Resmi Gazete Dışındaki Kaynak
Kurum:
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Kabul Tarihi:
17.04.2014
Yürürlüğe Giriş Tarihi:
17.04.2014
Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
Sayı: 11395140-105[227-2012/VUK-1- . . .]--992
17/04/2014
Konu: Derneğin yurt dışı örgütlenmesine ilişkin işlemlerinin vergilendirilmesi ve belge düzeni.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Derneğiniz tarafından yurt dışında birden fazla ülkede temsilcilik, şube ve benzeri şekilde yapılanma yoluna gidilmek istenildiği, bu yurt dışı birimlerde çalışacak personelden bir kısmının yurt dışında yerleşik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir kısmının Türkiye'de yerleşik ve dernek bünyesinde istihdam edilmekte olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir kısmının ise yabancı ülke vatandaşı kişilerden oluşacağı belirtilerek; Türkiye'de dernek hesabından yapılacak para transferleri ile temsilci veya personel ücret ödemeleri, temsil ve ağırlama giderleri ile bu birimlerin yabancı ülkede faaliyette olacağı yerler için ödenecek kira ve diğer giderlerin vergilendirilmesi ve belge düzeninin nasıl olması gerektiği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
I- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde sayılanların kurumlar vergisine tabi olduğuna hükmedilmiş olup bunlar içinde dernekler sayılmamıştır. Dolayısıyla dernekler kurumlar vergisi mükellefi olamayacağı gibi derneklerin ticari faaliyette bulunmaları halinde derneklere ait oluşan yalnızca dernek iktisadi işletmeleri için kurumlar vergisi mükellefiyeti meydana gelmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 3 üncü maddesinde;
"Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler:
1. Türkiye 'de yerleşmiş olanlar;
2. Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye'de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla Gelir Vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)" hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 4 üncü maddesinde de; ikametgahı Türkiye'de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların Türkiye'de yerleşmiş sayılacağına hükmedilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun "Kazanç Veya İradın Türkiye'de Elde Edilmesi" başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasında dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından kazanç ve iradın Türkiye'de elde edildiğinin maddenin devamında belirtilen şartlara göre tayin olunacağı ifade edilerek; ücretlerde hizmetin Türkiye'de ifa edilmiş veya edilmekte olması veya Türkiye'de değerlendirilmesinin, gayrimenkul sermaye iratlarında da gayrimenkulün Türkiye'de bulunması ve bu mahiyetteki mal ve hakların Türkiye'de kullanılması veya Türkiye'de değerlendirilmesinin bu konuda kıstas olacağına hükmedilmiştir. Yine 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında, bu maddenin birinci fıkrasının 3 üncü, 4 üncü, 5 inci ve 7 nci bentlerinde sözü edilen değerlendirmeden maksadın, ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa, Türkiye'de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya karından ayrılması olduğu hükme bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; birinci maddede yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayanların, yalnız Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında ise dar mükellefiyet mevzuuna giren kurum kazancının hangi kazanç ve iratlardan oluştuğu belirtilmiştir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde de, taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye'de kiralanmasından elde edilen iratların dar mükellefiyet konusuna giren kurum kazancı olarak vergilendirileceği hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun "Dar mükellefiyette vergi kesintisi" başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise, dar mükellefiyete tabi kurumların yıllara yaygın inşaat işleri dolayısıyla elde ettikleri hakediş ödemeleri, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları gibi kazanç ve iratları üzerinden bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmış, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin (1) numaralı bendiyle hizmet erbabına ödenecek ücretlerin 103 ve 104 üncü maddeleri kapsamında gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanunun "Gayrimenkul Sermaye İradının Tarifi" başlıklı 70 inci maddesinde de bu maddede sayılan mal ve hakların kiraya verilmesinden elde edilen kazancın gayrimenkul sermaye iradı olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.