Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel +
pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Sayfa 13I.KLASİK KAYNAKLARDA HAKKANİYET
1.1.Aristoteles ve Epieikeia Kavramı
Doktrinde yaygın ve bilindik bir açıklamayla “somut olay adaleti” olarak ifade edilen…
Hukuk, herkes için, neyin en asil ve adil olduğunu kat’i bir biçimde içeremez ve en iyinin ne olduğunu bir kerede buyuramaz. İnsan ve eylemlerin çeşitlilikleri ile insanoğlunun hareketlerinin bitmek bilmez düzensizlikleri, herhangi bir evrensel tekil kurala imkân vermez. Hiçbir sanat, sonsuza dek aynı kalacak bir kural meydana getiremez (294b)…
Kanunlar böylesine değişmez bir yönetim türüyle aynı yerde durur. Onlar aynı kendinden emin ama cahil bir adamın emirlerine benzerler; kimseye söz vermeyen, yeni bir duruma katlanamayan ve kendinden önceki emirlere tahammül edemeyen bir insan gibi halihazırdaki durumu kurtarmaya çalışırlar. (294c)…
Platon’un hukuk kurallarının katılığı üzerine bu pasajı, hakkaniyet kavramının tersi…
Aristotelesçi adalet (δικαιοσύνη, dikaiosyne, justice) kavramının dağıtıcı veya denkleştirici versiyonları temelde düzene ilişkin prensipleri ifade eder. Bir düzen tesisine, statüler ve standartlar oluşturmaya ve düzenin unsurları arasındaki sınırları çizmeye (yani kurallar koymaya) ilişkindirler. Buna karşın hakkaniyet, “bazı şartların ve çözümlerin önceden kesinlikle belirlenememesinin doğuracağı düşünülen sakıncaları ortadan kaldırmak için hukuk kurallarının esnek veya eksik bıraktığı durumlarda etkisini gösteren ve belli somut olayların özelliklerine uygun kararlar verilmesini emreden ilkedir”.…
Aristoteles, bir başka eseri Retorik’te, hakkaniyet kavramının bünyesindeki…
Hakkaniyet bize insan doğasının zayıflığına karşı merhametli olmamızı; yasalardan çok onu yapmış olan insanları, o insanların ne söylediğinden çok neyi kastettiğini düşünmeyi; sanığın eylemleri üzerinde niyetleri kadar fazla durmamayı, ya da şu veya bu ayrıntı üzerinde olayın [bütün] hikayesi kadar fazla durmamayı; bir adamın şu anda ne olduğunu değil, her zaman ya da genellikle ne olduğunu sormamızı emreder. Zararlardan çok yararları, verilen yararlardan çok elde edilen yararları anımsamayı; bize karşı kötü davranıldığı vakit sabırlı olmayı; bir anlaşmazlığı güç kullanarak değil müzakere yoluyla çözmeyi; dava açma yerine hakeme başvurmayı yeğlemeyi emreder - çünkü bir hakem davanın hakkaniyetine göre hareket eder, bir yargıç ise katı hukuka göre hareket eder ve tahkim, hakkaniyet için tam güç sağlamak amacıyla icat edilmiştir. Yukarıdakiler hakkaniyetin doğası hakkında yeterli bir açıklama olarak kabul edilebilir…
Bu geniş açıklamayı bölüp parçalayıp çözümlersek şu hususlar ortaya çıkmaktadır:…
Yukarıdaki alıntılanmış pasajı parçaladığımızda önümüze çıkan ilk sorunsal, yani…
Yargı [Gnōmē] olarak adlandırılan şey, ki insanların onun sayesinde bağışlayıcı [sungnōmonas] ve yargı sahibi olduğu söylenir, hakkaniyetli olanın [epieikous] doğru ayrımını yapabilmektir. Hakkaniyetli kişinin, diğer herkesin üzerinde bağışlayıcı [sungnōmonikon] ve belli başlı vakalarda hakkaniyeti bağışlama yoluyla ortaya koyan bir kişi olduğunu söylememiz bunun bir kanıtıdır. Bağışlamak [sungnōmē], hakkaniyetli olanı ayırt eden ve bunu doğru bir şekilde yapan yargıdır; ve doğru yargı, neyin hakikat olduğunun yargısıdır. İkinci mesele, hukuk kurallarının katı bir biçimde anlamlandırılıp tatbik edilmemesi,…
Yasakoyucular onun [hakkaniyetin] varlığını kısmen planlamış, kısmen planlamamıştır; yasada hiçbir kusur görmediklerinde planlamamışlardır; şeyleri tam olarak tanımlayamama durumunda kaldıkları ve aslında iyi olan şey her zaman geçerliymiş gibi yasa çıkarmak zorunda kaldıklarında planlamışlardır…
Aristoteles’e göre, “bazen her konuda yasa konamaz”, bazen de her şey yasaya göre…
Buna göre, yasama organının demir bir aletle bir kimseyi yaralama eylemini cezalandıran…
Hakkaniyet, genel bir düzenleme olan yasanın amacını sorgulayarak ve yasakoyucunun…
Fakat daha ileriki sayfalarda da tekrar tekrar görünür hale geleceği üzere, hakkaniyetin…
Aristoteles Nikomakhos’a Etik’teki hakkaniyet tartışmasını, aklıselim (aklı başında), pratik akıl sahibi (phronimos)…
Biz aynı kişilerin anlayış, us taşıdıklarını; aklıselim [phronimos] olduklarını, hakkaniyetli yargıladıklarını söylüyorsak; anlayışı, hakkaniyetli yargılamayı, aklıselimi ve…
Aristoteles’in hakkaniyet bahsini kapatırken, bir hikayenin başında ortaya çıkan…
[B]ir tenkidci ... tam da yasalar genel terimlerle formüle edildiği için, kişisel yönetimin (tek ya da kolektif) yasal egemenliğin yerini alması gerektiğini iddia edebilir. Bu argüman, her zaman, monarşistlerin ve hukukun üstünlüğüne karşı kişisel inisiyatifi ve hükümet gücünü savunanların temel dayanağı olmuştur…
GİRİŞ
1.2.Roma Hukukunda Aequitas Yargısı (Ius Praetorium)