11. Hukuk Dairesi’nin aynı görüşü TTK’nın yürürlüğü döneminde(5)…
“[…] ortaklık genel kurulunun kâr payı dağıtımına dair bir kararının mevcut olmadığı, kâr payı dağıtılması konusunda karar vermeye genel kurulun yetkili olduğu, pay sahibinin kar payına haksız müdahale edilmesi halinde karın ödenmesini mahkemeden talep edilmesine imkan sağlayacak yasal bir dayanak bulunmadığı, davalı şirketin talep edilen yıllarda herhangi bir kar elde etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. …
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”(6)…
11. Hukuk Dairesi, aynı yöndeki görüşünü limited ortaklıklar bağlamında çok sayıda…
“Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, kâr payının istenebilmesi için ortaklar kurulunca bu hususta karar alınması gerektiği, davaya konu uyuşmazlıkta alınmış bu şekilde bir karar bulunmadığı gerekçesi ile bu konudaki istemin reddine.”(7)…
“Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TTK’nın 616. maddesi gereğince kar payı dağıtılmasının ortaklar kurulunun münhasıran yetkisinde olduğu, genel kurulun yetkisinde ve devredilemez olan bir konuda hiç karar alınmamış iken mahkemenin genel kurulun yerine geçerek bu konuda karar almasının mümkün olmadığı,…
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”…
“Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; limited şirkete kârın dağıtılabilmesi ve ortak tarafından istenebilir olması için genel kurulun kâr dağıtımına karar vermiş olması gerektiğini, mevcut davada ise genel kurulda kârın dağıtılmasına dair bir karar alınmadığını, davacının açtığı dava kâr dağıtmama kararına karşı bir iptal davası olmayıp kârın tespiti ve hissesine düşen miktarın kendisine verilmesi talepli bir eda davası olduğunu, muaccel olmayan kâr talebinin istenmesi mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.…
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.” “Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Türk Ticaret Kanunu, Vergi Kanunları ve ana sözleşme hükümleri doğrultusunda şirket kârından dağıtılması gereken kar üzerinden ortaklara 1. temettünün dağıtılmasının zorunlu olduğu, 2. temettünün dağıtılmasına dair ortaklar kurulu kararı bulunmadığı, davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları, kar payı dağıtılmasının davalı şirketin devamlılığı açısından ortaya çıkaracağı durumlar dikkate alınarak karar verileceği, 1. temettü tutarının hesabına dair benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davacının 2007-2008-2009 ve 2010 yıllarına ait şirket karları sebebiyle 643,75 TL kar payı alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 2007-2008-2009 ve 2010 yıllarına ait şirket karları sebebiyle 643,75 TL kar payı alacağının yıllık bilançoların kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. …
Dava, kar payı istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin geçmiş yıllarda kar elde etmesine rağmen yıllardır kar payı ödemesi yapmadığını ileri sürerek, kar payı alacağı isteminde bulunmuştur.…
“Mahkemece, […] kâr payı dağıtılmasının ortaklar kurulunun münhasıran yetkisinde olduğu, genel kurulun yetkisinde ve …
Bölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta kâr payı dağıtımı konusunun genel kurulun devredilmez yetkileri arasında bulunduğu, mahkemenin genel kurulun yerine geçerek mahkemenin böyle bir konuda karar vermesinin yerinde olmadığı, […]…
(1) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davacının davalılardan şirkete karşı yöneltmiş olduğu […]…
