Karar tarihi: 31.05.2016 …
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Davacı (kasko sigortası yaptırmış olan) sigorta ettiren tarafından, davalı sigortacının aracın trafik kazası sonucu çıkan yangında önemli bir hasara uğraması ertesinde uğranılan zarar konusunda “mutabakatname” imzalamış olmasına ve sigorta ettirenden aracın hurdaya çıkarılması için vekalet almış bulunmasına rağmen, daha sonra kazanın bildirilen şekilde gerçekleşmediği savıyla ödeme yapmaktan kaçınması
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi …
Esas No.: 2014/13594 …
Karar No.: 2016/6642 …
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün…
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait aracın kasko sigortacısı olduğunu, aracın…
Davalı vekili, hasarın davacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmediğini, davacının…
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre; araçta meydana gelen hasarın…
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı araç hasar tazminatı istemine ilişkindir.…
Davacıya ait araç 03.06.2012 tarihinde yanmak suretiyle hasarlanmış olup, davacı…
İmzalanan mutabakatname ve davalı tarafça hurda aracın satışı işleminin gerçekleştirilmesi…
O halde açılan davanın yukarıda arz edilen sebeplerle kabulü yönünde hüküm kurmak…
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü…
YORUM…
Yargıtay 17 HD. sigorta ettirenle “kaza geçiren kasko sigortası konusu aracın pert olduğu ve değerinin de 60.000 TL olarak belirlendiği” yolunda anlaşma imzalayan sigortacının daha sonra bu anlaşmaya (iddiaya göre) uymayarak hasar tazminatını ödememesini dürüstlüğe aykırı saymıştır. Yüksek Mahke
Sigortacı ile sigorta ettiren arasında imzalanan anlaşma, yalnızca aracın uğradığı değer kaybı ve tam hasar durumunun saptanması ile sınırlı ise, bunun sigortacıya kesin bir biçimde ödeme yükümlülüğü yüklediği sonucuna varmak (aşağıda açıklamaya çalışacağımız gibi) doğru olmayabilir.…
Ancak Yargıtay olayda taraflar arasında yapılan anlaşmanın sigortacıya ödeme yükümlülüğü getirdiğini kabul etmiştir. Karardan Yüksek Mahkemenin bunu nasıl saptamış olduğu anlaşılmamaktadır.…
Kararda söz edilen (davacı sigorta ettiren ile davalı sigorta şirketi arasında yapıldığı öne sürülen) anlaşmaya, kanımızca “malumu ilam etmekten” ötede bir anlam yüklemek doğru olmaz. Sigorta şirketi, bu gibi bir anlaşma ile tazminat ödeme yükümlülüğü bakımından –aksi anlaşma metninden açıkça anlaşılmadıkça- “kurucu” bir işlem yapmış sayılmamalı; yalnızca sigorta sözleşmesinden doğan borcunu –bu borcun doğması için gerekli koşulların gerçekleşmiş olduğu inancıyla- teyit etmiş bulunduğu kabul edilmelidir.…
Sigortacının ödeme yapma borcunun aslında mevcut olmadığı sonradan belirlenirse, sigortacı borçlu olmadığını kanıtlamak koşuluyla verdiği teyidi hükümsüz bırakabilmeli; sigortacı ile sigorta ettiren arasında varıldığı belirtilen anlaşmanın metninde sigortacının ödeme borcunun söz konusu olmadığına ilişkin sigorta ettirene karşı ileri sürebileceği savunmalardan tümüyle kesin ve geri dönüşsüz biçimde vaz geçmiş olduğu kayıtlı bulunmadıkça, sigortacı ödeme borcunun gerçekte mevcut bulunmadığını kanıtlayabilmelidir. …
(Bu kanıt yükü yerine getirilemediği takdirde ise sigortacının çelişkili davranış sergilediği sonucuna varılması –duruma göre- mümkündür. Nitekim bu nokta kararda Yüksek Mahkeme tarafından (fikrimizce yerinde olarak) “somut olayda, olayın davacının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleştiği iddiası da kanıtlanabilmiş değildir” saptamasına yer verilerek açıkça vurgulanmıştır. Buradan anlaşıldığına göre eğer davalı sigorta şirketi ödeme yapmaktan kaçınmasını haklı gösteren hususu kanıtlayabilmiş olsa idi, Yargıtay, taraflar arasında riziko sonrasında yapılmış bulunan ara
Kanımızca Yargıtay kararında vurgulanan şu husus yerinde değildir: …
“….Kaldı ki; 6762 Sayılı TTK.nun 1282. maddesi (6102 Sayılı TTK’nun 1409. maddesi) uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir”. …
İncelediğimiz birçok başka kararla ilgili olarak da belirttiğimiz gibi, rizikonun teminat kapsamında sayılması gerektiğini ilk aşamada sigorta ettirenin ortaya koyması lazım gelir (Buna en başta “hasarın sigorta korumasının mevcut olduğu bir zaman dilimi içinde gerçekleştiği” hususu dahildir). Bundan sonra ayrık (teminat kapsamı dışında bırakılmış olan) hallerden (en az) birinin söz konusu olduğunu kanıtlama külfeti sigortacıya ait olur. Sigorta sözleşmesi yapıldıktan sonra gerçekleşen her hasar, mutlaka kapsam dahilinde sayılmaz (mesela ilk primin ödenmesinden önce meydana gelen hasarlar teminat dışındadır). Diğer yandan, kasko sigortası “all risks” (bütün rizikolar) esasına tabi kılınmış bir sigorta değildir. Tersine “belirlenmiş rizikolar” (named perils) esasına göre düzenlenmiştir. Somut olayda gerçekleşen rizikonun teminata dahil rizikolardan biri olduğunu ilk aşamada sigorta ettiren kanıtlayacaktır (Ancak altını çizmek gerekir ki, uygulamada “tam kasko” olarak adlandırılan kasko sigortası, sigorta konusu araca gelecek rizikolardan çok büyük çoğunluğunu içerecek genişliktedir). …
