IX. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
1. Kooperatifler tarafından İİK. m. 179 vd. hükümlerine göre açılan iflas erteleme…
2. Kooperatifler Kanunu’nda açık düzenleme olmayan hallerde TTK’nın AŞ hükümlerinin…
3. Kooperatifin yasal tanımındaki “karşılıklı yardım ve dayanışma” amacı sürekli…
4. Kooperatif ortaklarının sınırlı sorumluluğu ile aidat ve sair ödemelerden sorumluluğu…
5. Kooperatifin tasfiyesinden sonra ortaya çıkan ve kesin maliyet hesabına dahil edilmesi gereken borçlar için, belirli şartlarla ortaklara doğrudan başvurmanın da mümkün olması gerektiği kanaatindeyiz. Yargıtay’ın uygulaması, bu durumda kooperatifin ihya edilmesi ve söz konusu dava ve takiplerin kooperatif tüzel kişiliğine yöneltilmesi ve söz konusu borçların ek tasfiye kapsamında ödenmesi gerektiği yönündedir. Teorik olarak doğru olan bu uygulama, alacaklı yönünden bir oyalamaya dönüşmekte ve asla kesin bir sonuç alınamamaktadır. Bu durumda genel kurulun toplantıya çağrılması, orada kesinleşen alacak miktarı dikkate alınarak aidat/ek ödeme kararı alınması, bunların toplanarak alacaklıya ödenmesi gerekecektir. Alacaklının talebiyle ve mahkeme kararıyla ihya edilen kooperatif genel kurulunun toplanması sürüncemede bırakılmakta, toplansa dahi yıllar önce bağımsız bölüm tapularını alarak kooperatifle ilişiğini kestiğini düşünen ortaklar aidat toplanması yönünde oy kullanmadıkları için karar alınamamakta, karar alınsa dahi tahsilat yapılması mümkün olamamakta, tüm bunları aksatan ve sürüncemede bırakan kooperatif yönetici ve ortaklarına yönelik kayda değer bir yaptırım uygulanamamaktadır. Yargıtay’ın ihya ve ek tasfiye yönündeki yerleşik içtihadına alternatif olarak, tasfiye dışı kalan kooperatif borcunun kesinleşmiş mahkeme kararına dayanması ve konutların kesin maliyet hesabına dahil edilmesi gereken bir borç olması halinde, konut tahsis edilen ortak sayısına göre, kendi paylarıyla sınırlı olarak doğrudan ortaklara takip yapma imkânı da tanınmalıdır. Sayfa 175Sayfa 176