulunup bulunmadığı), (iii) karar ve şerhin Türk hukuku bağlamında değerlendirilmesi ve önemi ve (iv) yazarın serbestçe yazdığı görüşü. Yazarlardan, inceledikleri kararları genel olarak AİHM içtihadı içinde konumlandırmanın yanı sıra, zikredilen diğer kararları da incelemeleri, kendi bölümlerinde yer alan konulara ilişkin daha yeni kararların olup olmadığını araştırmaları ve bu konudaki önemli gelişmeleri aktarmaları istenmiştir. Ayrıca yazarlardan, daha kapsamlı bir tartışma yapılabilmesi adına, diğer şerhleri de dikkate alıp aktarmaları talep edilmiştir. Kararın Türk hukuku ve uygulaması bağlamında tartışılması amacıyla Türkiye aleyhine verilmiş benzer kararların dikkate alınması da elbette tavsiye edilmiştir. İlgili bölümlerde yazarlardan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve diğer yüksek mahkemelerin içtihatlarını da kapsayacak biçimde, Türk hukukuna ilişkin durumu aktarmaları, ayrıca kararda ortaya çıkan olgusal ve hukuki sorunları ve bunların Türk hukuku ve uygulaması bağlamındaki önemini ele almaları istenmiştir. Böylelikle yazarlara, incelemelerinde sorgulayabilecekleri meseleler hususunda rehberlik edilmiştir.
Yazarlardan genel olarak katkılarının tamamında, ancak özellikle son alt başlıklarda, hem kararlara hem de Yargıç Pinto de Albuquerque’nin görüşüne ilişkin kişisel yorumlarına da yer vermeleri istenmiştir. Yazarlar, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhini çevirerek hem şerhin eleştirel bakış açısını ve metodolojisini benimsemişler hem de esaslı noktaları üzerine düşünme imkânı bulmuşlardır. Bu bağlamda çalışmanın odak noktalarından biri, uygun düştüğü yerlerde, Mahkeme’nin yorum Sayfa XXXIII yöntemleri ve ilkelerinin kullanımıdır. Zira bu husus, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhlerinde de önemli bir yer tutar. Bu doğrultuda yazarlardan, Mahkeme’nin yorum yöntemlerine ilişkin yaklaşımını ele almaları ve bunu yaparken yorum araçlarının, özellikle ulusal makamların yetkilerine saygı gösterme, geniş takdir marjı, süreç odaklı inceleme, yargısal aktivizm ve özerklik, insan haklarının korunmasında kapsamlı güvenceler sağlanması için uluslararası konsensüsün geliştirilmesi gibi etkilerini dikkate almaları istenmiştir. En önemlisi de yazarlarımız, kararlara, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin kararlara ilişkin argümanlarına, Mahkeme’nin rolüne ve AİHS’nin Türkiye için anlam ve önemine ilişkin eleştirel görüşlerini açıkça dile getirmeye davet edilmiştir.
3. Kararların ve Şerhlerin Seçimi
Son olarak, kitapta ele alınan karar ve şerhlerin niye seçildiğinin açıklanması gerekmektedir. Yargıç Pinto de Albuquerque tarafından 155 karara ilişkin olarak yazılan toplam 160 şerh bulunduğundan, seçim yaptığımız havuzun oldukça zengin olduğu ifade edilmelidir. 2019 yılının ikinci yarısında kitapta yer alacak olan şerhleri belirlemiş olmamız itibariyle, bu tarihten sonra yazılmış şerhler çalışmaya dahil edilmemiştir. Yukarıda belirtildiği üzere, yazarlarımızın çoğu (ve editörlerimizin üçü) ceza hukukçusu olduğu için, ceza adaletine meselelerine yoğunlaşan kararlara ağırlık verilmiştir. Bu ölçütlere rağmen, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin çok sayıda şerhi arasından seçim yapmak zor olmuştur. Bir noktada seçim sürecini durdurmamış olsaydık, birçok şerhin (ve dolayısıyla yazarın) daha çalışmaya dahil edilebileceğini söyleyebiliriz. Ancak amaçlarımızı gerçekleştirmek için bu kadar kapsamlı bir çalışmanın gerekli olmadığına ve seçilen yirmi dokuz şerhin Yargıç Pinto de Albuquerque’nin görüşlerinin zenginliğini temsil ettiğine kanaat getirdik.
Türkçe olan bu çalışmada ilk bakışta dikkat çeken bir husus, incelenen kararlardan sadece birinin Türkiye aleyhine yapılmış bir başvuruya ilişkin olmasıdır. Türkiye aleyhine yapılmış başvurulara ilişkin kararlara özgülenmiş bir çalışma da elbette kıymetli olurdu; ancak kitabımızda buna odaklanılmamasının bazı sebepleri vardır. Yargıç Pinto de Albuqu- Sayfa XXXIV erque Türkiye aleyhine yapılan başvurulara ilişkin kararlar hakkında da şerhler yazmış olsa da bunlar, Yargıcın görüşlerinin yalnızca küçük bir bölümüne tekabül etmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki, şerhler arasından seçim yapılırken daha önce Türkçe’ye çevrilmemiş kararlara ilişkin olanlara ağırlık vermek yönünde bir karar alınmıştı. Bu tercihimiz, okurların Türkiye aleyhine verilen kararlara zaten aşina olacağı düşüncesinden de kaynaklanmıştır.
Çalışmada ele alınan şerhler, hem Türk okuru hem de AİHM içtihatlarıyla ilgilenen herhangi bir okuru ilgilendirdiği için seçilmiştir. Şerhler, evrensel ve son derece hayati nitelikteki çok çeşitli konulara ilişkindir. Bu konuları şöyle özetlemek mümkündür: Anayasa hukuku bağlamında AİHS ile taraf devletlerin anayasaları arasındaki ilişki ve AİHM ile Avrupa devletlerinin anayasa mahkemeleri ve yüksek mahkemeleri arasındaki yetki dağılımı; taraf devletlerin başka uluslararası örgütlere üyelikleri bağlamındaki insan hakları yükümlülükleri; eğitim alanındaki kamulaştırmalar bağlamında mülkiyet hakkının korunması; terörle mücadele; giderek gelişen pozitif yükümlülükler içtihadı ve özellikle küçüklere yönelik (cinsel) suçlar, ev içi şiddet, insan kaçakçılığı ve sağlık (hizmetlerine erişim) hakkı; AİHM içtihat hukukuyla geliştirilen usuli güvencelere ilişkin standartlar; özgürlük ve güvenlik hakkı; seyahat özgürlüğü; kanunilik ve yaptırım hukuku da dahil olmak üzere, maddi ceza hukukuna ilişkin meseleler; delillerin kabul edilebilirliği de dahil olmak üzere, Mahkeme’nin ceza muhakemesine ilişkin geliştirdiği girift standartlar; gizli operasyonlar dahil özel soruşturma yöntemleri; ne bis in idem ilkesi, cezaevi koşulları; müebbet hapis cezalarına ilişkin gelişen içtihat; insan hakları ihlallerinin tazminatla giderimi; işyerinde özel hayatın gizliliği hakkı ve genel olarak iş hukuku ve fiziksel ve dijital alanda ifade özgürlüğü.
Şerhlerin seçilmesinde, iki temel mülahaza rol oynamıştır. İlk olarak özellikle, Mahkeme’nin dinamik yorum ve otonom kavramlar doktrini gibi yorum araçlarını ve bu araçların zaman içerisinde zayıflayan kullanımını yansıtan şerhler tercih edilmiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere bu husus, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin şerhlerinde önemli bir yer tutmuştur. Yazarlardan da bu yorum araç ve ilkelerine ve bunların Sayfa XXXV Mahkeme tarafından işlevselleştirilmesine odaklanmaları istenmiştir. Şerhlerin diğer bir ortak noktası, Yargıç Pinto de Albuquerque’nin sıkça dile getirdiği bir eleştiriyi yansıtmalarıdır; AİHS koruma mekanizmasının etkisizleştirilmesi pahasına, AİHM’nin güncel içtihadında ulusal makamların yetkilerinin oldukça geniş yorumlanmasıdır.
Kısacası, karar ve şerh seçimimiz, AİHM içtihadında ilgi duyduğumuz meseleleri yansıtmaktadır. Temennimiz, okuyucuların da bu düşünceyi paylaşması ve tüm hukuk akademisyenlerinin, öğrencilerinin, uygulayıcılarının, yargıçların, savcıların, ceza muhakemesinde görev yapan diğer kişilerin, avukatların, insan hakları savunucularının, stajyer avukatların ve insan hakları meseleleriyle ilgilenen herkesin çabalarımızı faydalı bulmalarıdır. Şayet eserimiz faydalı bulunursa, teşekkürü hak eden genç yazarlarımız olacaktır. Sayfa XXXVI
