Önce kararlaştırdığımız veçhile her iki tebliğin birlikte müzakeresine geçeceğiz.…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Yayın tarihi: Eylül 2000
Sempozyumu tarihi: 09.06.2000
Sayfa: 247 - 270
Hakan Karan
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
TARTIŞMALAR
Prof. Dr. Turgut KALPSÜZ (Başkan)…
Efendim Hakan Beye teşekkür ederiz. Bu Cumartesi sabahı oldukça cesur bazı…
Efendim konuşmacı arkadaşlardan önce isimlerini belirtmelerini rica ederim. Aksi…
Buyrun İhsan Bey.…
İhsan DEMİRKIRAN…
Efendim komisyonda birlikte çalıştığımız sayın hocamız Turgut Kalpsüz başta olmak üzere değerli katkılarda bulunan Mertol Beye,…
Şimdi Mertol Beyden başlayalım. 19 Kasım 1976 tarihli deniz alacaklarından doğan sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin. Tabii burada esasa ilişkin hususlar da var. Fakat daha ziyade yürürlük meselesini konuşacağız. Bu yasaya Türkiye hangi tarihte katılmışsa o tarihteki mevzuatın dikkate alınması lâzım. 1982 tarihli Anayasa değil, 1961 tarihli Anayasa'nın dikkate alınması lâzım. Gerçekten söylediğiniz gibi 1961 tarihli Anayasa'da da 1982 tarihli Anayasa'daki hüküm aynen yer almış. Büyük Millet Meclisi tarafından uluslararası anlaşmaların, konvensansiyonların Büyük Millet Meclisi tarafından bir kanunla onaylanması gerekiyor, bu kesin. Burada tartıştığımız Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması hakkında 1976 tarihli Milletlerarası Sözleşmenin 17. maddesinde bu sözleşmenin ne şekilde yürürlüğe gireceğine dair hüküm var. Şimdi orada iki tane…
Prof. Dr. Turgut KALPSÜZ (Başkan)…
Zeynep Hanımefendi buyrun.…
Zeynep ÖZKAN…
Mertol Beyin bahsettiği konular genelde milletlerarası sözleşmelerin uygulanması…
Yrd. Doç. Dr. Mürsel BAŞGÜL…
Sayın Mertol Gan arkadaşıma, böylesine önemli bir konuyu incelediği, tartışmaya açtığı için çok teşekkür ediyorum. Anayasa'da, Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılan antlaşmaların, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayı ile kanun hükmünde olacağına ilişkin açık hükmü karşısında, 244 sayılı Kanun'a dayanılarak Bakanlar Kurulu Karan ile yürürlüğe sokulması kabul edilebilecek bir hukukî durum değildir. Bu durumu "yarar" veya "menfaat" ölçüsü ile de mazur göstermek doğru olamaz. Bu yolda bir gelenek oluşmamalıdır. Aksi takdirde Anayasa’da yer alan "normlar hiyerarşisi" sistemini de ortadan kaldırmış oluruz. Kısa vadeli çıkar düşüncesi, Anayasa'ya aykırı düzenlemelerin…
Bu konu, Türk Hukuku'nun Avrupa Toplulukları Hukuku ile uyumu ile • ilgili sorunlar…
Yrd. Doç. Dr. Şükrü YILDIZ…
Öncelikle sayın konuşmacıyı bu güzel tebliğinden dolayı kutluyorum. Olaya baktığımız…
Dr. Hakan KARAN…
Öncelikle vermiş olduğu detaylı izahatten dolayı Mertol Beye teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Meseleyi olduğu gibi en ince ayrıntısıyla ortaya koymuş ve tereddütlerini dile getirmiştir. Ben Londra Sözleşmesi'nin yürürlüğe girdiğini meslekdaşımın geçen yılki tebliğinin tartışmaları esnasında da dile getirmiştim. Gerçekten Londra'da doktora çalışması yaparken Büyükelçiliğimizi ziyaret ettiğim gün IMO'nun Londra Konvansiyonumun Türkiye açısından yürürlüğe girdiğine ilişkin yazısı Büyükelçiliğimize ulaşmıştı. Dışişleri Bakanlığı Konvansiyon'un yürürlüğe girmesi için gerekli teminatı IMO nezdinde bloke ettirdiğine göre Anayasamızda öngörülen prosedürün tamamlandığına kani olmuştum. Modern temayülleri yansıtan böyle bir Sözleşme'ye taraf olmamızdan dolayı da sevinmiştim. Lâkin içimde bir şey hep beni kemiriyordu. Acaba iç hukuk prosedürü gerçekten tamamlanmış mıydı? Türkiye'ye dönüşümde 1961 tarihli Anayasamızın 65. maddesi ile 244 sayılı Kanunu birlikte incelediğimde ticarî meselelerle ilgili milletlerarası bir sözleşmenin Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanabilmesi için bunun Türk kanunlarında herhangi bir değişikliğe sebebiyet vermemesinin arandığını farkettim. Ne var ki milletlerarası anlaşmaların hemen hepsi Türk kanunlarında şöyle ya da böyle bir değişiklik meydana getirmekteydi. Dolayısıyla bundan neyin anlaşılacağı hakkında tam bir görüşe sahip olamadım. Danıştay da vermiş olduğu bir çok kararında bunun bir şart olarak telakki olunamayacağını ifade etmişti. Öte yandan bir çok milletlerarası sözleşmenin de 244 sayılı kanuna dayanılarak bunların Türk kanunlarında değişiklik getirip getirmediği dikkate alınmaksızın Bakanlar Kurulunca onaylanması ve bunlar hakkında da büyük eleştirilerin yapılmaması karşısında Londra…
Prof. Dr. Sabih ARKAN…
Bu hususta özel hukuktaki temsil ilişkilerine dayanarak bir sonuca varmak doğru olmaz…
Prof. Dr. Turgut KALPSÜZ (Başkan)…
Efendim başka. Buyrun Yaşar Bey.…
Prof. Dr. Yaşar KAR A YALÇIN…
Mertol Bey ile ilgili olarak şunu belirtmek istiyorum. Bir milletlerarası anlaşmanın Türkiye açısından yürürlüğe girmesi bir konudur. Bu milletlerarası anlaşmada yer alan ve mevcut yasalarda değişiklik gerektiren hükümlerin mahkemeler tarafından uygulanması başka, ikinci bir konudur. Meselâ Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye, o milletlerarası anlaşmaya katılmıştır. Fakat bu anlaşmada…