İsviçre Geçiş Kanunu (SchlB)(141) ile 6103 sayılı Kanun arasındaki lafız farkı nedeni ile süre dolduktan sonra gerçekleşecek bir pay devrinde, şirketin en azından kaçınma klozunu işleterek devre konu payları gerçek değeri üzerinden alım teklifi hakkına sahip olup olmayacağı noktası güncel hale gelmiştir. İsviçre Federal Mahkemesi 5 Mart 2003 tarihli kararında (BGE 4C.242/2001) bu…
-
Go to
: -
Favorites
-
ᴀ⇣ Reduce font

Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Release date: December 2021
Symposium Date: 17.12.2021
Pages:: 180 - 187
Tamer Bozkurt
Editor:İbrahim Bektaş, Barış Yasin Özelci
You only have rights to document if you have Profesyonel + package.
4. Esas Sözleşmelerini Geçiş Sürecinden Sonra Yeni TTK’ya Uyumlaştırmayan Şirketlerin Durumu ve Kaçınma Klozunun İşletilip İşletilemeyeceği Sorunu
Bağlamla ilgili olarak İsviçre hukukundan intikal eden ve Türk hukuku açısından da…
Yargıtay 11. HD, 17.09.2019 tarihinde verdiği bir kararında(142)…
“...İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu, uzman görüşü ve tüm dosya kapsamına göre; nama yazılı pay devrinin şirketçe reddedilebileceği haller TTK 493 üncü maddesinde belirtilmiş olup belirtilen bu haller veya haklı bir gerekçe dışında pay devrinin şirket tarafından kabul edilmemesi durumunun hukuken korunabilecek bir davranış olmayacağı ve davalı şirketin de hisse devrini pay defterine kaydetmemek için haklı neden oluşturabilecek herhangi bir durumun varlığını savunmadığı gerekçesiyle, davanın davalı şirket yönünden kabulüne, davanın niteliği gereği pay devir sözleşmesinin tarafı olan davalı Ömer ... hakkındaki davanın ise husumetten reddine karar verilmiştir. Karar, davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir.…
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı şirketin ana sözleşmesinin ‘Hisse Senetleri Devri’ başlıklı tadil edilen 6’ncı maddesinde öngörülen ve şirket yönetim kuruluna hisse devrini sebep göstermeksizin reddetme yetkisi tanıyan bağlam kuralının keyfi olarak uygulanması söz konusu olmayıp bu hususun dava konusu yapılmasının mümkün olduğu, ayrıca 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 28/7’nci maddesi uyarınca, 6762 sayılı TTK döneminde hazırlanan ana sözleşmelerdeki pay devrine ilişkin sınırlandırmalardan 6102 sayılı TTK’na uyum sağlamayan hükümlerin geçiş süresinin ardından geçersiz hale geleceğinin öngörülmüş olduğu, şirket ana sözleşmesinde belirtilen yetkinin 6102 sayılı TTK hükümlerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davalı şirket vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.…
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.”…
Karar onanmıştır.(143). Ancak burada asıl…
Yargıtay 11. HD’nin 26.12.2016 tarihli kararına(144)…
“...Davacı vekili, müvekkillerin davalı şirketin ortakları olduğunu, şirket ana sözleşmesinin ‘Payların Devri’ başlıklı 7. m. şirket ortaklarının paylarının tamamını ya da bir kısmını devretmek istemeleri halinde hangi prosedürün uygulanacağının belirtildiğini ve işbu şartlara uygun olarak yapılmayan tüm hisse devirlerinin hükümsüz olduğunu, bu durumda hisse devraldığını ileri sürenlerin yönetim kurulu tarafından pay defterine kaydedilemeyeceğini, …
Davalı vekili, yönetim kurulu kararının iptalinin talep edilemeyeceğini sadece, butlanının tespitinin mahkemeden talep edilebileceğini, yönetim kurulu kararının ana sözleşme ve yasaya aykırı olmadığını, şirket ortaklarından ...’nun hisselerini devretmek istediğini yönetim kuruluna bildirdiğini, bunun üzerine yapılan müzakere ile 30/09/2014 tarihli yönetim kurulu toplantısında devir işleminin uygun olduğuna ve ortaklar pay defterine işlenmesine karar verildiğini kaldı ki, şirketin kurulduğu tarihten bu yana yapılan tüm hisse devirlerinde ana sözleşmenin ilgili maddesinin uygulanmadığını, hissesini devretmek isteyen hiçbir hissedarın bu durumu diğer hissedarlara yazılı olarak bildirmediğini, davacıların iddialarının TTK’nın 391. m. kapsamında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.…
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hisse sahibinin devrettiği hisselerin miktarını ve bedelini yazılı olarak diğer hissedarlara ve yönetim kuruluna bildirerek satın alınması için teklifte bulunduğuna ve bir ay süreyle cevap beklediğine yine, hisselerin teklif edilen bedelden aşağı ve teklif edilen şartlardan daha elverişli şartlarla devir edilmediğine ilişkin somut bir delil sunulmadığından hisse devrinin esas sözleşme hükmüne aykırı olduğu ve hükümsüz sayılması gerektiği, ana sözleşmede öngörülen rüçhan hakkının sadece…
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.…
Dava, şirket yönetim kurulu kararının butlanı istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.…
Ancak, mülga 6762 sayılı TTK’nın 418/1 madde ve fıkrasında, şirketin devir keyfiyetini ana sözleşmede düzenlenen sebeplerle pay defterine kayıttan imtina edebileceği düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, sebep gösterilmeksizin dahi kayıttan imtina edilebileceği şartının ana sözleşmeye konulmasının mümkün olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan yasal düzenleme uyarınca, anonim şirketlerde pay devri olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konulabilir…