Karar No: 75935942-050.01.04 - [01/7413]
Konu: FFMS 38 Vaat, Opsiyon ve Korunma Standardının Yayımlanması
660 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9’uncu maddesi uyarınca; Faizsiz Finans Muhasebe Standartlarının mevzuatımıza kazandırılması amacıyla, “Faizsiz Finans Muhasebe Standardı 38: Vaat, Opsiyon ve Korunma” standardının yayımlanmasına karar verilmiştir.
Faizsiz Finans Muhasebe Standardı 38
Vaat, Opsiyon ve Korunma
Standardın Amacı
1. Bu standardın amacı, faizsiz finans kuruluşları (bundan sonra kuruluşlar olarak anılacaktır) için Fıkhî ilke ve kurallara uygun vaat (söz), opsiyon (hıyâr) ve korunma (tahavvut) anlaşmalarının muhasebeleştirilmesi, ölçümü ve açıklanmasına ilişkin muhasebe ve raporlama ilkelerini belirlemektir.
Kapsam
2. Bu standart, Fıkhî ilke ve kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen vaat, opsiyon veya korunma anlaşmalarını içeren tüm işlemlerin muhasebeleştirilmesi ve finansal raporlamasında uygulanır.
Tanımlar
3. Bu Standardın yorumlanması ve uygulanması amacıyla aşağıdaki tanımlar yapılmıştır:
a. Kapora (Arbûn): Sözleşme yapılırken satış işlemleri kapsamında istekli alıcı tarafından satıcıya satış fiyatına karşılık güvence olarak ödenen avans ödemesidir. Sözleşmenin şartları ve ilgili Fıkhî ilke ve kurallar doğrultusunda, alıcının üzerinde uzlaşılan dönem içerisinde satın alma işlemini feshetmesi durumunda kapora satıcı tarafından cayma tazminatı olarak değerlendirilebilir.
b. Kontrol: Kuruluş, bir varlığın ya da işletmenin mülkiyetinden kaynaklanan tüm risk ve getirilere önemli ölçüde sahip olduğunda, aşağıdaki her iki koşulu da uygun bir şekilde karşılıyorsa ilgili varlık ya da işletmeyi kontrol etmektedir:
i. İlgili varlık ya da işletmeyle olan ilişkisinden dolayı değişken getirilere doğrudan maruz kalması (negatif getiri durumunda) veya bu getirilerde hak sahibi olması (pozitif getiri olması durumunda) ve
ii. Bu getirileri ilgili varlık ya da işletme üzerindeki gücüyle etkileyebilme imkânına sahip olması.
c. Gerçeğe uygun değer: Piyasa katılımcıları arasında, ölçüm tarihinde olağan bir işlemde bir varlığın satışından elde edilecek veya bir yükümlülüğün devrinde ödenecek fiyattır.
d. Güvence bedeli (Hamişü’l-Ciddiyet): Bir tarafın diğer tarafa sözleşmenin ifa edilmesi ya da vaadin yerine getirileceğine ya da bir işlemin tamamlanacağına dair teminat olarak verdiği tutardır. [Açıklama: Güvence bedelinden cayma tazminatı olarak alınabilecek tutar, taraflardan birinin satış sözleşmesini yapmayı reddetmesinden dolayı maruz kalınan fiili zararlara karşılıktır. Eğer güvence bedeli fiili zarar tutarından eksik kalırsa, etkilenen taraf geri kalan her türlü tutar için diğer tarafa başvurabilir. Satış işlemine yönelik güvence bedeli sözleşme dönemi boyunca kullanılamaz. Çünkü bu güvence bedeli sadece sözleşme öncesi dönemle ve sözleşmenin yapılmasına/yerine getirilmesine kadar olan dönemle ilgilidir];
e. Opsiyon (Hıyâr): Satış, İcâre veya başka bir sözleşmede yer alan, taraflardan birinin tek taraflı olarak sözleşmeyi iptal etmesine veya hükümsüz kılmasına ya da tek taraflı olarak sözleşme konusunun önemli biçimde değişmesine yol açacak şekilde sözleşmenin değişmesine izin veren (açık veya zımni) bir seçenektir.
f. Ekonomik açıdan dezavantajlı sözleşme veya taahhüt: Sözleşme veya taahhüt kapsamındaki mükellefiyetlerin yerine getirilmesinden kaynaklanan kaçınılmaz maliyetlerin, sözleşme veya taahhüt kapsamında elde edilmesi beklenen ekonomik faydaları aştığı sözleşme veya taahhüttür.
g. Vaatte bulunan taraf: Belli bir konuda harekete geçmek açısından isteklilik gösteren taraftır.
h. Vaatte bulunulan taraf: Vaatte bulunan tarafın belli bir konuda harekete geçmek açısından isteklilik gösterdiği taraftır. Vaatte bulunulan taraf, vaatte bulunan tarafın verdiği vaat sebebiyle ortaya çıkan giderlere maruz kalabilir.
i. Korunma (Tahavvut) anlaşması: Vaat veya opsiyon düzenlemesine veya bu şekilde bir dizi düzenlemeye (öngörülen süre için) girmek suretiyle gelecekteki istenmeyen gerçeğe uygun değer değişimleri veya nakit akışları farklılıklarından doğan riski azaltma mekanizmasıdır.
j. Vaat (Söz): Anlaşmadaki taraflardan birinin üstlendiği tek taraflı (zımni kabulden doğan yükümlülük) taahhüttür. Fıkhî hükümlere göre meşru bir mazeretin ortaya çıktığı ve bu mazeretin vaadin yerine getirilmesine engel olduğu durumlar dışında, tek taraflı vaadin Fıkhî hükümler uyarınca vadeden kişi açısından bağlayıcı olduğu anlaşılır. Vaat aşağıdaki şekillerde sınıflandırılabilir:
i. Bağlayıcı Vaat (Söz): Belirli bir sebepten dolayı vaadin yerine getirilmesinin muallakta kalması ve vaatte bulunulan tarafın vaat nedeniyle belirli maliyetlere katlanmış olması veya vaatte bulunan tarafın vaadi kasti olarak bağlayıcı hale getirmesi durumunda, hukuki bakımdan da vaatte bulunan taraf açısından bağlayıcı hâle gelen vaat türüdür.