Doğal olarak taraflar tahkim yargılamasının tâbi olduğu kuralları belirlemek konusunda anlaşmakta serbesttirler. O nedenle aralarındaki uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümünü bu Kanuna tâbi kılabilecekleri gibi hakem veya hakem kurulu da uyuşmazlığın çözümünde bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını seçebileceklerdir.
-
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Salt metin olarak göster (Kelime işlemcilere uygun görünüm)
Metnin ilk hali
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel veya Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Kanunun amacının, milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu ve Kanunun, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıkları kapsadığı belirtilmektedir.
Tahkim yeri Türkiye dışında olsa da, mahkemede tahkim itirazı ve anlaşması ile ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz hallerinde de bu Kanun hükümleri uygulanacaktır. Ancak, Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradelerine tâbi olmayan uyuşmazlıklarda bu Kanun hükümleri uygulanmayacaktır.
Anayasanın 125 inci maddesi gereğince, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesinin öngörülebilmesi yabancılık unsurunun bulunması halinde mümkündür. Bu düzenlemeye paralel olarak, Kamu Hizmetleri ile İlgili İmtiyaz Şartları ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun uyarınca yabancılık unsuru bulunan kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesinin bu Kanun kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.
Tahkime milletlerarası nitelik kazandıran yabancılık unsurları açıklanmıştır.
Kanunda mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkemeler gösterilmiş ve tahkim yargılamasının niteliği ve yargılama kurallarının tahkim anlaşmasının taraflarınca kararlaştırılabildiği göz önünde bulundurularak, mahkemelerin tahkim yargılamasına yardımı ve müdahalesi bu Kanunda sayılan haller ile sınırlı tutulmuştur.
Tahkim anlaşmasının tanımı yapılmış; bu anlaşmanın tahkim yargılamasına dayanak olması nedeniyle yazılı şekilde yapılması, anlaşmanın geçerlik şartı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, hangi hallerde yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılacağı da belirtilmiştir.
Tahkim anlaşmasının, tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere seçtikleri hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun ise geçerli olduğu açıklanmıştır.
Maddenin son fıkrasında da, tahkim anlaşmasına karşı asıl sözleşmenin geçersiz olduğu ve tahkim anlaşmasının henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamayacağına yer verilmiştir.
Tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta, dava mahkemede açılmışsa, tahkim itirazında bulunulabileceği; tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilk itirazlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı;mahkemenin, tahkim itirazını kabulü durumunda davayı usulden reddedeceği düzenlenmiştir.
Yargılama sırasında tarafların, tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları durumunda mahkemenin, davadan el çekerek dosyayı ilgili hakem veya hakem kuruluna göndermesi öngörülmüştür.
Tahkim yargılamasından önce ya da tahkim yargılaması sırasında, tarafların, mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı istemesi ve mahkemece böyle bir tedbire veya hacze karar verilmesinin, tahkim anlaşmasına aykırılık oluşturmayacağı; tahkim yargılamasının kurallarını tahkim anlaşmasında belirleme yetkisine sahip olan taraflar, aksini kararlaştırmadıkları ve birinin istemi üzerine hakem veya hakem kurulunca ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı verilebileceği;böyle bir karar verilmesinin uygun bir güvenceye bağlanabileceği düzenlenmiştir. Ancak, tahkim yargılamasının niteliği dikkate alınarak, hakem veya hakem kurulunun, cebrî icra organlarınca icrası ya da diğer resmî makamlarca yerine getirilmesi gereken veya tahkim anlaşmasının tarafları dışında üçüncü kişileri bağlayan ihtiyatî tedbir ya da ihtiyati haciz kararı veremeyeceği açıktır.
Tahkim yargılamasının, tarafların serbest iradeleriyle yaptıkları bir tahkim anlaşmasına dayandığı dikkate alındığında, hakem veya hakem kurulunca verilen ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararının yerine getirilmemesi durumunda yaptırım öngörülmemekle birlikte;ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararının yerine getirilmemesi halinde diğer tarafın tedbir kararı verilmesi istemiyle mahkemeden yardım isteyebileceği gibi, tarafların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra İflas Kanununa göre istemde bulunma haklarının da saklı olduğu belirtilmiştir.