Karar No.: 2015/10578 …
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Yargı Kararları
Kasko sigortası uyarınca sigorta ettirene sigorta tazminatını (parasını) ödeyen sigortacının yasal haleflik hakkına dayalı rücu davasının hangi mahkemede görülmesi gerektiği
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi …
Esas No.: 2015/9161 …
Karar tarihi: 05.11.2015 …
Taraflar arasındaki tazminat davasında İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret ve İstanbul…
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedelinin kusurlu olan davalıdan rücuan…
Asliye Ticaret Mahkemesi, davanın haksız fiile dayalı tazminat davası olduğunu belirterek…
Asliye Hukuk Mahkemesi ise, davanın taraflarının tacir olması nedeniyle görevsizlik…
Somut olayda; 6102 sayılı TTK’nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından…
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 tarih 37 Esas - 9 Karar R.G.3.7.1944…
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince…
YORUM…
Çözümü gereken sorun, aracın kasko sigortasını yapmış olan sigortacının trafik kazası sebebiyle hasar gören o araç için sigorta ettirene tazminat ödedikten sonra zarardan sorumlu kişiye açtığı tazminat davasının Ticaret Mahkemesi’nde mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi’nde mi görülmesi gerektiği sorunudur.…
Yargıtay 20nci Hukuk Dairesi, 22.3.1944 günlü (E.37; K.9 sayılı) İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) uyarınca davanın ticari dava sayılmayacağına ve Asliye Hukuk Mahkemesi’nde karar bağlanması lazım geldiğine hükmetmiştir. …
Kanımızca da, yasal haleflik uyarınca sigortacıya geçen tazminat alacağına ilişkin dava, sigorta ettirenin (başkası lehine sigortada sigortalının) zarardan sorumlu kişiye karşı sahip olduğu tazminat alacağı hangi mahkemede karara bağlanmak gerekmekte ise o mahkemede görülmelidir. Davacının sigortacı olması ve yasal halefliğin TTK’da düzenlenmiş bulunması, tazminat davasını ticari davaya dönüştürmez. Bu sebeple, Yargıtay kararındaki değerlendirmenin yerinde olduğunu düşünmekteyiz. …
Olayda zarardan sorumlu (kendisine karşı dava açılan) kişi ile zarar gören tarafın (davacı sigortalının selefi sigorta ettirenin) her ikisinin birden “tacir” olup olmadığı hususu karardan anlaşılamamaktadır. …
Bir an için hem zarar görenin hem de zarardan sorumlu kişinin tacir olduğunu düşünelim: Böyle bir durumda dahi, “ticari haksız fiil” kavramına dayanarak, bir tacirin aracının başka bir tacirin aracına verdiği zararın giderilmesine yönelik istemin Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği düşüncesine katılmadığımızı bir kere daha belirtelim. …
Haksız eylemin “ticari ve ticari olmayan” biçiminde ayrı çeşitleri olmayacağı kanısındayız. …
TTK(4)(1)’deki “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava” anlatımını aynı anda her iki tacirin işletmelerini ilgilendiren ortak bir husustan doğan dava” olarak anlamamız daha doğru olacaktır. A şirketine ait araç, o şirketin işletmesine mal taşımakta iken, B şirketine ait bulunan ve B şirketi müdürünü bir müşteriyle yapacağı toplantıya…
Zarar görenin tacir olmadığı durumlarda ise, ona sigorta parasını ödeyen sigortacının halef sıfatıyla zarardan sorumlu tacire karşı açacağı dava, hem davacının hem de davalının tacir sıfatını taşıdıkları gerekçesiyle Ticaret Mahkemesinde görülmemelidir. …
Yasal halefliğin TTK’da düzenlenmesi, en fazla yasal haleflik koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin uyuşmazlıkların ticari sayılmasına ve Ticaret Mahkemesinde karara bağlanmasına gerekçe oluşturabilir. …
