Resmi Gazete Dışındaki Kaynak
No.:
2015-07
Kurum:
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kabul Tarihi:
27.01.2015
Yürürlüğe Giriş Tarihi:
27.01.2015
Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (Merkez Bankası) Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca, enflasyonun hedeften belirgin olarak sapması durumunda Merkez Bankası’nın sapmanın nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirmesi ve kamuoyuna açıklaması gerekmektedir. 24 Aralık 2013 tarihinde yayımlanan “2014 Yılında Para ve Kur Politikası” başlıklı temel politika metninde belirtildiği gibi, 2014 yılı için enflasyon hedefi Hükümetle beraber yüzde 5 olarak belirlenmiştir. Yine aynı metinde, yılsonunda enflasyonun hedeften belirgin olarak (her iki yönde de 2 puandan daha fazla) sapması halinde Hükümete bir açık mektup yazılacağı ifade edilmiştir. 2014 yılsonunda enflasyon yüzde 8,17 düzeyinde gerçekleşmiş ve hedefin belirgin olarak üzerinde kalmıştır. Bu metin, enflasyonun hedeften sapmasının nedenleri ile hedefe ulaşmak için alınan ve alınması gereken önlemleri açıklamaktadır.
2014 Yılında Enflasyonu Belirleyen Faktörler
2014 yılının ilk Enflasyon Raporu’nda (ER 2014/I) yılsonu için öngörülen enflasyon tahmininin orta noktası yüzde 6,6 olarak belirtilmişti. Ancak, yıl içinde söz konusu tahmine ilişkin varsayımlarda gözlenen sapmalar ve enflasyon dinamiklerini etkileyen gelişmeler sonucunda yılsonunda enflasyon belirsizlik aralığının üzerinde gerçekleşmiştir.
2014 yılında enflasyonun hedefin üzerinde gerçekleşmesinde etkili olan temel unsurların başında 2013 yılının ikinci yarısından başlayarak döviz kurunda kaydedilen birikimli artışlar ve gıda fiyatlarının olumsuz iklim koşulları nedeniyle sergilediği yüksek seyir gelmektedir. Gerek gıda gerekse döviz kuru kaynaklı baskıların geçmiş dönemlere kıyasla uzun sürmesi, doğrudan etkilerin yanında beklentileri de olumsuz etkileyerek genel enflasyon eğilimini güçlendirmiştir. Bu dönemde yönetilen fiyatlar ve vergilerde yapılan ayarlamalar enflasyonun hedeften sapmasında sınırlı da olsa rol oynamıştır.
Küresel para politikalarına dair belirsizliklerin arttığı 2013 yılının ortalarından itibaren gelişmekte olan ülke para birimlerinde belirgin değer kayıpları yaşanmıştır. Türk lirasında yaşanan değer kaybı, özellikle temel mal fiyatları kanalıyla çekirdek enflasyon üzerinde etkili olmuştur. Döviz kurunda gözlenen artışların birikimli olarak yüksek bir düzeye ulaşması, gıda ve hizmet gruplarında da etkisini göstermiştir. İthalat fiyatlarında süregelen ılımlı seyrin 2014 yılı ikinci yarısında uluslararası petrol fiyatlarındaki düşüşlerle de desteklenmesine rağmen, döviz kuru gelişmelerinin enflasyona etkisi 2014 yılsonu itibarıyla yaklaşık 1,5 puana ulaşmıştır.
Enflasyonun öngörülen seviyenin üzerinde kalmasında bir diğer etken olan gıda fiyatları için yılbaşında yüzde 8 olarak varsayılan yıllık enflasyon oranı yüzde 12,7 olarak gerçekleşmiştir. Gerek işlenmemiş gerekse işlenmiş gıda fiyatlarındaki yüksek artışların etkili olduğu bu görünümün enflasyon hedefinden sapmaya yaptığı katkı 1,2 puan düzeyindedir. 2014 yılında elektrik, doğalgaz, alkollü içecekler ve tütün gibi yönetilen fiyatların enflasyona olan net etkisi ise 0,3 puan ile Ocak Enflasyon Raporu’nda sunulan enflasyon tahminiyle uyumlu düzeylerin üzerinde gerçekleşmiştir.
Sonuç olarak, para politikasındaki sıkı duruş ve alınan makroihtiyati tedbirlerin katkısıyla yurt içi talep ve kredi büyümesinin kontrol altında tutulduğu 2014 yılında enflasyonun hedefin üzerinde gerçekleşmesinde döviz kuru ve gıda fiyatlarındaki gelişmeler ile yönetilen fiyatlardaki ayarlamalar belirleyici olmuştur. Buna karşılık yılın ikinci yarısından başlayarak petrol fiyatlarının aşağı yönlü bir eğilim sergilemesi 2015 yılında enflasyonda öngörülen düşüş sürecini destekleyecek önemli bir gelişme olmuştur.
Hedefe Ulaşmak İçin Alınan Önlemler
Merkez Bankası, 2013 yılı sonundan itibaren risk algılamalarındaki bozulma sonucu döviz kuru ve risk priminde yaşanan belirgin artışların enflasyon görünümü ve makro-finansal istikrar üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla, 28 Ocak 2014 tarihinde para politikasını güçlü ve önden yüklemeli bir şekilde sıkılaştırmıştır. Bu çerçevede, gecelik borçlanma ve borç verme faizleri ile haftalık repo faizi önemli ölçüde yükseltilmiş, kısa vadeli piyasa faizleri de politika faizleriyle uyumlu bir şekilde artmıştır (Grafik 1). Söz konusu güçlü sıkılaştırma sonucu risk algılamaları iyileşirken, Türk lirasındaki değer kaybının bir kısmı telafi edilmiş ve göreli kur oynaklığında düşüş gözlenmiştir. Alınan bu önlemlerle, orta vadeli enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışı üzerindeki olumsuz etkilerin sınırlanması hedeflenmiştir.
Takip eden dönemde küresel likidite koşullarındaki ve risk primi göstergelerindeki iyileşmeler ile azalan belirsizlikler doğrultusunda Merkez Bankası Mayıs-Ağustos arasındaki dönemde bir hafta vadeli repo faizi ile gecelik borçlanma ve borç verme faizlerinde ölçülü indirimler yapmıştır. Bu dönemde Merkez Bankası enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışı üzerindeki vurgusunu devam ettirerek, getiri eğrisinin eğimini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki sıkı duruşunu korumuştur. 2014 yılının Eylül ayından itibaren artan jeopolitik riskler ve finansal piyasalarda yaşanan oynaklığa karşı likidite politikasıyla parasal sıkılaştırma yapılmış ve BIST gecelik repo faizlerinin koridorun üst sınırına yakın düzeyde oluşması sağlanmıştır (Grafik 1). Para politikasının sıkı duruşu, Türk lirasında oluşabilecek aşırı oynaklıkları önlerken, beklenen enflasyonu azaltmak yoluyla uzun vadeli faizler üzerinde düşürücü etki yapmaktadır.