Yazarlar:
Kemal Efe Sayın
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel +
pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Sayfa 125SONUÇ
Bu çalışmada dini sembol ve kıyafetler hakkındaki İHAM kararları incelenmiş, bu kararlardaki…
Sözleşme’nin 9. maddesinde düzenlenen düşünce, vicdan ve din özgürlüğü iki boyuta…
İHAK’ın 1993 yılında verdiği Karaduman kararında, dini sembol ve kıyafetler giyilmesinin dini inançtan kaynaklandığı ancak “dini inancı açıklama eylemi” sayılamayacağı belirtilmiştir. Bu, dini sembol ve kıyafetlerin 9(2) madde korumasından yararlanamayacağı anlamına gelmekteydi. Dahlab…
Dini sembol ve kıyafetler kullanan bireylere sunulan korumanın darlığını -hatta yokluğunu-…
Öğretide öne sürülenin aksine, takdir marjı doktrininin tutarlı bir biçimde uygulandığına…
Çalışmanın ikinci bölümünde forum internum ve forum externum ayrımından bahsedilmiştir.…
Mahkeme’nin dinleri kategorik olarak sınıflandırmak yerine, her başvuruya somut vakanın…
İlerleyen zamanlarda, Mahkeme’nin arzulanan hassasiyete yaklaşan bir inceleme yapacağını…
İHAM, Lautsi kararında laiklik, tarafsızlık ve takdir marjı kavramlarının yarattığı sorunların çözümü için önemli tespitler yapmıştır. Bu kavramları birbirinden makul ölçüde ayırmayı başarmıştır. Buna göre, dini tarafsızlık elbette devletin görevidir. Fakat bu, devletin hiçbir dinle, diğer dinlere nazaran daha yakın ilişki kuramayacağı anlamına gelmez. Önemli olan diğer dinlere mensup bireylere de çoğulcu ve hoşgörülü bir toplum hayatı sunulabilmesidir. Sekülerizm yani devleti ve kamusal hayatı dinden arındırmak Sözleşme tarafından devletlere yüklenen bir yükümlülük değildir. Bir devletin, dinle ilişkilerini düzenlemede sekülerizmi rehber edinip edinmeyeceği konusunda takdir marjı bulunmaktadır. Bu bakımdan sekülerizm, dinler karşısında tarafsız bir tavır olmaktan çok dinin karşı tarafında bir fikir olarak, dini tarafsızlıkla aynı kavram değildir.Son olarak Mahkeme, Lautsi kararında takdir marjı hususunda da olumlu bir ilerleme sunarak, bu doktrinin hangi durumlarda dar hangi durumlarda geniş yorumlanacağına dair işaretler vermiştir. Mahkeme’nin ilerleyen tarihli kararları bu tespitimizi doğrulamaktadır. İHAM, başvurucular lehine karar verdiği Eweida ve Diğerleri v. Birleşik Krallık,…
Sonuç olarak Büyük Daire’nin Lautsi kararı ile başlayan ve Eweida kararı ile güçlenen bu tutum, somut olayın koşullarına yönelik daha derinlikli bir inceleme yapılacağına ve bireylere sunulan korumanın günbegün artacağına ilişkin umut vermektedir. Yine de istikrarlı bir ilerlemenin var olduğunu görebilmek için İHAM’ın önümüzdeki yıllarda vereceği kararları beklemek daha gerçekçi olacaktır.
4.3.Bir Dönüm Noktası Olarak Lautsi Kararı
KAYNAKÇA