26- Taşınır Mülkiyetinin Yitirilmesi
[26]…
TAŞINIR MÜLKİYETİNİN YİTİRİLMESİ…
Taşınır Eşya Üzerinde Zilyetliğin Kaybı • Taşınır Mülkiyetinin Terki • Sahipsiz Hale Gelen Taşınır Eşyanın Mülkiyetinin Kendiliğinden Devlete Geçip Geçmeyeceği • Sahipsiz Hale Gelen Taşınır Eşyanın Mülkiyetinin, İhraz Yolu ile Kazanılabilmesinin Şartları…
HUKUKİ MÜTALÂA …
A. GİRİŞ …
Sayın Av. E. Osman Hacıbekiroğlu, 10.05.2004 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk…
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı 11.05.2004 tarihli ve B.30.2.İST.0.…
Sayın Av. E. Osman Hacıbekiroğlu müvekkili Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal…
B. İNCELEME ve DEĞERLENDİRME…
I. UYUŞMAZLIĞIN ÖZETİ …
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın özeti şudur: Davacı Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi Anonim Şirketi (Habaş) ile…
Davalı ise hurda demirlerin bir kez denize düşmekle sahipsiz eşya haline geleceğini,…
II. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI …
Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi 01.05.2003 tarihli kararında şu değerlendirmeyi yapmıştır:…
“Dava; denize düşen hurda demirlerin mülkiyetinin tespiti ve muarazanın men’i talebinden ibarettir. …
Davacı şirketin Aliağa ilçe sınırları içerisindeki Nemrut koyunda bulunan özel limanından hurda demir ithal ettiği, demirlerin boşaltılması esnasında bir kısmının denize düştüğü, hazinenin düşen demirlere sahiplendiği tartışmasızdır. Taraflar arasındaki niza; denize düşen demirlerin hukukî durumu noktasında toplanmaktadır. …
Olayda 618 sayılı limanlar kanununun uygulanma olanağı yoktur. …
Özel durumlar haricinde herkesin denizden yararlanma hakkı vardır. Davalı şirket de liman olarak yararlanmaktadır. Yararlanma hakkı gemilerin yanaşması ve boşaltma süresi ile sınırlıdır. Hurda demirlerin denize düşmemesi için alınacak tedbirlerin yanı sıra boşaltma esnasında denize düşen demirlerin hemen çıkarılması için gerekli tedbirlerin de alınması gerekmektedir. Denize düşen hurda demirler anında toplanmadığı takdirde, geçici olmayacak şekilde zilyetlik terk edilmiş demektir, deniz üzeri ve altında özel ve tüzel olarak fiili hakimiyet söz konusu olamayacağına göre, terk iradesi oluşmuş olacaktır. Aksi halde denizler üzerinde özel ve tüzel hakimiyet tanınması gibi yasalara aykırı bir durum ortaya çıkacaktır. Denizlere terk edilen mal ve eşyaların mülkiyeti ise hazineye aittir. Bu durumlar karşısında açılan davanın reddi cihetine gidilmesi uygun görülmüştür ...” …
III. SORUNUN ELE ALINMASI …
Somut uyuşmazlığın Yeni Medeni Kanunumuzun ilgili hükümlerine göre değil, eski Medeni…
“Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.” …
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ve sayın davacı vekilinin tarafımıza yönelttiği…
1. Hurda Demirler Üzerinden Zilyetlik Kaybedilmiş midir? …
Eski Medeni Kanunumuzun “Menkul mülkiyetinin ziyaı” kenar başlığını taşıyan…
“Menkulün mülkiyeti sahibi tarafından terk edilmedikçe veya başkası tarafından iktisap olunmadıkça yalnız yeddin inkıtaı ile zayi olmaz.” …
Hükmün mehaza göre şu şekilde anlaşılması gerekir: …
“Menkul mülkiyeti, malik kendi hakkını terk etmedikçe veya nesne bir üçüncü kişi tarafından iktisap edilmedikçe, salt zilyetliğin kaybı ile sona ermez.”…
Görüldüğü üzere kanun koyucu salt zilyetliğin kaybının menkul mülkiyetinin yitirilmesine…
“Hurda demirlerin denize düşmemesi için alınacak tedbirlerin yanı sıra boşaltma esnasında denize düşen demirlerin hemen çıkarılması için gerekli tedbirlerin de alınması gerekmektedir.…
şeklindeki açıklamanın tarafımızca kabul edilebilmesi mümkün değildir. Zira hurda…
Kaldı ki kanımızca somut uyuşmazlıkta zilyetliğin kaybından dahi söz edilmesi mümkün…
Gerçekten de Eski Medeni Kanunumuzun “muvakkat inkıta” kenar başlığını taşıyan…
“Zilyetliğin kullanılması muvakkat bazı hallerden dolayı mümteni yahut münkati olursa, zilyetlik izaa edilmiş olmaz. ” …
Hükmün mehaza göre şu şekilde anlaşılması gerekir: …
“Fiili hakimiyetin kullanılmasında mahiyeti itibariyle geçici bir engel veya kesilme vuku bulması zilyetliği kaybettirmez.”…
Nitekim Yargıtay da konuya ilişkin bir kararında aynen şu açıklamalarda bulunmuştur:…
“ ... Zilyetliğin inkıtaına sebep olan ahval ve şeraitin mahiyeti bakımından, her an o sebebin kalkacağı ve zilyedliğin tekrar istimali cihetine gidileceği beklenebilirse, zilyetlikteki inkıta kat’i olmayıp muvakkat mahiyette sayılmak icap eder ...” …