Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel +
pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Sayfa 361ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ATİPİK ŞİRKETLER VE KURUMSAL YÖNETİM BAKIMINDAN GENEL KURUL VE YÖNETİM KURULU ARASINDAKİ YETKİ DAĞILIMI
Kanuni yetki düzeni içerisinde yönetim kurulundan genel kurula doğru gerçekleşecek yetki kaymaları hakkında bir önceki bölümde temel prensiplere yer verilmiştir. Öğretide esasen genel kurulun yönetim kurulunun görev alanına müdahale edemeyeceği şeklinde bir yaklaşım benimseyen yazarlar, küçük bir pay sahibi çevresine sahip, şahsa dayalı olarak yapılanmış şirketler bakımından bazı önemli yönetim kararlarının genel kurulun yetkisinde bırakılabileceği şeklinde görüş beyan etmişlerdir. Yazarları bu düşüncelere iten saik; kanuni yetki düzeninin küçük bir pay sahibi çevresine sahip şirketler için uygun olmadığı; bu şirketlere özgü bir esnekliğin sağlanması gerektiği inancıdır. …
Küçük bir pay sahibi çevresine sahip şirketlerde hem pay sahipleri hem de yönetim kurulu üyeleri bakımından bir diğer organın yetki alanına etki etme ihtiyacı haklı görülebilir. Organlar arası yetki problemleri, bir organın diğer organın yetki alanına etki imkânlarının belirlenmesi, topluluk şirketleri bakımından da önemli bir meseledir. Bu bağlamda acaba kanuni düzen içerisinde küçük şirketler veya topluluk şirketleri için istisnai kabullerden yola çıkılabilmesi ve bu şirketler için bir esneklik sağlanabilmesi mümkün müdür? …
Anonim şirketlerin tek pay sahipli şirketlerden borsa şirketlerine kadar birçok yapılanmanın hukuki formunu teşkil etmesi, organlar arasındaki yetki ilişkileri bakımından belirli konularda esneklik sağlanmasını ve özel düzen
Kanun koyucunun anonim şirket hükümlerini düzenlerken belirli bir anonim şirket tipini esas aldığı kabul edildiğinde, kanun hükümlerinin esas alınan bu tipe uymayan anonim şirketler için de uygulanıp uygulanmayacağı, kanun hükümlerinin uygulanmasında esas alınan bu tipe uymayan şirketlerin kendine has özelliklerinin dikkate alınıp alınamayacağı meseleleri «tipoloji kuramı» çerçevesinde tartışılmıştır. Bu kısımda uygulandığında ilgili şirket bakımından tatmin edici sonuç doğurmayan hükümlerin, uygulanmaması veya diğer şirketlere ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması şeklinde bir çözümün benimsenip benimsenemeyeceği incelenecek ve daha sonra varılan sonuçlar çerçevesinde kanuni yetki düzeninin küçük bir pay sahibi çevresine sahip şirketler bakımından uygun düşmediği şeklindeki eleştirilere kanun sistemi içerisinde bir cevap bulunup bulunamayacağı ortaya konulacaktır.…
Kurumsal yönetim, kaynağı ABD’ye dayanan bir kavram olup, özellikle payları borsaya kayıtlı olan ve çok sayıda pay sahibi bulunan anonim şirketlerde, mülkiyet hakkı ile tasarruf yetkisinin birbirinden ayrılması sonucu ortaya çıkan problemleri azaltmaya yarayan mekanizmaları ortaya koymaya çalışan bir yaklaşım biçimidir. …
Payları atomize olmuş borsa şirketlerinde, şirket yönetimi, genellikle pay sahipleri tarafından seçilen yöneticiler eli ile gerçekleştirilir. Bu şirketlerde, şirketin ekonomik anlamda sahibi olan pay sahipleri ile şirket malvarlığı üze
Kurumsal yönetim başlığı altında yapılan çalışmalar çok çeşitli olmakla birlikte, yöneticilerin kontrolünü sağlamak bakımından işlev görebilecek mekanizmaların ortaya konulması bu çalışma konularından birini oluşturmaktadır. Problem pay sahiplerinin şirket içerisinde küçük bir paya sahip olması halinde, bu kişinin şirket faaliyetlerine olan ilgisinin azaldığı; bu durumun dağınık pay sahibi çevresine sahip şirketlerde, genel kurulda oluşan güç boşluğu sebebiyle yöneticiler bakımından kontrol zafiyetine yol açtığı, bunun neticesinde şirket içi yetkilerin genel kuruldan fiilen yönetim kuruluna kaydığı şeklinde ortaya konulmaktadır. …
Kontrolsüz kalan yönetim kurulu üyelerinin kendi menfaatlerini şirket menfaatlerine üstün tutması tehlikesinin önlenmesi için çeşitli mekanizmalar üretilmesi gerekir. Bu bağlamda pay sahiplerinin şirket işlerine daha aktif bir şekilde katılması, kendisine tanınan hak ve yetkileri kullanması bir çözüm olarak düşünülmektedir. Bu düşünce ile yakından ilişkili olarak kurumsal yönetim başlığı altında tartışılan meselelerden biri, şirket içerisindeki her bir aktörün kendisine tanınan rolü oynamasını sağlamak ve güç odakları arasında bir denetim ve denge sistemi kurmaktır. …
Temelde, şirket içerisinde pay sahipleri, kendisine tanınan hakları etkin bir şekilde kullanırsa, yöneticiler üzerinde daha iyi bir kontrol icra edilmiş olacağı, daha iyi kontrol edilen yöneticilerin şirket menfaatlerini daha iyi koruyacağı düşüncesi bulunmaktadır. Bu bağlamda pay sahipliği konumunun güçlendirilmesi, yöneticilerin kendi menfaatlerini takip etmesinin önüne geçilmesinde öngörülen çözümlerden biridir. Pay sahiplerinin güçlendirilmesi en temelde iki yolla gerçekleştirilebilir: i) Pay sahiplerinden müteşekkil genel kurulun karar yetkilerinin artırılması, ii) pay sahiplerinin katılma hakları,…
bb. Pay Sahipleri ve Alacaklıların Dava Hakkına Etkisi
§ 7. Anonim Şirketlerde Atipik Yapılanmalar Sorunu