Öğretide, hakkı ihlal edilen kişinin bu ihlal karşısında sessiz kaldığından söz edilebilmesi…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Yayın tarihi: Şubat 2006
Sempozyumu tarihi: 09.12.2005
Sayfa: 298 - 303
Veliye Yanlı
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
1.Hakkı İhlal Edilen Kişinin Bu Durum Karşısında Sessiz Kalması
Şartlardan birincisi, hakkı ihlal edilen kişinin sessiz kalması, diğer bir ifade…
Hakkı ihlal edilen kişinin bu ihlale müdahalede bulunma hakkının kaybına neden olan…
Öğretide, haksız rekabete maruz kalan kişinin uzun bir süre müdahalede bulunmamasında…
Hefe rmehl, hakkın kaybedilip kaybedilmediğine karar verilmesine temel oluşturan dürüstlük ilkesinin "kusur şartı"na bağlanamayacağını, dolayısıyla haksız rekabete maruz kalanın buna müdahalede bulunma hakkının kaybedildiğinin kabul edilebilmesi için, onun kusurlu olmasının sürekli gerekmediğini…
gereken husus, hakkı ihlal edilen kişinin "kusuru"nun teknik anlamda ele alınmamasıdır.…
Von Biiren, hakkı ihlal edilen kişinin daha önce bir müdahalede bulunmaması, diğer bir ifade ile dava açmakta gecikmesi nedeninin sonuç üzerinde rol oynayacağını ifade etmektedir. Von Büren, davacının…
Heinrichs, hakkın kaybı açısından hak sahibinin hakkın varlığından haberi olup olmamasının bir önemi bulunmadığını ifade etmekte ve objektif olarak bakıldığında haberi olabilecek durumda bulunmasını yeterli görmektedir(40)…
Pedrazzini ise, hakkı ihlal edilen kişinin bu ihlali bilebilecek durumda olmasını, hakkın kaybedilmesinin şartlarından bir tanesi olarak görmektedir(41).…
Fezer de, sessiz kalma dolayısıyla hak kaybı için, haksız rekabete maruz kalan kişinin buna müdahale etmekte gecikmesinin kendisine isnat edilebilmesini şart olarak görmektedir. Fezer'e, göre,…
Schütz, uzun bir süre müdahalede bulunulmaması dolayısıyla dava açma hakkının kaybından söz edilebilmesi için, haksız rekabete uğrayan kişinin bu ihlalden haberdar olması veya bilerek sessiz kalması gerekmediği gibi, haberdar olmamasında ihmalinin dahi aranmayacağını ifade etmektedir. Ancak, mevcut koşulların tümünün bir değerlendirilmesi yapılırken, haksız rekabette bulunan kişinin karşı tarafın durumu bildiğinden hareket edip etmediğinin önemli olduğunu, haksız rekabete maruz kalan kişinin durumu bilmesine ya da bilmesi gerekmesine rağmen bir müdahalede bulunmadığı düşüncesinden hareketle, artık bundan sonra da kendisine karşı bir dava açılmayacağı konusunda bir kanaat edinip edinmediğinin dikkate alınmasının gerekli olduğunu(45)…
Dava açma hakkının kaybedilmiş olduğu sonucuna vardığı bir kararında Yargıtay "...…
Görülüyor ki, Yüksek Mahkeme de, haksız rekabete maruz kalan kişinin dava açma hakkının…
Kanaatimizce de, haksız rekabete maruz kalan kişinin, imkan bulunmaması dolayısıyla…
Davalının durumuna gelince; biz burada, kendisi açısından da, hak kaybı şartlarının…
Bu kişinin, haksız rekabete maruz kalan kişinin davranışlarından, onun ihlale katlandığı…
İhlalin kimin tarafından bilinmesi gerektiği hususuna gelince; hakkı ihlal edilen…
yaratabilecek başka bir tanıtım işareti kullanan rakip işletme ile uzun süreden beri…
Pedrazzini’ye göre de, hakkı ihlal edilen kişinin bir tüzel kişi olması halinde, bilen ya da bilmesi gereken kişi açısından, fiilî olanlar da dahil organlarının dikkate alınması hali, hakkı ihlal eden açısından bir belirsizlik yaratır. Bu nedenle, bilen ya da bilmesi gereken konusunda her somut olaya göre bir cevap verilmesi gerekir. Bununla birlikte, tanıtım işaretinin hakkı ihlal edilen tüzel kişi açısından büyük önem taşıdığı ya da tarafların ticarî bir ilişki içinde bulundukları her durumda, işletmenin orta kadrosunun ihlali bilmesi yeterli görülmelidir(55)…