Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
Konu: Sigorta aracılık hizmeti karşılığında alınan bedelin vergisel boyutu ve belge düzeni
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; sigorta acenteliği faaliyeti işi ile iştigal ettiğiniz, bazı müşterilerinizi sigorta primi komisyonu paylaşması anlaşması yaptığınız sigorta acentesi firmaya yönlendirdiğiniz, sigorta poliçesinin bu acente tarafından düzenlendiği fakat düzenlenen poliçenin prim bedelinin müşteriler tarafından firmanıza ait banka hesabına ödendiği, acentenizin poliçe bedelini firmanıza ait kredi kartı yada banka havalesi yolu ile sigorta şirketine ödediği belirtilerek, bu uygulamanın yerinde olup olmadığı ile karşı acentenin tarafınıza ödemesi gereken prim komisyonu bedelinin sigorta komisyon belgesi ile gelir kaydedilmesinin yerinde olup olmadığı hususlarında görüş talep edilmektedir.
I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasıyla kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş, anılan maddenin ikinci fıkrasıyla da safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun bilanço esasına göre ticari kazancın tespiti ile ilgili 38 inci maddesinde; bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı ve ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı belirtilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketinizin aracılık hizmeti karşılığında başka bir sigorta şirketinden aldığı tutarların (sadece sigorta aracılık hizmetine isabet eden tutarın) kurum kazancınızın tespitinde gelir olarak dikkate alınması gerekmektedir.
II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
- (1/1) maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,
- (17/4-e) maddesinde ise, banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ve sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı sigorta muamelelerine ilişkin işlemlerinin KDV'den istisna olduğu
hükme bağlanmıştır.
Konu hakkında KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/F) bölümün "4.5. Banka ve Sigorta Muameleleri Kapsamına Giren İşlemler" başlıklı alt bölümünde gerekli açıklamalara yer verilmiş bulunmaktadır.
Buna göre;
- Acentenizin 5684 sayılı Kanun kapsamında sigorta aracılık faaliyeti yürütmesi durumunda, acenteniz tarafından sigorta şirketlerine yapılan sigorta muamelelerine ilişkin işlemler KDV'den istisna olacaktır.
- Acenteniz tarafından bazı müşterilerinize ait sigorta poliçelerinin anlaşma yaptığınız başka bir sigorta acentesi tarafından düzenlenmesi ve BSMV'ye tabi bu sigorta bedelinin müşterilerinizden tahsil edilerek şirketinizce diğer acenteye yansıtılması KDV'ye tabi değildir.
- Acente tarafından şirketinize ödenen prim komisyon bedeli ise Kanunun (17/4-e) maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabi olacaktır.
III- VERGİ USUL KANUNU UYGULAMASI
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almakta olup, söz konusu kayıtların, esas itibariyle, mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, aynı Kanunun;
- 229 uncu maddesinde, "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.",
- 232 nci maddesinde ise, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:
1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
2. Serbest meslek erbabına;
3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;
5. Vergiden muaf esnafa.
Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler..."
hükümlerine yer verilmiştir.