Davacılar vekili; müvekkillerinin miras bırakanının dava dışı Halk Bankası’ndan kullandığı…
Davalı vekili; poliçede sürücü veya yolcu olarak motosiklete binme eyleminin teminat…
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; Yargıtay 11. Hukuk…
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. …
1- ) Dava, sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle…
Somut olayda; davacılar murisinin sigortalı sıfatıyla 30.12.2013 tarihli Esnaf Acil…
2- ) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine…
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz…
YORUM…
Yargıtay kararına konu oluşturan çekişme özetle şudur: Bankadan alınan kredinin garantisi olarak bir ferdi kaza sigortası düzenlenmiştir. Sigorta ettiren kredi borçlusu bir motosiklet kazasında hayatını kaybetmiştir. Davalı sigorta şirketi, bu halin (ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları m.6 (a) uyarınca) sigorta kapsamı dışında kaldığını savunarak ödeme yapmamıştır. …
Davacı taraf (aynı zamanda sigorta ettiren ve sigortalı olan, ölümcül motosiklet kazasına uğramış kredi müşterisinin mirasçıları) sözleşme sırasında sigortacının acentesinin (aynı zamanda kredi veren banka) “bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davrandığını” öne sürmüşlerdir.…
İlk derece mahkemesi (daha önce Yargıtay tarafından verilen bozma kararına uymuş) ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması sebebiyle davayı kabul etmiştir. …
Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını aşağıdaki gerekçelerle bozmuştur: …
- Davacılar, TTK 1423(2) kapsamında, sözleşmenin kurulmasını izleyen yasal süre içinde murislerinin sözleşmeye itiraz ettiğini iddia ve ispat etmemişlerdir.…
- O halde açık yasa hükmü gereği sözleşmenin poliçedeki şartlarla yapıldığı kabul edilecektir. …
- Bu durumda, poliçede teminat dışında bırakılmış olan hal dolayısıyla davacıların sigorta tazminatı talep edememelerinde davalı ... şirketinin kusur ve sorumluluğu yoktur. …
- Bu husus göz önüne alınmaksızın, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Karar hakkındaki değerlendirmemiz şöyledir: …
“Motosiklet kullanmak veya motosiklete binmek” Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları m.6 (a) uyarınca aksine sözleşme olmadığı takdirde teminat dışında kalan bir haldir. …
Sigortacının (ve acentesinin) sorumlu olduğu sözleşme öncesindeki bilgilendirme yükümlülüğü kural olarak ek sözleşme yapılması yoluyla sözleşme kapsamına alınabilecek hallere ilişkin bilgi verilmesini de içerir. …
(TTK’nun her nedense “aydınlatma” sözcüğüyle anlattığı) bilgilendirmenin yapıldığını kanıtlama yükümlülüğü sigortacının üzerindedir. Karardan anlaşıldığına göre olayda sigortacı bu kanıt yükünü yerine getirmemiştir. …
O halde, bilgilendirme yükümlülüğüne aykırılık olgusu sabittir. …
Sigorta ettiren, eğer ek sözleşme ile teminat altına alınabilecek hallere ilişkin bilgilendirilmiş olsa idi, özellikle kendi durumuna uygun bazı özel hallerin (mesela olaydaki gibi motosiklete yolcu olarak binme) teminata dahil edilmesini sağlayabilir ve bu gibi haller sigorta korumasının dışında kalmamış olurdu.…
Yüksek Mahkeme, ilk derece mahkemesinden farklı olarak, bilgilendirme yapılmaksızın kurulan sözleşmeye sigorta ettirenin TTK 1423(2)’de yazılı 14 günlük yasal süre içinde itiraz etmiş olmaması sebebiyle “bilgilendirme yükümlülüğüne aykırılığın düzelmiş olduğunu” kabul etmiştir. …
Yüksek Mahkeme’ye göre (sigorta ettirenin TTK 1423(2)’de bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması olasılığı için hükme bağlanan “sözleşmenin yapılmasına itiraz” hakkını kullanmaması üzerine) artık davalı sigortacıyı (sigorta ettirenin zarara uğraması bakımından) kusurlu sayamayız. …
Yargıtay böylece, sigorta ettirenin davranışının (sözleşmenin kurulmasına itiraz etmemesinin) sigortacıyı sorumluluktan “tümüyle” kurtarıcı bir etki yaratacağı görüşünü benimsemiş olmaktadır. Bu görüşe katılmamaktayız.…
Öncelikle TTK 1423 hükmünün yetersiz ve hatalı şekilde kaleme alındığını vurgulayalım. Kanımızca TTK 1423 bilgilendirme yükümlülüğüne aykırılık halinde sigortacının bu yüzden meydana gelen zararı ödemesi gerekip gerekmeyeceğini açıkça hükme bağlamalıydı. …
“Sözleşmenin yapılmasına itiraz” deyiminden anlamamız gereken sözleşmeyi geriye etkili olarak ortadan kaldırma beyanıdır. Bu sebeple “itiraz” yerine “iptal” veya “cayma” denmesi daha doğru olurdu. Sözleşmenin (itiraz hakkı kullanılmadığı için) “poliçede yazılı koşullarla” ayakta tutulması, sigortacının istemeyeceği bir durum değildir. Kendi kaleme aldığı poliçe ile bağlı olmak, tersine sigortacının temel arzusudur. …
