B- Kefaleti Sirayet Ettiren Kararlar
Yargıtayın kefaletin sirayeti konusundaki genel yaklaşımı yukarıdaki şekilde olmakla…
(1) Yargıtay 19. HD’nin 2010/2855 E., 2010/14541 K. sayıl ve 20.12.2010 tarihli…
(2) Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/4953 E., 2019/5618 K. sayılı ve 19.12.2019…
“davalının kefaletten çekilme beyanının davacı bankaya tebliğ edildiği tarih itibariyle dava dışı şirketin borç bakiyesinin sıfırlandığı ve artı bakiyeye dönüştüğü, takibe konu çek kredi hesabından doğan borçların davalının kefaletten çekilme talebinden sonra verilen çeklerle ilgili olduğundan çek kredi hesabından kaynaklanan borçtan davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle…” …
İstinaf mahkemesi de şu gerekçeyle başvuruyu reddetmiştir: …
“taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde yer alan feragattan vazgeçilmiş olmasına ilişkin sözleşme hükmünün gerçek kişi olan davalı kefil yönünden daha üst konumda olan banka karşısında genel işlem şartlarına aykırılık sebebiyle geçerli olmayacağı, kefaletten vazgeçmeye ilişkin ihtarın davacı bankaya ulaştığı tarih itibariyle davalının kefil olduğu kefalet sözleşmesi gereğince herhangi bir banka alacağının bulunmadığı, takibe konu alacağın davalının imzalamadığı başka genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı…” …
Ancak Yargıtay 19. HD, yukarıda IV.1.A’da ele aldığımız HGK kararına da atıf yaparak…
“Bu nedenle davacı banka ile kredi borçlusu arasındaki kredi ilişkisinin henüz tamamen sona ermediği hallerde, sözleşmede belirtilen limitle sınırlı kalınmak kaydıyla borca kefalet etmiş ve B.K.’nun 493. ve 494. maddesinde yer alan haklardan feragat etmiş bulunan kefil bir tarihte hesabın sıfırlanması nedeniyle sorumluluktan kurtulmaz.”Görüldüğü üzere bu kararda bankanın kefaleti sirayet ettirme isteği engellenmediği…