İİK m.280 hükmünün konusunu borçlunun alacaklılara zarar vermek kastıyla gerçekleştirdiği…
İsviçre Federal Mahkemesi bir kararında, borçlunun iflâs etmeden önce yaptığı hukuki…
Doktrinde alacaklı kendi alacağını borçlunun karşı alacağıyla takas ettiği takdirde,…
Öte yandan, borçlunun iflâs etmeden önce takas beyanında bulunduğu hallerde iptal…
Doktrinde borçlunun İİK m.201 hükmünün kapsamına girmeyen işlemlerine karşı takasa…
§ 2 Karşılıklı Borç Yükleyen Sözleşmelerle İlgili Tasarruflar
I. Genel Olarak
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler uyarınca gerçekleştirilen tasarruf işlemleri…
II. Borçlunun Kendi Edimine Eşdeğer Bir Karşı Edim Elde Etmesi
A. Eşdeğer Karşı Edimin İptal Davası Açılmasını Önlediği Haller
İsviçre doktrininde ve Federal Mahkeme kararlarında, borçlunun kendi edimine karşılık…
Karşılıklı borç yükleyen akitlerde borçlunun ifa ettiği edimin iptal edilip edilmeyeceği…
İsviçre Federal Mahkemesi ödünç sözleşmesinden doğan faiz borcunun ödenmesini karşılık…
İsviçre Federal Mahkemesi borçlunun ifa ettiği edim ile üçüncü kişinin ifa ettiği karşı edimin eşdeğer nitelikte olduğu hallerde alacaklıların doğrudan zarara uğramadıklarını kabul etmektedir. Federal Mahkeme’nin Sayfa 244 karşılıklı borç yükleyen sözleşmelere karşı iptal davası açılamayacağına dair çok sayıda kararı vardır(29). Federal Mahkemenin kararlarına konu olan ve doktrinde de destek bulan(30) şu vakıalar örnek kabilinden sayılabilir: borçlunun ödünç aldığı para karşılığında bir malı üzerinde rehin tesis etmesi(31) borçlunun satın aldığı mallara karşılık (borcunu ödemek yerine) kendisine ait bir mal üzerinde rehin tesis etmesi(32) borçlunun mallarını piyasa değerleri üzerinden üçüncü kişilere satması(33) ve borçlunun bir finansman anlaşması çerçevesinde temlik ettiği alacakların tam karşılığını alması halinde iptal davası açılamayacaktır(34). Dikkat edilirse bütün örneklerde, borçlu kendi edimine karşılık, aynı değerde olmak kaydıyla mal ya da para almaktadır. O yüzden, bu işlemlerin alacaklıları zarara uğratmadığı ve iptale tabi olmadığı kabul edilmektedir(35). Buna karşılık, borçlu parasını veya diğer malvarlığı değerlerini salt muaccel bir borcu ödemek için kullanırsa ya da devrettiği (veya temlik ettiği) malvarlığına karşılık salt bir alacak hakkı elde ederse kendi edimine karşılık karşı edim elde etmiş olmaz ve bu durum alacaklıların zarara uğramalarına neden olabilir(36). Bu son ihtimale şöyle bir örnek verilebilir: Borçlu B bir satım akdinden dolayı A’dan alacaklıdır. A borcunu itfa etmek için üçüncü kişiden (C’den) olan alacağını B’ye temlik etmiş ve temlik ettiği alacağın C’den tahsil edileceğine dair güvence vermiştir. Buna rağmen, B alacağını üçüncü kişiden (C’den) tahsil edemediği takdirde, borçlunun (B’nin) alacaklıları zarar göreceklerdir. Çünkü, borçlu (B) malını A’ya sattığı halde bedelini A’dan tahsil edememiş; neticede, B’nin aktifi azalmış ve alacaklılar da alacaklarını tahsil imkanını kaybettikleri için bu durumdan zarar görmüşledir.Sayfa 245Borçlu bir malvarlığı değerini veresiye satar ve buna karşılık alacak temellük ederse, tarafların edimleri denk olmakla birlikte borçlunun malvarlığında bir azalma meydana gelebilir. Bu ihtimalde borçlu ayni hakkına karşılık şahsi bir hak elde etmektedir. Borçlunun malvarlığında bir azalma meydana gelip gelmediği konusunda ise, borçlunun temlik aldığı alacağın ödeme zamanındaki nominal değeri belirleyici rol oynayacaktır(37). Alacağın temliki gerek bağışlama amacıyla yapıldığında gerekse orantısız (eşit değerde olmayan) bir karşı edimi ifa etmek için yapıldığında iptal davasına konu olabilir(38). Buna karşılık, borçlu bir hukuki işlem sonucunda elde ettiği alacağı bir başkasına temlik eder ve ondan bu temlik karşılığında para alırsa, karşılığı tam olarak ödenen bir temlik söz konusu olduğu için, temlik işleminin iptali istenemeyecektir. Çünkü, borçlunun malvarlığında temlik nedeniyle bir azalma meydana gelmemiştir(39). Mali açıdan güç durumda olan bir borçlunun mallarını veresiye sattığı hallerde, bu işlem için kararlaştırılan fiyat rayice uygun olsa bile, alacak kolay tahsil edilebilir nitelikte değilse, alacaklılar zarara uğrayabileceklerdir(40). Borçlunun alacağını kolay tahsil edebileceği hallerde iptal davası açılmayacağına dair şöyle bir örnek verilebilir: Borca batık durumdaki X A.Ş., kendisinin de dahil olduğu grubun ana şirketi olan X Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarını ödediğinde, X A.Ş.’nin (yavru şirketin) aktifleri azalmakta, ancak X Holding A.Ş.’ne karşı ödeme yaptığı tutar kadar alacak hakkı doğmaktadır. Anılan ihtimalde yavru şirketin alacağını hiçbir güçlükle karşılaşmaksızın tahsil etmesi mümkün olduğu takdirde, ödemeyi yapan şirketin (X A.Ş.’nin) alacaklıları zarar görmeyeceklerdir(41). Bunun doğal sonucu olarak ise, X A.Ş.’nin alacaklıları holding yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemelerin iptali için dava açamayacaklardır.Sayfa 246