(1) Yargıtay 19. HD’nin 2010/7174 E., 2011/2874 K. sayılı ve 07.03.2011 tarihli…
-
Go to
: -
Favorites
-
ᴀ⇣ Reduce font

Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Release date: December 2024
Symposium Date: 22.12.2023
Pages:: 193 - 198
Ahmet Battal
Editor:Ülkü Ay Kaplan, Halil Mervan Murat, İbrahim Bektaş, Barış Yasin Özelci
You only have rights to document if you have Profesyonel + package.
A- Kefaleti Sirayet Ettirmeyen Kararlar
Kefaletin sözleşmeler arasında sirayet ettirilmesini reddeden kararlara -tarih sıralamasıyla-…
(2) Yargıtay 19. HD’nin 2012/1033 E., 2012/2329 K. sayılı ve 16.02.2012 tarihli…
“Mahkemece, davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Kredi Taahhütnamesi hükmü gereği doğmuş ve doğacak borçlara kefil olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa dava konusu kredinin, davacının…
(3) Yargıtay 19. HD’nin 2014/16771 E., 2015/3067 K. sayılı ve 05.03.2015 tarihli…
(4) Yargıtay 19. HD’nin 2015/3265 E., 2015/13711 K. sayılı ve 02.11.2015 tarihli…
(5) Yargıtay 19. HD’nin 2015/12187 E., 2015/16277 K. sayılı ve 03.12.2015…
“Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı.....’nin yetkilisi iken 11.02.2004 tarihinde hisselerini devrederek şirketten ayrıldığını, müvekkilinin ortaklığının devam ettiği dönemde imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan 200.000 TL’lik kredi borcunun ödendiğini, müvekkilinin şirketten ayrılmasından sonra 700.000 TL’lik ve 1.000.000 TL’lik kredilerin diğer ortakların ve yetkililerin imzaları ile kullanıldığını, … müvekkilinin kredi borçlusu şirketle hukuki ve organik bağının kalmadığını belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, borcun doğum sebebinin davacının şirket ortaklığı olmayıp şahsi kefaleti olduğunu, takibin kesinleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.”…
Bu davada mahkemece şu gerekçeyle kefil sorumlu tutulmuştur: …
“davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 3 adet kredi sözleşmesi düzenlendiği, davacının sadece 1 adet sözleşmede müşterek borçlu
Yargıtay ise şu gerekçeyle kararı bozmuştur: …
“dava dosyasına davalı ile dava dışı ... arasında düzenlenmiş iki adet kredi sözleşmesi sunulmuştur. Sözleşmelerden 200.000 TL bedelli olan sözleşmede tarih bulunmamakla birlikte davacının bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı, anılan bu sözleşmede 16.08.2004 tarihinde limit artırımına gidildiği, ancak limit artırımında davacının imzasının bulunmadığı, diğer sözleşmede ise davacının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Davalı yanca girişilen icra takibinde dayanak olarak ‘genel kredi taahhütnamesi ve ihtar’ gösterilmiş olup hangi sözleşme ya da sözleşmelere dayanıldığı açıkça belirtilmemiştir. Öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davaya konu kredi alacağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı konusunda açıklayıcı bir bilgi bulunmamakta olup anılan rapor bu haliyle yetersiz olduğu gibi Yargıtay denetimine de elverişli değildir.” …
(6) Yargıtay 19. HD’nin 2015/10995 E., 2016/4153 K. sayılı 07.03.2016 tarihli…
Bu kararda iyi niyete ve hakkaniyete dayanılmış olması yukarıda II ve III numaralı…
(7) Yargıtay 19. HD’nin 2016/16186 E. 2017/3432 K. sayılı ve 27.04.2017 tarihli…
“Mahkemece, ...davacının 25.08.2006 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığı, davalı bankanın dava dışı olan alacağının…
(8) Yargıtay 19. HD’nin, 2017/564 E. 2017/4875 K. sayılı ve 13.06.2017 tarihli…
“Mahkemece... davalı bankanın borçlunun tüm kredi sözleşmesini birleştirip tek bir alacak olarak kefalet limiti ile kefillerden talepte bulunmasının yerinde olmadığı, kefillerin sadece imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu olması gerektiği,... davanın kısmen kabul kısmen reddi ile .. bakiye 12.189,34 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir....Usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, .. karar verildi.” …
(9) Yargıtay 19. HD’nin 2016/11218 E., 2017/6023 K. sayılı ve 19.09.2017 tarihli…
“davalı banka ile dava dışı şirket arasında ilk sözleşme ile başlayan ilişkinin sona erdirilerek tarafların yeni bir sözleşme yaparak yeni bir kredi ilişkisine zemin hazırladıkları, ikinci sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle ilk sözleşmeye güvenilerek verilmiş bir banka alacağının bulunmadığı, ikinci sözleşmenin düzenlenmesi ile ilk sözleşmeye dayanan kredi ilişkisinin sona erdiği, yeni bir kredi ilişkisinin kurulduğu, davalı bankanın yeni bir sözleşme düzenlemeyi tercih etmesinin eski kredi ilişkisine son verme iradesini gösterdiği, banka tarafından düzenlenen yeni sözleşme ile eski sözleşme arasında bağlantı bulunmadığı, her iki sözleşme arasındaki bağlantının taraf iradeleri ile kesildiği, davacının kefalet imzası bulunan sözleşmeden doğan banka alacağının kalmadığı…” …
(10) Yargıtay 19. HD’nin 2016/20565 E. 2017/6396 K. sayılı ve 28.09.2017 tarihli…