ETK döneminde verilen kararlardan birisi, IV. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları…
“Yukarıda değindiğimiz gibi ticaret şirketlerinin amacı kar elde etmek ve bu karı ortakları arasında taksim etmektir. Gerekli yasal ve mecburi yedek akçeler ile kanun ve anasözleşme hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrıldıktan sonra kar payı dağıtılabilir ( TTK. md. 469/1 ). Limited şirketlere ilişkin TTK.’nun 533/1 inci maddesi “Şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortakları, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri nisbette, yıllık bilançoya göre, elde edilmiş olan safı kardan pay alırlar.” demek suretiyle bu hususu açık bir şekilde dile getirmiş bulunmaktadır. Bu husus şöyle de ifade edilebilir: kural, karın dağıtılmasıdır. Karın dağıtılmaması veya az dağıtılması gerektiği takdirde ancak bu yönde bir genel kurul kararına ihtiyaç vardır. Yani kuralın dışına çıkmak için genel kurul kararı gereklidir. TTK 360/1, 369/1, b.2, 539/4 üncü maddeleri hükümlerinin bu şekilde anlamak gerekir; dağıtılması gereken karın, başka bir şekilde kullanılması teklif edildiği takdirde, bu kullanım şeklinin kabulü için genel kurul kararı lüzumludur. Ancak böyle hiçbir teklif yok iken, bilanço çıkarılmış ve dağıtılacak kar belirlenmiş iken bu kararın dağıtılması için aynan kural şu şekilde ifade olunabilir: Aksine genel kurulca bir karar alınmadıkça, kar payının ortaklara dağıtılması gerekir. TTK.’nun 533 üncü maddesi anasözleşmede aksine hüküm yoksa kar payının dağıtılacağı hükmünü taşımaktadır. Davalı şirket, anasözleşme
11. Hukuk Dairesi, mahkemenin kâr dağıtımına karar verebileceğini içtihat ettiği…
“Kural olarak bir sermaye şirketi türü olan limited şirkete TTK.nun 533’üncü maddesi uyarınca bu şirketin sağlayacağı kazançtan yararlanmak amacı ile ortak olunur. Yine ilke olarak bu tür şirketlerde ortağın kâr payı alacağı, ortaklar kurulunun TTK.nun 539/4’üncü maddesi gereğince kâr dağıtma kararıyla muacceliyet kazanır. Ancak, şirket anasözleşmesinde aksine hüküm yoksa, şirket ortaklar kurulu TTK.nun bu konudaki düzenlemeleri ile bağlı olup, tahakkuk eden kazanç̧ üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip değildir. Ortaklar kurulu bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde, diğer bir değişle hot be hot sarfınazar edemez. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırı olan kararlar iptal ettirilebileceği gibi, şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde ortaklar, kazancın kanun hükümleri gereğince tespit ve dağıtılmasını da talep ve dava edebilirler. (Bkz.…
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, “direngenlik” kavramına başvurduğu bir diğer kararında…
“İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; limited şirketlerde ortaklar genel kurulu karar vermedikçe bir ortağın dava açarak kâr payı istemesinin mümkün olmadığı, kâr payı alacağının şirketin ortaklar genel kurulunun bu yönde bir karar alması ile muaccel olacağı, davalı şirketin kâr payı dağıtımına ilişkin almış olduğu bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. (...)…
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin verdiği kararda, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının davalı şirkette azlık hak sahibi konumunda olmadığı, davacının kâr dağıtılmayan süreç içerisinde ortaklar genel kurulunda kâr payının dağıtılmasını talep etme ve bu talebin reddine karar verilmesi halinde bu karara karşı iptal davası açması mümkün iken, bu yola başvurmadan uzun süre bekleyerek ve ihtilaf çıkarmadan davalı şirketin 22 yıldır kâr dağıtmamak suretiyle direngen haline geldiğini ileri sürmesinin dinlenmeyeceği gerekçesiyle…
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca onanmasına, (...)”(17)…
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, diğer bir kararında ise davacının, ortaklığın kuruluşundan…
“Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ...’un 18.7.1997 tarihinde 1.000.000.000 TL sermaye ile ...’yi kurduklarını, müvekkilinin şirkette %49 oranında, dava dışı ...’in ise %51 oranında hissedar olduğunu, şirketin kuruluşundan beri kar payı ödenme
Davalı taraf davaya cevap vermemiş̧, yargılama sırasında verilen dilekçe ve beyanlarla kâr payı dağıtımı konusunda ortaklar kurulu kararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. …
Mahkemece, 1997 yılından 2002 yılına kadar olan karın sermaye artırımında kullanıldığı, sonrasında davacının %50 payına düşen karın 57.976,71 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır. …
