Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel +
pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Sayfa 118VIII. Lehdarın Hak Kazanımı
A. Kural Olarak Aslen ve Kendiliğinden Hak Kazanımı
Eski öğretide “hiç kimse başkası yararına sözleşme yapamaz” ilkesinin tam üçüncü kişi yararına sözleşme bakımından getirdiği katı yasak, Tarihçi Hukuk Okulunun etkisini kaybetmesi ile birlikte etkisini yitirse de, öğretide tam üçüncü kişi yararına sözleşmede lehdarın hak kazanımının nasıl gerçekleştiği tartışması devam etmiştir. Klâsik öğretide çoğunlukla, lehdarın alacak hakkını kabul teorisine göre kazanacağı savunulmaktaydı. Buna göre lehdar alacak hakkını, kendi lehine kurulan sözleşmeden doğrudan kazanmamakta, vaadedene bir kabul açıklamasında bulunarak onunla yeni bir sözleşme kurmak suretiyle dolaylı olarak kazanmaktaydı.…
Bugün de öğretide ve bazı temel kanunlarda lehdarın kendi yararına kurulan sözleşmeden, kural olarak, alacak hakkını aslen ve kendiliğinden kazanacağı görüşü benimsenmiştir. Lehdarın alacak hakkını aslen kazanması sonucunda, alacak hakkı vaadettirenin malvarlığında doğup lehdarın malvarlığına geçmez, doğrudan lehdarın malvarlığında doğar. Hakkın kendiliğinden kazanımı ise, lehdarın hakkı sözleşmeye katılımı, izni veya icâzeti hatta kendisine yapılacak hak kazanımı ile ilgili bilgisi dahi olmadan kazanmasını ifade eder.…
Ayrıca belirtmek gerekir ki, burada lehdarın hak kazanımının tesisen gerçekleşebileceğini…
Sonuç olarak yukarıda da ifade edildiği üzere, tam üçüncü kişi yararına sözleşmede…
B. Üçüncü Kişiye Borç Yükleme Yasağının Kapsamına Girmeyen Kayıtlar
B. Devren Hak Kazanımının Söz Konusu Olduğu Haller