1. Sözleşme hukukunun aksine, haksız fiil hukukunda korunan menfaatler bir…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SONUÇ
Çalışmamızda varmış olduğumuz sonuçları şu şekilde özetlemek mümkündür:…
2. Açıkça hukuka aykırılık kavramına yer verilmemiş olan Anglo-Amerikan Hukuku’nda ise kasten verilen salt malvarlığı zararlarının fail tarafından tazmin edileceği konusunda bir tereddüt olmamakla birlikte, ihmalen verilen salt malvarlığı zararlarının
3. Karşılaştırmalı hukukta salt malvarlığı zararlarının sınırlı ve istisnai bir şekilde tazmin edilmesi birçok durumda uygun görülmemekte ve eleştirilmektedir. Özellikle hukuka aykırılık unsuru aracılığıyla salt malvarlığı menfaatlerinin haksız fiil hukukunun koruma alanı dışına itildiği ülkelerde, yalnızca özel bir koruma normu bulunduğu hallerde bu zararların tazmin edilmesinin tesadüfi bir nitelik taşıdığı belirtilmektedir. Bu nedenle hukuka aykırılık kavramı farklı şekillerde yorumlanarak salt malvarlığı zararlarının tazmin edildiği alanın sınırları genişletilmeye çalışılmaktadır. Bu çerçevede örneğin Almanya’da salt malvarlığı menfaatleri bakımından uygulanıp uygulanmayacağı oldukça tartışmalı olan verkehrssicherungspflichten kavramı…
4. Belirtmek gerekir ki bu gelişmelerden hiçbiri salt malvarlığı zararlarının…
5. 2014 yılında yılında yayınlanan yeni bir İsviçre Borçlar Kanunu Projesi olan OR 2020 Tasarısı’nda ise haksız fiile ilişkin genel normda hukuka aykırılık unsuruna açıkça yer verilmemiştir. Tasarının müellifleri kusur ve hukuka aykırılık unsurlarının bir potada eritildiğini belirtmişlerdir. Bu çerçevede, objektif hukuka aykırılık teorisi geride bırakılmış ve sorumluluğun merkezine mutlak bir hakkın veya koruma normunun ihlâli yerine, genel davranış yükümlülüklerinin ihlâli konmuştur. Her ne kadar ortaya çıkan zararlı sonucun değil de failin davranışının hukuka
6. Failin hukuka aykırı bir davranışı sonucunda ortaya çıkmadığı için tazmin…
7. Türk-İsviçre Hukuku’nda, TBK md. 49/ f.2 hükmünde yer alan kasıt ve ahlâka aykırılık kavramlarından ne anlaşıldığı önem taşımaktadır. Hükmün mehazını teşkil eden § 826 BGB hükmünde yer alan ahlâka aykırılık Alman Yüksek Mahkemesi’nin yerleşik kararlarına göre, “toplumda tüm hakkaniyetli ve adil düşünen kişilerin makul görüşleri” olarak anlaşılmaktadır. Bugün Türk-İsviçre Hukuku’nda ise, genellikle belirli bir toplumda belirli bir zamanda hakim olan objektif ahlâk anlaşılmaktadır. İsviçre Federal Mahkemesi ise, özellikle TBK md. 49/ f.2 bakımından ahlâka aykırı davranıştan ne anlaşılması gerektiğini somutlaştırmıştır. Yüksek Mahkeme’nin yerleşik
8. TBK md. 49/ f.2 hükmünde yer alan kasıt kavramı ise failin yegane amacının…
9. TBK md. 49/ f.2 hükmü sık uygulanan bir hüküm niteliği taşımamaktadır. Bu hüküm yargı kararlarında genellikle istisnai bir şekilde ve büyük bir dikkatle uygulanması gereken bir hüküm olarak nitelendirilmektedir. Bu hükmün uygulandığı bazı durumlara örnek olarak, üçüncü kişinin borçluyu sözleşmeye aykırı davranmaya teşvik etmesi, bir kişinin dava açma hakkını kötüye kullanması, ihale sürecinde yapılan anlaşmalar ve sözleşme yapmaktan haksız yere kaçınılması verilebilir. Bu durumlarda fail, davranışı hukuka aykırı olmasa bile, ahlâka aykırı olarak nitelendirilebildiği takdirde, vermiş olduğu salt malvarlığı zararını tazmin etmekle yükümlü olmaktadır. Bu haller
10. TBK md. 49/ f.2 hükmünün uygulama alanına giren bu durumlar, aynı zamanda MK md. 2 hükmüne de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu durumda, dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil eden bu davranışlar bakımından, TBK md. 49/ f.2’ye gidilmeksizin, doğrudan MK md.2’ye dayanan bir tazminat talebinin söz konusu olup olamayacağı sorusu akla gelmektedir. MK md.2 hükmünün esas aldığı dürüst davranma düşüncesiyle TBK md. 49/ f.2’nin temelinde yatan ahlâka uygun davranma düşüncesi temelde birbirine oldukça benzemektedir. Ancak söz konusu bu hükümlerin şartları ve uygulama alanları birbirinden farklıdır. TBK md. 49/ f.2 hükmünün uygulanması için failin davranışının hem ahlâka aykırı olması hem de kasıtlı olması aranmaktadır. MK md. 2’nin uygulanması için ise kusur şartı aranmamakla birlikte, bu hükmün zarar veren ve zarar gören taraf arasında özel bir bağlantı bulunduğu durumlarda uygulanabileceği kabul edilmektedir. Öyle bazı durumlar söz konusu olabilmektedir ki, bu durumlar MK md. 2/f.1’e aykırı olarak nitelendirilmekle birlikte, örneğin kasıt unsuru yer almadığından ötürü TBK md. 49/ f.2’ye aykırılık teşkil etmeyebilecektir. MK md.2/f.2’nin uygulama alanına giren bütün durumların da TBK md. 49/ f.2 kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu ihtimallerde ortaya çıkan salt malvarlığı zararının TBK md. 49/ f.2 çerçevesinde tazmin edilmesi mümkün olmayacaktır. Bu çerçevede, TBK md. 49/ f.2 çerçevesinde tazmin edilmesi mümkün olmayan bu zararların, MK md. 2 hükmüne göre tazmin edilip edilemeyeceği sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu sorunun çözülmesi için ise, MK md. 2’nin koruma normu niteliği taşıyıp taşımadığı sorusuna cevap verilmesi gerekmektedir. Kanımızca MK md. 2’nin haksız fiil hukuku bakımından bir koruma normu niteliği taşıması önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. MK md. 2 bir koruma normu olarak
