Karar No.: 2016/4061 …
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Kredi bağlantılı hayat sigortasında poliçe üzerindeki “dain-i mürtehin” kaydı- Dain-i mürtehin tarafından davaya onay verilmesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi …
Esas No.: 2015/15788 …
Karar tarihi: 30.03.2016 …
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı…
Davacı vekili, müvekkilinin murisi ....’in dava dışı ...’ndan kullanmış olduğu tüketici…
Davalı vekili, müvekkili ile dava dışı muris ... arasında...’ndan kullanmış olduğu,…
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacının kredi sözleşmesinde…
1-Dava, hayat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1456. maddesinde sınırlı ayni hak ile takyit…
Yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesinde muaccel olan sigorta tazminatının,…
Somut olayda, ...’nin dava konusu tüketici kredisi ile ilgili düzenlenen hayat sigortası…
Dain-mürtehin hakkı olan ..., cevabi yazısında, muris ………’ın şubelerinden kullandığı…
Bu durumda mahkemece, dain mürtehin hakkı sahibi tarafından davaya ve tazminatın…
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü…
YORUM…
(Yukarıda incelediğimiz İzmir BAM - 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/63 Esas ve 2017/85 Karar sayılı, 06.02.2017 günlü kararı altındaki yorumlarımıza da bkz.) …
Dava, kredi bağlantılı hayat sigortası ile ilgilidir. Davacı, miras bırakanı tarafından kullanılan tüketici kredisinin güvencesi olarak miras bırakanının ölümü üzerine hayat sigortası yapılmış olduğunu ve kredi kullandıran şirketin poliçede dain-i mürtehin olarak belirtildiğini; rizikonun gerçekleşmesi (kredi kullanmış olan sigortalının ölümü) üzerine sigortacının ödeme yapmadığını öne sürerek sigorta bedelinin tahsilini talep etmiştir. …
Karar metninden, davalı sigorta şirketinin aşağıdaki iki sebeple ödeme yükümlülüğünün olmadığını savunmuş olduğu anlaşılmaktadır:…
- Davacının (hayat sigortası sözleşmesi uyarınca istemde bulunma hakkının bankaya geçmiş olması dolayısıyla) dava yeteneğinin olmaması …
- Dava yeteneği mevcut olsaydı dahi, sözleşme öncesi bildirim görevine aykırılığın söz konusu olması…
İlk derece mahkemesi …
- Davacının kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğu nazara alınırsa, dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını kabul etmek gerektiği…
- Dava hakkının (kredi veren ve dain-i mürtehin konumunda olan) bankada bulunduğu ve davacının aktif husumet ehliyetinden yoksun olduğu …
gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir.…
(Karardan, Yargıtay’ın evvelce dava dışı (poliçede “dain-i mürtehin” olduğu belirtilen) bankanın davacı tarafından açılan davaya onay verip vermediğinin araştırılması lazım geldiğini belirterek bozma kararı vermiş olduğu anlaşılmaktadır). Yargıtay’ın (bu kere) kredi açmış olan bankanın koşulsuz onay verdiğini belirleyerek bozma yönünde hüküm kurduğu görülmektedir. …
İlk derece mahkemesi kararında belirtilmiş olan “davacının (aynı zamanda) müteselsil kefil olması sebebiyle dava açmakta yararının bulunmadığı” görüşüne katılmıyoruz. Bir kredi borcunun güvencesi olan hayat sigortasından alınacak ödeme sonuçta bu borcun kapatılmasında kullanılacaktır. Kredi borcunun borçlusu (veya bu borcun kefili) sigorta parasının ödetilmesini (sigorta sözleşmesi uyarınca dava hakkına sahip ise) hiç kuşkusuz isteyebilir. Alacaklının (bankanın) evvela kefile başvurması lazım geliyorsa ve kefil de kredi borcunu kapatmışsa, bu olasılıkta kefilin sigorta parasını dava ve tahsil etmesine zaten engel bulunmayacaktır. Bankanın kefile başvurmuş olmaması olasılığında ise, kanımızca sigorta parasının dava yoluyla istenmesine yine bir engel yoktur. Yalnızca bu olasılıkta -eğer varsa- bankanın sigorta parası üzerindeki haklarının hüküm fıkrasında gereği gibi güvence altına alınmış olması lazım gelecektir. …
Olayda (karardan anlaşılabildiği kadarıyla) hayatı üzerine sigorta yapılmış olan (sigortalı) kişi davacının miras bırakanıdır. Davacı ise miras bırakanının kredi borcuna kefil olmuştur. Davacı, sigortacıya karşı açtığı davayı sigorta ettirenin mirasçısı sıfatıyla (onun halefi olarak) açmıştır. Diğer bir anlatışla, hem kredi borcunun güvencesi niteliğindeki sigorta sözleşmesi uyarınca hak sahibi, hem de kredi borcunun kefili durumundadır. …
Yargıtay’ın her iki bozma kararında da poliçede “dain-i mürtehin” olarak belirtilen bankanın sigorta parası üzerinde rehin hakkına sahip olduğu kabul edilmiştir. Benzer olaylara ilişkin başka kararları incelerken de belirttiğimiz gibi, bu kabulün dayanağı kanıtlanmaya gereksinim göstermektedir. Bir alacak üzerinde rehin hakkı kurmak için, o alacağın sahibi olan kişi ile lehine rehin hakkı oluşturulacak kişinin yazılı bir anlaşma yapmaları gerekmektedir.…
