Resmi Gazete Dışındaki Kaynak
No.:
2019/225
Kurum:
Kişisel Verileri Koruma Kurumu
Kabul Tarihi:
23.07.2019
Yürürlüğe Giriş Tarihi:
23.07.2019
Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
Konu Özeti: Yurtdışında Yerleşik Tüzel Kişilerin Türkiye’deki Şubeleri ile İrtibat Bürolarının Veri Sorumlusu Sıfatını Taşıyıp Taşımayacağı ve Sicile Kayıt
Kurumumuza iletilen; yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’de işlemekte oldukları kişisel veriler nedeniyle;
• yurtdışında yerleşik tüzel kişiler,
• yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubeleri ve
• yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki irtibat bürolarının
6698 sayılı Kanuna göre veri sorumlusu sıfatına haiz olup olmayacağı, Sicile kayıt yükümlülüğü ve istisna kriterleri açısından değerlendirilmesi konusundaki görüş talebinin incelenmesi neticesinde;
Yurtdışında yerleşik tüzel kişiler açısından;
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda (Kanun) veri sorumlusu, “kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmış olup bunlar gerçek kişiler olabileceği gibi kamu kurumları, şirketler, dernekler veya vakıflar gibi tüzel kişiler de olabilecektir.
Bu kapsamda bir kişisel veri işleme etkinliğinde veri sorumlusunun tespiti için veri sorumlusu tanımında yer alan kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleme, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olma ve ayrı bir gerçek veya tüzel kişi olma kriterleriyle birlikte, kişisel verilerin ilk aşamada elde edilmesi ve bunun yasal dayanağı, hangi kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği ve kişisel veri elde etme yöntemleri, işlenecek kişisel veri türleri, kimlerin kişisel verilerinin işleneceği, ilgili kişinin erişimi ve diğer hakların kullanılıp kullanılmadığı, kişisel verilerin paylaşılıp paylaşılmayacağı, paylaşılacaksa kimlerle paylaşılacağı ve kişisel verilerin ne kadar süre muhafaza edileceği gibi hususlarda kimin karar verdiği dikkate alınabilecektir.
Bunlara ek olarak, merkez şirketten bağımsız olarak tabi olunan hukuki yükümlülükler, merkezden bağımsız olarak doğrudan kişisel verileri işlenen kişilere uygulanan kendi hüküm ve şartlarının mevcudiyeti gibi unsurlar da veri sorumlusunu belirlemek bakımından önem arz etmektedir.
Bununla birlikte ifade etmek gerekir ki, yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösteren ticari işletmeler, Türkiye’deki iş ilişkilerini yürütmek açısından çeşitli seçeneklere sahiptir. Bu seçeneklerden birisi şube açmak, diğeri de irtibat bürosu kurmaktır.
Bu açıdan ilgili seçenekler değerlendirilirken faaliyet çerçevesinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Uygulamada genellikle, şirketler yürüttükleri faaliyetlerin kapsamı arttıkça işlerini merkezden yönetmek yerine, kuracakları yarı bağımsız birimler yani şubeler aracılığı ile mahallinden yönetmeyi tercih etmektedirler.
Yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubeleri açısından;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) “Tescil” başlıklı 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında “Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur.” hükmü, 4 üncü fıkrasında ise “Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur” hükmü yer almaktadır.
5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında ise “Bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan ve/veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınaî faaliyet ve ticarî muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu Kanunun uygulanması bakımından şube sayılır” denilerek odalara kayıt zorunluluğunun kapsamı belirlenirken şubenin tanımına da yer verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesine göre de şube; “elektronik işlem cihazlarından ibaret birimleri hariç olmak üzere, bankaların bağımlı bir parçasını oluşturan ve bu kuruluşların faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını kendi başına yapan, sabit ya da seyyar bürolar gibi her türlü iş yeri” olarak ifade edilmiştir.