Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.10.2007…
Davacı vekili, davalıya finans sektör (elektronik sigorta) poliçesi ile sigortalı…
Davalı vekili, sigorta poliçesi özel koşullarına göre kesintisiz güç kaynağı ve/veya…
Mahkemece; toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya…
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. …
Dava, finans sektör poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, dava konusu…
Mahkemece, poliçe genel şartlarına göre sigortalı lehine kararlaştırılmış olan teminatın…
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü…
YORUM…
Davacı sigorta ettiren, ultrasonografi cihazında meydana gelen hasarın ödenmediğini ileri sürmüştür. …
Davalı sigortacı …
- Sigorta poliçesi özel koşullarına göre kesintisiz güç kaynağı ve/veya voltaj (gerilim) düzenleyici sistemlerinin bulundurulmasının zorunlu olduğunu, - Elektriksel nedenden ileri gelen hasarlarda kesintisiz güç kaynağı bulunmaması halinde meydana gelen hasarın poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını,…
- Sigortalı cihazın güç kaynağı olmadan çalıştırılmasından dolayı hasarlandığını ve arızanın da bundan ileri geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir. …
İlk derece mahkemesi poliçedeki özel klozun 1956 tarihli TTK m.1266’daki emredici düzenleme karşısında geçersiz olduğu kaldı ki kesintisiz güç kaynağının da bulunduğu, arızanın voltaj değişikliğinden doğduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. …
Yargıtay ilk derece mahkemesi kararını aşağıdaki gerekçeyle bozmuştur:…
- Dava konusu olayda sigortalı cihazın elektrik akımındaki ani değişiklikten hasarlandığı çekişmesizdir.…
- Uyuşmazlık, Elektronik Cihaz Sigortası Genel Şartları m.1(d)’de “kısa devre, yüksek voltaj (gerilim) ve endüksiyon akımının etkisiyle” meydana gelen zararların teminat kapsamında olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, poliçedeki “Elektriksel nedenden kaynaklanan hasarlar kesintisiz güç kaynağı ve/veya gerekli voltaj (gerilim) düzenleyici sistemlerin bulundurulması kaydıyla ödenecektir” şeklindeki özel klozun geçerli olup olmadığı, (diğer bir anlatışla poliçedeki özel şartın Bakanlıkça düzenlenmiş genel şarta aykırı olup olamayacağı) noktasında toplanmaktadır.…
- Mahkemece, genel şartlarda sigorta ettiren lehine öngörülen sigorta koruması kapsamının özel şart ile sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceği; bu nedenle özel şartın geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır. …
- Oysa, poliçe özel koşul ya da koşulları, taraflarca sözleşme hürriyeti kapsamında serbestçe kararlaştırılabilir. …
- Tacir olan taraflarca poliçe özel koşulu sözleşme hükmü haline getirilmiştir.…
- Mahkemenin kabulünün aksine, poliçede emredici nitelikte olmayan poliçe genel şartlarına aykırı özel şartlara da yer verilebileceği kuşkusuzdur. …
- Kaldı ki poliçeye eklenen ve sözleşme hükmü haline getirilen anılan özel klozu, 1956 tarihli TTK m. 1264 anlamında genel şart hükmünü sigorta ettiren zararına değiştiren bir anlaşma olarak yorumlanamaz. …
- Mahkeme özel klozun TTK’nun emredici düzenlemelerine aykırı olmadığını ilke olarak kabul etmeli idi.…
- Dava konusu hasarın poliçe özel koşulu da nazara alınarak poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda aynı ya da başka bir bilirkişi…
Yargıtay kararı hakkındaki yorumumuz şöyledir: …
Sigorta genel şartlarındaki bir düzenlemeyi sigorta ettiren aleyhine değiştiren bir özel anlaşmanın sigorta ettiren ile sigortacı arasındaki sözleşme ilişkisinde (özel hukuk açısından) geçerli olması gerektiğini; bu konudaki sınırın TTK’daki emredici düzenlemeler olduğunu yukarıda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2007 gün ve E.2006/10325, K. 2007/13177 sayılı kararını incelerken (ayrıntılarıyla) vurgulamış idik. Oraya yollamada bulunmaktayız. …
Yargıtay’ın “poliçe özel koşul ya da koşulları, taraflarca sözleşme hürriyeti kapsamında serbestçe kararlaştırılabilir” yolundaki görüşüne bütünüyle katılmaktayız. Yüksek Mahkeme bu görüşü dile getirerek “yasanın emredici hükümlerine aykırı olmayan sigorta sözleşmesi koşullarının, genel şartlara (sigorta ettiren/sigortalının aleyhine olacak biçimde) aykırı bulunsalar dahi özel hukuk ilişkisi bakımından taraflar arasında geçerli sayılacaklarını” açıkça benimsemiş bulunmaktadır.…
Ancak Yüksek Mahkeme olaydaki klozun emredici hükme aykırılık içermediğini de vurgulama gereksinimi duymuştur. Buna neden gerek duyduğunu anlayamadığımızı belirtmek isteriz. Kanımızca zaten 1956 tarihli TTK m.1264 hükmüne aykırılık söz konusu değildi. Çünkü yasanın emredici hükümlere ilişkin maddesi “genel şartları (sigorta ettiren aleyhine olacak şekilde) değiştiren anlaşmaların geçersiz olacağı” yolunda hüküm içermemekte idi. (Bu saptama 2011 tarihli TTK için de geçerlidir). …
