Resmi Gazete Dışındaki Kaynak
No.:
2024-11
Kurum:
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kabul Tarihi:
29.02.2024
Yürürlüğe Giriş Tarihi:
29.02.2024
Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
Toplantı Tarihi: 22 Şubat 2024
Küresel Ekonomi
1. Küresel büyüme görünümü yatay seyretmekte, işgücü piyasalarındaki sıkılık ise devam etmektedir. Küresel Satınalma Yöneticileri Endeksi (Purchasing Managers' Index- PMI) geçtiğimiz yılın son çeyreğinde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) kaynaklı olarak gerilemeye devam etmiştir. Bu çerçevede, küresel ekonomide geçen yılın üçüncü çeyreğinde yaşanan yavaşlamanın son çeyrekte de devam ettiği ve küresel iktisadi faaliyetin zayıf seyrini sürdürdüğü değerlendirilmektedir. Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin üçüncü çeyrek yıllık büyümesi yüzde 1,65 ile bir önceki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonrasında yatay bir seyir izlemiş, dördüncü çeyreğe ilişkin tahminler de buna yakın bir seviyede korunmuştur. Ocak ayında PMI verilerinde sınırlı bir iyileşme görülmüş ancak imalat sanayi endeksi eşik seviyenin altında kalmaya devam etmiştir. Enflasyonda kalıcı düşüş sağlamak amacıyla sıkı para politikalarının sürdürülmesi ve jeopolitik risklerin varlığı 2024 yılında küresel iktisadi faaliyetin seyri açısından öne çıkan risk faktörleri olarak görülmektedir.
2. Çekirdek enflasyonun ve enflasyon beklentilerinin yüksek seviyeleri, küresel enflasyonun bir süre daha merkez bankalarının hedeflerinin üzerinde seyretmeye devam edeceğini ima etmektedir. Buna karşın, 2023 yılı sonuna yaklaşırken ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankaları yaptıkları iletişimde özellikle çekirdek enflasyondaki düşüşe vurgu yaparken, orta vadeli enflasyon tahminlerini de aşağı yönlü güncellemişlerdir. Bunun sonucunda, 2024 yılında faiz indirimlerinin daha erken başlayabileceği yönünde beklentiler güçlenirken, politika faizlerinin olası seyrine ilişkin öngörüler de aşağı yönlü güncellenmiştir. Ancak, gerek merkez bankalarının aşırı fiyatlamalara dikkat çekmesi gerekse ocak ve şubat aylarında açıklanan ABD enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi sonucunda piyasa fiyatlamaları son dönemde daha temkinli bir indirim patikasına işaret etmektedir. Bu süreçte küresel risk iştahındaki gerileme ile GOÜ’lere yönelen portföy akımları yavaşlamıştır.
Parasal ve Finansal Koşullar
3. Kredi büyümesi ve kompozisyonunda normalleşme devam etmiştir. Bireysel kredilerin 4 haftalık ortalama büyüme oranları önceki PPK toplantısı haftasından bu yana azalarak, yüzde 2,98 seviyesinde gerçekleşmiştir. Taşıt kredileri ve ihtiyaç kredilerinde bu oran sırasıyla yüzde -1,42 ve yüzde 1,95 seviyesindedir. Bireysel kredi kartlarında ise bu oran yüzde 5,38 ile daha yüksek gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, Türk lirası ve kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerin aynı dönemde 4 haftalık ortalama artış oranları sırasıyla yüzde 1,39 ve 1,49 seviyesinde gerçekleşmiştir.
4. Parasal ve miktarsal sıkılaştırma ile sadeleşme kararlarının etkisiyle kredi faizlerinde gelinen seviyelerin hedeflenen finansal sıkılık düzeyiyle uyumlu olduğu değerlendirilmektedir. Önceki PPK toplantı haftasından bu yana yatay seyreden Türk lirası ticari kredi faizleri yüzde 52,9 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde konut kredisi faizleri ve ihtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı-KMH hariç) faizleri yatay bir görünüm sergilemiş ve 16 Şubat 2024 itibarıyla sırasıyla yüzde 41,0 ve yüzde 63,4 olarak gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, taşıt kredisi faiz oranları 2,6 puan azalarak yüzde 44,5 olarak gerçekleşmiştir.
5. Parasal aktarım mekanizmasını destekleyici makroihtiyati tedbirlerin etkisi ile geçtiğimiz PPK dönemine göre artan Türk lirası mevduat faizleri 16 Şubat itibarıyla yüzde 47,0 olarak gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, düşük tutarlı tasarruf mevduatları ile yüksek tutarlı mevduatlara önerilen faizler arasındaki farkın da devam ettiği gözlenmiştir. Söz konusu gelişmelerin yurt içi talepte gözlenen dengelenme süreci üzerindeki etkileri bir risk faktörü olarak yakından takip edilmektedir.
6. Dış finansman koşulları, rezervlerin seviyesi, cari dengedeki iyileşme ve Türk lirası varlıklara talep, döviz kuru istikrarına ve para politikasının etkinliğine katkıda bulunmaya devam etmektedir. Bu çerçevede, önceki PPK dönemine kıyasla 3,88 milyar ABD doları gerilemekle birlikte 16 Şubat 2024 itibarıyla 134,2 milyar ABD doları düzeyine gelen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt uluslararası rezervleri bir önceki yıla göre yüksek seviyelerini korumuştur.
7. Türk lirasının 1 ve 12 ay vadeli kur oynaklığı 21 Şubat 2024 itibarıyla sırasıyla yüzde 6,4 ve yüzde 18,7 seviyelerine gelmiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (Credit Default Swap-CDS), küresel risk iştahındaki iyileşmeyle beraber 23 baz puan düşüşle 21 Şubat 2024 itibarıyla 294 baz puan seviyesine gerilemiştir. Haziran ayından itibaren risk primi ve kur oynaklıklarındaki düşüşlere 2,38 milyar ABD doları Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) piyasasına ve 3,17 milyar ABD doları hisse senedi piyasasına olmak üzere toplam 5,55 milyar ABD doları net portföy girişi eşlik etmiştir.