Assmann, davanın konusuz kaldığı açıklamasının derdest davanın sona ermesi için yeterli olduğunu, bunun için mahkemenin kurucu nitelikte bir kararına ve davacının aynı davayı yeniden ikame edebilmesine karşı bu kararın kesin hüküm gücüne ihtiyaç olmadığını ileri sürmektedir. Nitekim davacı, esas hakkındaki uyuşmazlığın sona erdiğini beyan ettiğinden yeni davada hukukî yararı reddedilmesi gerektiğinden, yeni bir dava açılmasının önlenmesi için kesin hüküm teşkil eden bir karara ihtiyaç yoktur(1594).…
Assmann, davalının davanın reddini talep etmesini de esasa ilişkin bir talep olarak görmemekte, davacının beyanı doğrultusunda yargılamanın sona ermediğine ilişkin bir beyan olarak değerlendirmektedir. Davacının konusuz kalmaya dair beyanının caiz olması, yani temelde konusuz kalmaya neden olan vakıanın gerçekten var olması halinde ise mahkeme bu durumu belirterek yargılamayı sona erdirmelidir. Yargılama giderlerine de Alman Medenî Usûl Kanunu m. 91a hükmü gözetilerek karar verilmelidir(1596).…
