1. Doktrinin çoğunluğu tarafından bir külfet niteliğinde olduğu kabul edilen…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Sonuç
Satış sözleşmesinde ayıp bildirimi konulu çalışmamız kapsamında şu sonuçlara var…
2. Ayıp bildirim süresi bir hak düşürücü süre niteliğindedir. Dolayısıyla da bu süreye riayetsizlik bir itiraz teşkil etmektedir. İtiraz teşkil eden durumların hâkim tarafından re’sen dikkate alınabilmesi bunların dava malzemesinde bulunmasına bağlıdır. Dava malzemesinde bildirimin yapıldığına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktaysa hâkim re’sen bildirim külfetine uyulup uyulmadığını taraflara soramamalıdır. Dava malzemesinde süresi içerisinde bildirim külfetinin yerine getirilmediğinin kesin olarak anlaşılmasına rağmen satıcının böyle bir savunmada bulunmaması hâlinde ise hâkim bu durumu re’sen göz önünde bulundurabilecektir. Fakat bildirim külfetine riayet edilmemesine rağmen satıcının bu ihlâle dayanmayacağı hususunda alıcıya açık veya örtülü bir şekilde güven vermesi durumunda, onun daha sonra bu sözüne aykırı davranarak hiç veya gereği gibi bildirim yapılmadığını ileri sürmesi hâlinde de ayıptan doğan hakların varlığını devam ettirmesi gerekmektedir. Bunun nedeni ise hakkın kötüye kullanılması yasağıdır. 3. Hayvan satışlarında bildirim süresi; gebelik hâlinde bu durumun anlaşılmasından,…
4. Bildirim sürelerinin ne zamandan itibaren işlemeye başlayacağı belirlendikten sonra bildirimin yapılabileceği toplam süre de tespit edil-
5. Doktrinde ticari satışın ne olduğuna dair fikir birliği bulunmamaktadır. Kanaatimizce, alıcının meslek erbabı olduğu ve tekrar satmak, kâr elde etmek veya işletmenin mesleki ihtiyaçlarını gidermek amaçlarıyla yaptığı satışlar, ticari satıştır. Ancak doktrinin çoğunluğu gibi kanaatimizce de TTK m. 23’ün kapsamına her tür ticari satış değil, ancak tacirler arasında yapılan ve her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiren satışlar girmektedir. Diğer ticari satışlar ise TBK m. 223 kapsamında değerlendirilmelidir. Tacirler arasındaki ticari satışlar kapsamında malda, olağan bir gözden geçirmeye gerek bulunmaksızın görülebilir bir ayıp bulunuyorsa iki gün, diğer açık ayıplarda ise sekiz gün içerisinde bildirim yapılmalıdır. Gizli ayıplar ise hemen satıcıya bildirilmelidir. TTK m. 23/1-c kapsamında olmayan ticari satışlar ve adi satışlar için bildirim süresi de TBK m. 223 hükmünde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, olağan bir gözden geçirmeyle fark edilebilecek ayıplar uygun süre içerisinde gizli ayıplar ise hemen bildirilmelidir. Bu sürelerin takdirinde somut olay koşulları ve dürüstlük kuralından hareket edilmekle beraber özellikle malın hızlı bozulabilmesi, sezonluk olması gibi hususlar da göz önünde bulundurulacaktır. İlgili malların bildirimde uygulanacak süreye dair bir örf ve âdet hukuku kuralının bulunması hâlinde hâkimin buna da riayet etmesi beklenmektedir. 6. Her türlü satış sözleşmesi için bildirimin yapılması herhangi bir şekle…
7. Gerekli içerikte olduğu müddetçe herhangi bir şekilde yapılabilecek olan…
8. Bildirim külfetine dair bir uyuşmazlığın bulunduğu durumda ispat yükünün hangi taraf üzerinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Kanaatimizce bildirimin yapıldığını ispat yükü alıcı üzerindedir. Dolayısıyla da bir uyuşmazlığın varlığı hâlinde alıcı bildirimde bulunduğunu ispatlayamadıkça satıcıya karşı ayıptan doğan haklarını kullanamayacaktır. Satıcının bildirimin gereği gibi yapılmadığını ileri sürmesi durumunda ise bu iddiasını ispatlaması gerekecektir. Satıcı açık bir şekilde bildirim süresine riayet edilmediğini ileri sürmese dahi bu durum tarafların getirdiği dava malzemelerinden açık ve kesin bir şekilde anlaşılmaktaysa hâkim tarafından re’sen dikkate alınabilecektir. Çünkü bildirim süresi bir hak düşürücü süredir ve hak düşürücü sürelere dikkat edilmemesi bir itiraz teşkil etmektedir. Bunun haricindeki durumlarda ise (örneğin bildirimin içeriğinin yeterli olmadığı vs.) satıcı tarafından yapılmış açık bir savunma olmadıkça hâkim bildirimin gereği gibi yapılmamış olması nedeniyle alıcının ayıptan doğan haklarının sona erdiğine karar verememelidir. Fakat bildirimin gereği gibi yapılmadığının uyuşmazlık konusu olduğu her durumda ispat yükünün satıcı üzerinde olduğu unutulmamalıdır. Bu noktada delillerin hangi tarafça dava malzemesine eklendiği ise önem taşımamaktadır. Bildirimin yapılmış olduğu, her türlü delille ispat edilebilecektir. 9. Şu ana kadar açıklanan kurallar çerçevesinde gereği gibi bildirimde bulunmayan…
10. TBK’da olduğu gibi CISG’da da bildirim külfeti için bazı istisnalar düzenlenmiştir. CISG m. 40 hükmü uyarınca satıcının, bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı ayıpların varlığı ve bunları alıcıya açıklamaması hâlinde bildirim külfetinin ihlâl edildiği savunmasına dayanması mümkün değildir. Kanaatimizce bu hüküm satıcının kastını ve ağır ihmalini kapsamaktadır. Satıcı veya yardımcılarının en geç bildirim süresinin sona erdiği ana kadarki bilgisi bu maddenin uygulanmasına imkân sağlayacaktır. Yine CISG m. 44’e göre, alıcının bildirimde bulunmaması bakımından makul özrü bulunmakta ise 50. madde kapsamında semende indirim yapması ya da yoksun kaldığı kâr haricindeki zararlarının karşı-
