İsviçre’nin tarihi kendine özgüdür. Fransız Devrimi’nden sonra Fransız işgaline uğrayan…
Bir buçuk asır kadar hayatta kalan Anayasa’nın getirdiği model, her şeyden önce “uyuşum”…
Bununla birlikte rejimin meclis hükûmeti olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği…
Bu siyasal rejimde yürütme erki bağımsız bir nitelik taşır. Yasamanın belirleyiciliği…
İsviçre’deki sistemde şu ilginç faktör, özellikle kaydedilmelidir: Bu ülkede, yürütme…
Anılan faktör, sistemin yatışması ve merkez siyasetin belirleyici olması açısından…
“Erkler ayrılığı, yenilenme döneminde temel bir liberal talepti. Bununla birlikte, erkler ayrılığı teorisi burada, Montesquieu’nün onu varsaydığı ve 1787’de Kuzey Amerika Birliği Anayasası’nı uyguladığı şekilde, yani bir şekilde karşılaştırılabilir yetkilere sahip üç devlet organı arasında birbirlerini engelleyecek bir güçler dengesi anlamında anlaşılmadı. Liberaller, güçlü bir yürütme ve nispeten zayıf bir parlamento tarafından karakterize edilen Helvetik anayasanın kuvvetler ayrılığı modelini de taklit etmek istemediler. Benjamin Constant’ın şiddet içermeyen güçlerin kullanımına dayalı devlet teorisi burada da tam olarak benimsenemedi, çünkü İsviçre’de bunun önemli bir parçası, yani Constant’ın monarşiye atfettiği tarafsız güç yoktu. Liberaller, daha ziyade Devrim döneminin Fransız parlamentolarında uygulanan ve Condorcet’nin Jirondenlerin anayasa taslağına dair raporunda gerekçelendirdiği gibi bir şekilde, iktidarın halkın temsilinde yoğunlaşması ve diğer erkler üzerindeki üstünlüğü modeline yaslandılar. Rousseau’nun değiştirilmiş demokratik devlet teorisinden doğan bu model, liberallerin fikirlerine çok yakındı.”(103)…
