2. Malvarlığının korunmasına ilişkin kurallar, sadece alacaklıları değil,…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SONUÇ
1. Anonim şirketlerin ortaklarından ayrı bir tüzel kişiliği bulunması sebebiyle,…
3. Sınırlı sorumluluk imtiyazının malvarlığını koruyan kurallarla dengelenmeye çalışılması esasen hukuki-politik bir gelişim sürecinin ürünüdür. Bu nedenle malvarlığını koruyan hükümlerin tarihi olarak ortaya çıkış sürecini değerlendirmek, sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasi arka planını incelemek hükümleri daha iyi anlaşılabilmesini sağlayacaktır. Çünkü malvarlığını koruyan hükümler dönemin çeşitli ihtiyaçlarına karşılık olarak pek çok değişikliğe tabi tutulmuşlardır. Zira hukuk sosyolojik bağlantısı olan bir bilim dalı olduğundan, hükümlerin ortaya çıkışı ve değişiklikleri boyutunun incelenmemesi çalışmayı eksik bırakacaktır. Bu nedenle malvarlığını koruyan hükümlerin tarihsel değişimlerini ince-
4. Malvarlığını koruyan hükümlere yönelik olarak, Kıta Avrupası hukuku ve…
5. Türk hukuku, Alman ve İsviçre hukukunda olduğu gibi anonim şirket malvarlığının…
6. Asgari sermaye, ayni sermaye getirilmesine ilişkin hükümler, nakdi sermayenin getiriliş prosedürüne ilişkin hükümler, sermaye olarak getirilemeyecek unsurların belirlenmesi ve itibari değerin altında pay belirlenememesine ilişkin hükümler, sermayenin oluşumu sırasında koruma sağlayan hükümler olarak incelenmiştir. Bu hükümler sermaye oluşum sürecinin sağlıklı ve tüm menfaat sahiplerini koruyacak şekilde
7. Sermayenin sürdürülmesi amacıyla da hükümler ihdas edilmek suretiyle malvarlığının…
8. Malvarlığının korunması ilkesinin son ayağını, anonim şirket malvarlığını…
9. Kanun koyucu malvarlığının korunmasına yönelik olarak yasal düzenlemeler…
10. Türk hukukunda, mehaz İsviçre ve Alman hukuku karşılaştırmalı olarak yargı…
11. Kanun koyucu sermayenin eksiksiz ve fiilen oluşmasına yönelik olarak hükümler düzenlemekle birlikte, bu hükümlerin gerektirdiği süreçlere uyulmadan bir kuruluş işlemi gerçekleşmesi durumunda şirketin
12. Türk hukukunda malvarlığının korunmasına ilişkin hükümlerin en eksik kaldığı husus, kanuna aykırı olarak gerçekleştirilen dağıtımlardır. Bu hususta kanuna aykırı kâr ve kazanç dağıtımlarının iadesinin düzenlendiği TTK m. 512 ve m. 513 hükümleri, mevcut haliyle kanuna aykırı dağıtımların çok sınırlı bir kısmını yaptırıma tabi tutmaktadır. Bu hususta hem İsviçre hukukunun hem de Alman hukukunun çok gerisinde kalınmıştır. TTK m. 512’ye göre pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri iade yükümlüsü olarak belirlenirken; OR m. 678’e göre, pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri,yönetimde yer alan kişiler, danışma kurulu üyeleri ile bunların yakını olan kimseler iade yükümlüsü olarak belirlenmiştir. Bu açıdan iade yükümlüsü kişilerin kapsamı TTK’da çok sınırlıdır. Ayrıca TTK m. 513’ün iade şartını, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanabilirliği hallerine indirgemesi hükmün uygulama alanını daha da kısıtlamaktadır. Açık dağıtımlar açısından bu kadar kısıtlı bir alana hizmet eden iade yükümlülüğü, örtülü dağıtımlar açısından hiç düzenleme alanı bulamamaktadır. İsviçre hukukunda örtülü dağıtımlara yönelik olarak açık bir hüküm öngörülmüşken, Alman hukukunda da tüm kanuna aykırı dağıtımların iade kapsamında olacağı düzenlenmek suretiyle, örtülü dağıtımların da iade kapsamında olacağı ifade edilmiştir. Türk hukukunda böyle bir düzenlemenin yer almaması kanuna aykırı dağıtımların yaptırımları noktasında çok büyük bir alanı yaptırım dışı bırakmaktadır. Bu hususta eşit işlem ilkesi, yönetim kurulu kararlarının butlanı veya hükümlerin geniş yorumlanmaya çalışılması gibi dolaylı başvuru yolları yerine, mehaz İsviçre hukukunda olduğu gibi iade yü-
13. Sermayenin iadesi yasağının yaptırımına ilişkin olarak da doktrinde çeşitli…
14. Sermayenin kaybı halinde alınacak tedbirleri düzenleyen TTK m. 376 hükmünün de revize edilerek daha etkin bir hüküm haline getirilmesi gerekmektedir.Uygulamada TTK m. 376, esasen İcra-İflas hukuku tarafından, konkordato (eskiden de iflas ertelenmesi) süreci dolayısıyla, daha çok başvurulan bir hükümdür. Yönetim kurulunun bu madde kapsamında görevleri sermayenin yarısının kaybı halinde başlamaktadır. Aslında bu aşama yeniden yapılandırma hükümlerine başvurulması ve başarı elde edilmesi açısıdan geç bir aşama olabilmektedir. Bu açıdan İsviçre hukukunda “erken uyarı” sistemi olarak adlandırılan bu sistemde, revizyon gerçekleştirilmek suretiyle yeniden yapılandırma adımlarını olabildiğince erken başlatmak amacıyla değişikler yapılmıştır. Şirketin mali durumunu değerlendirmek için, öz sermaye ve borç gibi bilinen statik göstergelere ek olarak, ilk kez “ödeme gücünü” dinamik bir uyarı göstergesi kabul etmiştir. Bu amaçla, tedbirler OR m. 725’te ödeme aczi durumu ile başlamaktadır. Türk hukukunda da İsviçre hukukunda olduğu gibi, TTK m. 376’yı yeniden düzenleyerek uyarı sisteminin daha da erkene çekilmesi gerekmektedir. “Ödeme gücü” şeklindeki dinamik uyarı göstergeleri TTK kapsamında değerlendirilmelidir. Ayrıca hükme ilişkin bir diğer sorun teşkil eden husus, hükmün uygulanmasına yönelik olarak çıkarılmış olan Tebliğ’dir. Bu Tebliğ hem kanuna hem de malvarlığının korunması ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Anılan Tebliğ’de değişiklik
