HÜKÜM:…
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
İSTANBUL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NİN KARARI
(T: 19.07.2013, E: 2011 / 186, K: 2013 / 296)
“ … HMK 303 maddede kesin hüküm başlığı altında “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.” düzenlemesini yapmıştır. HMK’nun 303.maddesi uyarınca kesin hükmün söz konusu olabilmesi için iki dava arasında konu, sebep ve taraf birliğinin bulunması gerekir. Kesinleşen İstanbul 5.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada; dosyamız davalısı davacı K.A. gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca dava konusu … Mah. … ada 38 ve 39 parsel sayılı taşınmazların tescilini talep etmiş ve mahkemece K.A. adına tescile karar verilmiş, bu davada ise davacı O. Ticaret Limited Şirketi dayanak gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin inanca dayalı olarak düzenlendiği iddiasına dayalı dava açmıştır. Her iki davada da dava sebebi farklı olduğu için taraflar yönünden kesin hüküm bulunduğu kabul edilemeyeceğinden davalının kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiştir. İnançlı işlem inanç sözleşmesine dayandığından ve yasada belirli bir süre tanımlanmadığından sözleşmelere ilişkin zamanaşımı hükümleri inançlı işlemlere de inançlı işlemin türüne göre kıyasen uygulanacağından zamanaşımı süresinin başlaması için inanç ilişkisinin sona ermesi gerekir. Bu itibarla inanç sözleşmesi sona ermediğine ve inanç konusu gayrimenkul inanılanda kaldığı sürece zamanaşımı süresinin başlamasına olanak yoktur. Bu nedenle davalının BK 125.maddeye dayalı TBK 146. maddede düzenlenen zamanaşımı itirazı yerinde görülmeyerek red edilmiştir. Davacı tarafça yargılama sırasında diğer delillerin yanı sıra O. Ticaret Limited Şirketi adına vekâleten M.F.E. ile K.A. adına vekâleten hareketle M.K.S. arasında … Mah. … ada 38 ve 39 parsel sayılı taşınmazların inançlı olarak K.A.’ya verildiğine ilişkin düzenlenen 4/7/1992 tarihli adi belgeye dayanılmıştır. Davalı tarafça bu belgedeki imzalara itiraz edildiği gibi sözleşmenin düzenlendiği tarihte geçerli bir vekâletnamenin bulunmadığı ileri sürülmüştür. Yetkisiz mümessilin yapmış olduğu hukuki işlemler baştan itibaren temsil olunanı bağlamaz. Bu işlemin temsil olunan hakkında hüküm ifade edebilmesi için TBK m.46.maddede düzenlendiği şekilde, yapıl