A⇡ Yazı karakterini büyüt ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Salt metin olarak göster (Kelime işlemcilere uygun görünüm)
Bağlantılar
Metnin ilk hali
madde:
Sistematik İndeks
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel veya Profesyonel +
pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Turizm : ekonomik, sosyal, kültürel, politik, teknolojik ve benzeri faktörleri ihtiva eden, yer yüzünde yaşayan her dört kişiden en az birinin katıldığı, petrolden sonra dünya ticaretinde ikinci sırayı alan, devletin, politikacıların, bilim ve iş adamlarının, eğitim ve kitle yayın organlarının ve halkın yoğun biçimde ilgilendikleri veya ilgilenmek zorunda oldukları önemli bir sektördür.
Uluslararası istatistiklere göre, turist sayısı son 7 yılda % 34.4 oranında artış göstermiş, 1979 yılında 270 milyon kişi turizm amacıyla ülkesi dışına çıkmış ve 77 milyar ABD doları harcanmıştır.
Doğal olarak, bu genel tablo içinde ülkeler turizme verdikleri önem oranında pay almaktadırlar.
1979 yılı verilerine göre, turizm alanında gelişmiş Akdeniz ülkelerinin de ülkemizin uluslararası turizmden aldıkları pay şöyledir :
Turist Sayısı
Turizm Geliri (Milyon Dolar)
Yatak Sayısı
İtalya
48 700 000
8 185
1 535 425
İspanya
38 902 034
6 484
976 657
Fransa
28 000 000
6 826
913 128
Yugoslavya
22 217 443
1 900
267 600
Yunanistan
5 232 973
1 663
265 532
Türkiye
1 523 658
281
55 000
Türkiye 1979 yılında İtalya’nın 27’de, Yunanista’nın ise 6’da biri oranında gelir sağlayabilmiştir.
Bu rakamlar da göstermektedir ki; zengin bir turizm potansiyeline sahip Olmasına karşılık ülkemiz, henüz uluslararası turizmden gerekli payı alabilecek düzeye ulaşmış, dünya turizminde layık olduğu yeri alabilmiş değildir.
Son yıllarda, yurdumuza dönük dış turizm talebinin göstermiş olduğu gelişim ve iç turizm hareketinde görülen hızlı artış önemli bir potansiyel yaratmış, ancak turizmin bir bütün olarak ele alınması, plan politika ilkelerinin uyumlu bir şekilde tespiti ve ilkeler doğrultusunda işbirliğine dayalı ve devamlı bir uygulamanın sağlanamamış olması nedeniyle turizm kaynaklarımız ülke kalkınmasına dünyadaki örnekleri ölçüsünde olumlu katkılarda bulunacak düzeyde değerlendirilememiştir.
Gerçekten de turizm sektörünün arz ettiği imkânlardan, milli ekonomi bakımından ne derecede yararlanılacağının dikkatle hesaplanması gerekmektedir. Bu hesaplamalarda turizmin gelişmesinin vaadettiği imkânların dikkate alınması gereği kadar, değerlendirilmeleri de önem taşımaktadır. Diğer bir deyişle, optimal yatırım miktarı ile bu yatırımların en yararlı nitelik, nicelik ve yörede oluşmasını sağlayacak teşvik tedbirlerinin alınmasında.
Bu zorunluluk turizm olayının sadece döviz sahasındaki yerinin belirlenmesi ile bile kendini gösterecek kadar açıktır.
Dış turizm talebi büyük miktarlarda tüketim malımızın yurt içinde ihracına imkân hazırlamaktadır. Yabancının seyahat acentasına ödediği komisyon, taksi şoförüne verdiği ücret, içtiği şarap, satın aldığı giyim eşyası, ulusal ekonomimiz açısından da bir kazanç olmaktadır. Şöyle ki, litresi 25,- liradan ihraç edilen şarabımızın yabancı bir ziyaretçiye 200,- ila 800,- lira arasında otel ve lokantalarda satılabilmesi mümkün olabilmektedir. Yani 0,25 Dolara ihraç edilen bir malın Türk lokantasındaki fiyatı 2 - 8 Dolara kadar çıkabilmektedir. Bir deri ceketi ihracında üzerine eklenen çeşitli vergi ve kârlar nedeniyle kendi ülkesinde edinemeyen yabancı, aynı ceketi ihraç fiyatının üstünde bir bedelle Kapalıçarşıdan almaktadır. Ancak, turizmin neden olduğu bu satışlar ihracatta vergi uygulamaları nedeniyle ödemeler bilançomuzun ihraçat kalemleri arasında yer aldığından, turizm açısından yapılan değerlendirmelerde gözden kaçmaktadır.
Yukarıda arz edilmeye çalışılan gerçek, önce Romanya daha sonra da Bulgaristan tarafından en rasyonel biçimde uygulanmıştır. Özel Kambiyo rejimi içinde olan bu ülkeler bir yandan serbest döviz ihtiyaçlarını karşılamak, diğer yandan ihraç konusu gıda maddelerini yüksek fiyatlarla değerlendirebilmek için uluslararası turizmi çok etkili bir araç olarak kullanmayı başarmışlardır.
İşletme döneminde hemen âkla geliveren bu bir iki olay yanında yatırım aşamasındaki döviz tablosuna da bir göz atmakta da yarar bulunmaktadır.
Yapılan çalışmalara göre turizm yatırımlarının yapım dönemlerinde yurt dışından getirilecek malzeme ihtiyacının yatırım tutarının % 3’ü ila % 5’i arasında kalmakta, yabancı sermayeli bir işletmenin ise sağladığı dövizin en çok % 18 - 24’ünü, kâr payı, dış kredi faizi, yabancı personel giderleri ve ithal işletme malzemesi ihtiyacı için geri götürebilmektedir. O halde böyle bir işletme en az net % 76 - 82 döviz kazancı sağlamaktadır.
Uluslararası turizmin yanısıra, iç turizm hareketi de milli gelirin dengeli dağılımına yardımcı bir faktör olmaktadır. Bu yolla yurdun çeşitli yerleşme merkezlerinden gelen kişiler daha ücra noktalarda talep yaratmakta, o yöre halkına yeni yeni gelir sahaları açmakta ve ürettikleri mallar, aracıya satış fiyatının çok üstünde talep bulmaktadır. Böylece bir başka yörede meydâna gelen tasarruf, bir diğer yörenin hayat standardını yükseltmekte ve ürününe değer kazandırmaktadır.