Zaman olarak geriye gidilecek olursa 19’uncu yüzyıldaki liberal anlayış medenî usûl hukukuna da sirayet etmiş, davanın taraflar arasındaki çıkar çatışmasından ibaret olduğunu kabul edilerek devleti ve dolayısıyla hâkimi daha ziyade hakem konumuna (davayı şeklen yöneten kişi konumuna) yerleştirmiştir(110). Bu bakış açısı, sonucun ne olduğuna değil süreçteki kuralların ne ölçüde başarı ile tatbik edildiğine yoğunlaşmıştır. Mahkeme sadece usûl kurallarına uyulmasını sağlar ve bunun dışında tarafsız, pasif bir hakem olarak faaliyet gösterir ve böylelikle mahkeme, tarafları, adalet mücadelelerine müdahil olmadan izler ve sonunda kazanana kendi adaletini verir(111). Liberal anlayış tarafların usûlî açıdan eşitliğini sağlar. Usûlî açıdan biçimsel eşitliğin ifadesi olan silahların eşit-Sayfa 42liği(112) de bu kapsamdadır(113). Ancak sözü edilen anlayış zamanla değişmiş, medenî usûl hukukunun amacının -farklı yöntemler kullanmakla birlikte- gerçeğe(114) ulaşmak olduğu sonucuna ulaşılmış(115), pür liberal anlayış Sayfa 43
BOŞ SAYFA
terkedilmiştir(116). Bugün gelinen noktada artık…
Hukuk davalarındaki yargılama usûlünün taraflarca getirilme ilkesi ve tasarruf ilkesi…
Dava, vakıaların getirilmesi yönünden tarafların davası olarak nitelendirilse de…
Yargılamada, maddî hukuk normlarının koşul / soyut vakıalarına karşılık gelen somut…
Hâkimin yargılamadaki yetkilerinin şeklî nitelikte olanlarla sınırlandırılmaması…
