Resmi Gazete Dışındaki Kaynak
No.:
2025-64
Kurum:
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kabul Tarihi:
18.12.2025
Yürürlüğe Giriş Tarihi:
18.12.2025
Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
Toplantı Tarihi: 11 Aralık 2025
Küresel Ekonomi
1. Küresel ticaret politikalarına ilişkin belirsizlik azalmakla birlikte tarihsel ortalamasının üzerinde kalmaya devam etmiştir. Süregelen belirsizliğe rağmen, küresel büyüme tahminlerinde görülen sınırlı iyileşme eğilimi mevcut PPK döneminde de sürmüştür. Diğer taraftan, artan korumacılık, öne çekilen talebin geçici etkilerinin ortadan kalkması ve belirsizliğin daha uzun bir zaman dilimine yayılma olasılığı, küresel büyüme görünümü üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır. Bu çerçevede, zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2025 yılında yüzde 2,0; 2026 yılında ise yüzde 2,3 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel talep görünümündeki zayıf seyir ve arz yönlü gelişmeler ham petrol fiyatlarını baskılamaya devam ederken, enerji emtia fiyatları düşük seyrini korumaktadır. Diğer taraftan, tarım emtia, endüstriyel ve değerli metal fiyatları kaynaklı olarak enerji dışı emtia fiyatları artış eğilimini sürdürmüştür.
2. Enflasyon üzerindeki riskler küresel ölçekte geçerliliğini korurken, merkez bankaları söz konusu riskleri gözeterek faiz indirimlerini sürdürmektedir. Son dönemde, risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, küresel belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.
Parasal ve Finansal Koşullar
3. Türk lirası (TL) mevduat faiz oranları, 24 Ekim ile biten haftaya kıyasla 119 baz puan azalarak 5 Aralık ile biten haftada yüzde 46,9 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 76 baz puan artarak yüzde 47,9; ihtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 262 baz puan artarak yüzde 64,6; konut kredisi faizleri 25 baz puan azalarak yüzde 37,8; taşıt kredisi faizleri ise 125 baz puan azalarak yüzde 34,1 seviyesinde oluşmuştur.
4. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 24 Ekim-5 Aralık döneminde sınırlı ölçüde azalarak yüzde 3 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu düşüşte kredi kartı büyümesindeki yavaşlama etkili olmuştur. TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2,6 seviyesinde yatay seyretmiştir. Kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 0,4 ile bir önceki PPK dönemi seviyesinin altında gerçekleşmiştir.
5. Zorunlu karşılık (ZK) düzenlemesinde sadeleşme adımlarının atılmasına karar verilmiştir. Bankaların ve finansman şirketlerinin yurt dışından doğrudan temin ettiği 1 yıldan uzun vadeli YP yükümlülüklerdeki artış tutarına yüzde sıfır oranında ZK uygulanmasına ilişkin geçici uygulama yıl sonu itibarıyla sonlandırılmıştır. Ayrıca, 16 Ocak 2026 tarihinde yeni oranlar üzerinden tesisi yapılmak üzere YP zorunlu karşılık oranlarında değişikliğe gidilmiştir.
6. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt uluslararası rezervleri, 24 Ekim’den bu yana 0,9 milyar ABD doları artarak 5 Aralık itibarıyla 186,4 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 22 Ekim’den bu yana yaklaşık 41 baz puan azalarak 10 Aralık itibarıyla 226 baz puan seviyesine düşmüştür. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 10 Aralık itibarıyla yüzde 8,4 seviyesine, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 18,7 seviyesine gerilemiştir. Önceki PPK toplantı haftasından bu yana Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) piyasasına 1,6 milyar ABD doları, hisse senedi piyasasına ise 0,2 milyar ABD doları olmak üzere toplamda 1,8 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir.
Talep ve Üretim
7. Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYH), 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık ve çeyreklik bazda sırasıyla yüzde 3,7 ve yüzde 1,1 oranlarında artmıştır. Dönemlik büyüme öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Don ve kuraklık olayları nedeniyle bitkisel üretimdeki gerilemenin etkisiyle tarım katma değeri bu dönemde yıllık bazda yüzde 12,7 oranında gerilemiş ve büyümeyi sınırlamıştır. Tarım sektörü hariç tutulduğunda büyümenin daha yüksek gerçekleştiği gözlenmiştir. Harcama yöntemiyle incelendiğinde, bu dönemde özel tüketim ve toplam yatırımların yıllık büyümeye pozitif katkı verdikleri görülmüştür. Çeyreklik bazda ise yılın ilk iki çeyreğinde gerileyen özel tüketim üçüncü çeyrekte artış kaydederken, toplam yatırımlar yılın ikinci çeyreğinin ardından bu dönemde de büyümeyi desteklemiştir. Üçüncü çeyrekte çeyreklik bazda mal ve hizmet ithalatında düşüş, ihracatında ise artış gerçekleşmiştir. Böylelikle net ihracatın çeyreklik büyümeye katkısı pozitif yönde olmuştur. İkinci çeyrekte hızlanan iktisadi faaliyet, üçüncü çeyrekte bir miktar yavaşlayarak çeyreklik potansiyeline yakın bir büyüme sergilemiştir.