2. Maden kavramının hukuki anlamının belirlenmesinde öğretide tanımlayıcı…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SONUÇ
1. Maden hukuku, yalnızca özel hukuk veya yalnızca kamu hukuku içinde konumlandırılabilecek…
3. Maden ile maden hakkı kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerekir.…
4. Maden hakkı farklı hak ve yetkileri bünyesinde toplayan çatı bir hukuki kurumdur. İlk müracaat hakkı, buluculuk hakkı, arama hakkı, işletme hakkı ve görünür rezerv geliştirme hakkı bu hakkın kendi içindeki türlerini oluşturmaktadır. 5. Maden arama hakkı, hak sahibine hukuki anlamda bir madenin tespitine dönük…
6. Maden işletme hakkı, madenin çıkarılmasını, madenin işlenme ile zenginleştirme…
7. Maden hakkı, ekonomik değer taşıması ve devredilebilir olması nedeniyle…
8. Maden hakkı, maden siciline tescil edilmesi sayesinde herkese karşı ileri…
9. Maden hakkıyla ilgili uyuşmazlıklara TMK m. 5 hükmü çerçevesinde Türk Medeni…
10. Maden sicili, fonksiyon itibarıyla tapu siciline benzer bir yapı göstermektedir.…
11. Her ruhsat için ayrı sayfa açılması ilkesi, özellikle taşınmaz malikinin…
12. Aleniyet ilkesi sayesinde taşınmaz malikinin ve taşınmaz üzerindeki diğer hak sahiplerinin, maden hakkının varlığı, kapsamı ve etkileri konusunda bilgi edinmesi mümkün olmaktadır. Bu vesileyle mülkiyet hakkının sınırlarının daha öngörülebilir hâle gelmesi sağlanmaktadır. 13. Tescil ilkesinin özel mülkiyete konu taşınmazlar bakımından taşıdığı önem,…
14. Maden sicilinde gerçekleştirilen işlemlerin de hukuki sebebe dayanması…
15. Sicile güven ilkesi, aleniyet ilkesiyle birlikte değerlendirildiğinde,…
16. Maden sicilinin Devlet tarafından tutulması, sicil kayıtlarının doğruluğuna…
17. Mülkiyet hakkının yalnızca yetkilerden değil, aynı zamanda malike yüklenen…
18. Malikin eşya üzerindeki mülkiyet hakkından doğan yetkileri Türk hukukunda benimsenen modern mülkiyet görüşü çerçevesinde sınırsız ve mutlak değildir. Özel mülkiyet altında bulunan taşınmazlar bakımından madenler, mülkiyet hakkına özgü sınırlamaların en belirgin görünümlerinden birini oluşturur. Maden Kanunu m. 4 uyarınca ma-
19. Kanunilik ölçütü çerçevesinde Anayasa m. 35 ve m. 168 ile Maden Kanunu…
20. Anayasa, Türk Medeni Kanunu ve Maden Kanunu hükümleri sistematik bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, Türk hukukunda madenler bakımından devlet hâkimiyeti sisteminin benimsendiği sonucuna varılmaktadır. 21. Doğal nitelikleri gereği özel mülkiyet konusu olamayan, Devletin hüküm…
22. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olma kavramının mevzuatta açık biçimde…
23. Madenlerin kamu malı niteliği, bunların kural olarak devredilememesi, üzerinde doğrudan sınırlı ayni veya kişisel hak tesis edilememesi, haczedilememesi, kamulaştırılamaması ve kazandırıcı zamanaşımıyla iktisap edilememesi gibi sonuçlar doğurmaktadır. Bununla birlikte maden işletme hakkı, kamu mallarının devredilmezliği ilkesine idarenin gözetimi altında işleyen sınırlı bir istisna getirmekte; yeraltından çıkarılan madenin, ruhsat hakkına dayanarak özel mülkiyete aslen kazanma yoluyla geçmesini mümkün kılmaktadır. Yeraltında bulunduğu sürece kamu malı niteliğini koruyan maden üzerinde cebrî icra işlemleri yürütülemez;
24. Özel mülkiyete konu taşınmazlarda madenin bulunması, taşınmaza ilişkin…
25. Toprağın sahibi altının da üstünün de sahibidir ilkesi, modern mülkiyet anlayışı karşısında mutlak bir kural olmaktan çıkmış, günümüzde ancak sınırlı bir anlam taşır hâle gelmiştir. İlke, arazi mülkiyetinin yalnızca yüzeyle sınırlı olmadığını ifade etmesi bakımından önemini korumakla birlikte, tarihsel olarak mülkiyetin sınırsız bir hâkimiyet sağladığının düşünüldüğü bir dönemin ürünüdür. TMK m. 718/I, arazi mülkiyetinin kapsamını kullanılmada yarar ölçütü ile sınırlandırmak suretiyle ilkenin mutlak biçimde benimsenmediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca Anayasa m. 168 ve Maden Kanunu m. 4 hükümleri, madenlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu kabul ederek “cuius est solum”…
26. Arazi mülkiyetinin dikey kapsamı, TMK m. 718/I uyarınca kullanılmada yarar…
27. Fiziki yapı itibarıyla maden ile arazi arasında sıkı bir maddi bağlılık bulunsa da, Türk hukukunda bu ilişki TMK m. 684’te düzenlenen klasik bütünleyici parça kuralıyla açıklanamaz. Zira Anayasa m. 168 ve Maden Kanunu m. 4 hükümleriyle madenler, bilinçli bir normatif tercihle arazinin mülkiyet rejiminin dışına çıkarılmış ve Devletin hüküm ve tasarrufu altına alınmıştır. Bu nedenle arazideki maden, iç ve dış bağlılık unsurlarını taşısa dahi Türk Medeni Kanunu anlamında bütünleyici parça olarak nitelendirilemez. Bununla birlikte maden, araziden fiilen ayrılıncaya kadar bağımsız bir eşya niteliği de kazanmaz ve aslın hukuki kaderine tâbi olmaya devam eder. Bu durum, kural olarak arazinin üzerinde yer alan yapılar bakımından da geçerli olan üst arza tabidir ilkesine benzemektedir. Ne var ki kanun koyucu, üst hakkı kurumuyla bu ilkeye bilinçli bir istisna getirerek yapıyı araziden hukuken ayırabilmekte ve onu bağımsız bir aynî hak konusu hâline getirebilmektedir. Madenler bakımından ise benzer bir hukuki ayrışmaya imkân tanınmamıştır. Bu sebeple maden, ancak fiilen araziden ayrıldığı anda bağımsız eşya niteliği kazanabilir; ayrılma gerçekleşinceye kadar ne Devlet ne de maden hakkı sahibi bakımından bağımsız bir aynî hak konusu oluşturur. Bu yapı gereği maden bakımından ayrı bir mülkiyet ilişkisinden söz edilmesi kav-
