SONUÇ
Anonim ortaklığa sermaye olarak nakit dışı değerlerin getirilmesi, hem 1926 ve 1956…
1. Tezin genelindeki yaklaşımın da altında yatan ve henüz ilk bölümde ortaya…
a. Bu çerçevede öncelikli olarak ayni sermayeye ilişkin özel ve ağırlaştırılmış…
Bu kapsamda kanımızca esas sermaye sisteminin birer aracı olarak kanunlara dâhil…
Bu bakımdan örneğin ayni sermaye taahhüdü halinde daha ilk aşamada devreye giren…
b. Esasen yukarıda bahsi geçen Sermaye Yönergesi m. 11’in üye devletler bakımından…
Bize göre TK m. 342’ye dramatik bir biçimde yansıyan bu aşırı korumacı/ihtiyatlı…
Her şeyden önce TK m. 342 ile üzerlerinde sınırlı bir ayni hak, haciz veya tedbir…
c. Öte yandan yine TK m. 342 ile kişisel emek ve ticari itibarın da ayni sermaye…
2. Bu tespitler çerçevesinde kanun koyucunun da hukuk politikası çerçevesinde…
Hukuk politikası bakımından yapılan bu tercihin her şeyden önce Türk anonim ortaklıklar…
3. Genel yaklaşıma ilişkin bu eleştirinin dışında özellikle ayni sermaye taahhüdüne…
a. TK m. 128/1 ve özellikle 339/2-(e) uyarınca esas sözleşmede yapılacak kayıtlardaki…
b. TK m. 343’te değerleme raporuna itiraz prosedürü yetersiz bir biçimde düzenlenmiş,…
c. Kurucular beyanına ilişkin TK m. 349’un emsallerine oranla fazlasıyla ayrıntılı…
d. TK m. 128/2 ile taşınmazlar bakımından getirilen şerh tedbiri kanımızca…
e. Taşınırlar bakımından getirilen tevdi yükümlülüğü de şirkete belli oranda…
f. İfa aşamasına ilişkin olarak en önemli yenilik TK m. 128/6 ile ticaret…
g. Bunun dışında kanımızca ayni sermaye borcunun ifa anı ve sermaye konusu…
h. Ayrıca yine ifa meselesi ile ilgili olarak, taşınırlarda şirketin tescili…
4. Ayni sermaye taahhüdünün ifa edilmemesi veya kötü ifa hallerinde ayni sermaye…
5. Hukukumuza 2012 yılındaki yeni kanun ile giren ve ayni sermaye meselesini de ilgilendiren TK m. 194 düzenlemesi, hem içerdiği hukuki nitelemenin hatalı olması, hem de buna bağlı olarak bir ticari işletmenin ayni sermaye olarak getirilmesi halinde uygulanacak rejimde önemli bir değişiklik getirmesi bakımından sorunludur. İlgili kısımda açıklandığı üzere aslında –anlaşıldığı kadarıyla bilinçsiz bir şekilde- bir ticari işletmenin kuruluşta veya esas sermaye artırımı esnasında sermaye olarak getirilmesi ihtimalini düzenleyen bu madde, söz konusu ihtimalleri “bir ticaret şirketinin bir ticaret şirketiyle birleşmesi” ve “bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüşmesi” şeklinde tavsif etmek suretiyle öncelikle hatalı bir hukuki nitelendirmede bulunmuş; ardından da her iki durumda birleşme ve bölünmeye ilişkin atıf yaptığı hükümler vasıtasıyla ayni sermayeye ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını belirtmek suretiyle, sonuç itibariyle “ticari işletme”ye özgü olarak ayni sermaye hükümlerine istisna getirmiştir. Bu durumda doğacak en önemli fark, değerleme prosedüründen ticari işletme özelinde vazgeçilecek olmasıdır. Bu noktada ilgili bölümde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, kanun koyucunun bu maddenin düzenlenmesinde bir saik hatası ile hareket ettiği ve zaten var olan bir kurumu, “ihtiyaç olabilir” düşüncesiyle tekrar düzenlediği; nitekim ticari işletmenin devrine ilişkin hükümler karşısında ne işlem kolaylığı ne de alacaklıların korunması bakımından birleşme ve bölünmeye ilişkin hükümlere gidilmesine gerek olmadığı, bu itibarla amaçsal olarak da böyle bir düzenlemenin yersiz olduğu, sonuç olarak ticari işletmenin ayni sermaye olarak getirilmesi halinde TK m. 194 hükmünün değil ayni sermaye getirilmesine ilişkin olağan rejimin uygulanmasına devam edilmesi gerektiği belirtilmelidir. …