Karar tarihi: 13.06.2016 Sayfa 45…
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı…
Davacı vekili, davacıya ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığını,…
Davalı vekili, davacı aracını kaskoladıklarını, davaya konu hasarın şaibeli olduğunun…
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacıya…
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup davacıya…
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen…
Diğer taraftan, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 1409/1.…
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda; 30.11.2013 tarihinde trafik kazasının…
Yukarıda anılan Kanun hükümleri gereği ispat yükü üzerinde bulunan davalı kasko şirketi,…
Bu durumda mahkemece, davaya konu rizikonun gerçekleşmesiyle davacı aracında meydana…
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü…
YORUM…
Yargıtay, (kasko sigortası yaptırmış olan sigorta ettirenin sigortacı aleyhine açtığı davaya ilişkin) bu kararında (da) yerleşmiş içtihadını tekrarlamakta ve aşağıdaki saptamalarda bulunmaktadır:…
- Trafik kazası 30.11.2013 tarihinde meydana gelmiştir. …
- Davacıya ait aracın sürücüsü kazayı davacıya haber verdikten sonra olay yerinden ayrılmış ve kaza tespit tutanağı bu sebeple sürücünün yokluğunda düzenlenmiştir. - Davalı sigortacı sürücünün olay yerinden ayrılmış olması, aracın alkol (veya sigorta teminatının devre dışı kalmasına yol açan bir madde) etkisi altında sevk edilmesi sebebiyle sürücü değişikliği olasılığını öne çıkarmaktadır. …
- İlk derece mahkemesi tarafından, davacıya ait araç sürücüsünün haklı sebep olmaksızın kaza yerini terk ettiği, olay yerini terkin sürücünün kimliğinin ve alkollü olup olmadığının saptanmasını engellemeye yönelik olduğu, KSGŞ A.5.10 maddesi gereği zararın teminat dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.…
- TTK 1446 uyarınca ispat yükü üzerinde bulunan davalı kasko şirketi, aldığı araştırma raporunda yer alan “sürücünün haklı sebep olmadığı halde olay yerini terk etmiş olmasının alkollü olduğu ihtimalini akla getirdiği” varsayımına dayanmış; bunun dışında sürücü değişikliği yapıldığını veya aracın alkollü olarak sevk edildiğini ispat eden bir delil sunamamıştır. …
- Davalı sigortacı, rizikonun sigorta ettirenin bildirdiğinden farklı şekilde meydana geldiğini teminat dışında kalan hallerden birinin söz konusu olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerekmektedir.…
- Dosya kapsamına göre kazada davacı tarafın sürücü değişikliği yaptığı hususu sabit değildir. …
- Kaldı ki bu husus sabit olsa idi dahi, bu tek başına rizikonun nasıl gerçekleşmiş olduğu hakkında doğru bildirim yükümlülüğünün kasten yerine getirilmediği veya sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde imiş gibi ihbar etme anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla ispat külfetinin de yer değiştirmeyeceği açıktır.…
Yargıtay’ın bu değerlendirmeleri hakkında benzer olaylarla ilgili başka kararları incelerken yorumda bulunmuştuk. Burada kısaca şu hususların altını çizmekte yarar olduğunu düşünmekteyiz: …
Sürücünün olay yerinden ayrılması durumunda, sigorta ettirenin bu ayrılmanın hangi sebeple söz konusu olduğunu açıklama ve gerektiğinde kanıtlama yükü altında olması gerekir. Bu yapıl(a)madığı takdirde ise, olay yerinden ay
Sürücü değişikliği yapılmış olması da bu değişikliğin kabul edilebilir başka bir sebeple yapıldığının ortaya konulması hali dışında (belirtmek gerekir ki bu çok ender olarak söz konusu olabilecektir) sigorta ettiren aleyhine sonuç meydana getirmelidir. …
Yüksek Mahkeme’nin göreve aykırılığın kasta dayalı olması gerektiğine ilişkin açıklamaları da 1956 tarihli (önceki) TTK zamanında geçerli olan fakat günümüzde artık geçerliği kalmamış bulunan açıklamalardır. …
Kaldı ki, göreve aykırılık hiç kusura dayanmasa dahi, sürücü değişikliği olgusu sabitse, bu hal kanımızca kural olarak sigorta teminatından yararlanma hakkının kaybedilmesine yol açabilecektir. …
Yukarıda 17. HD’nin 13.6.2016 gün ve E. 2016/5258 K. 2016/7129 sayılı kararı altındaki yorumlarımıza da bkz. …
