Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü
Sayı: 64597866-125[8-2016]-24587
Konu: Mahkeme kararına göre ödenen tutarların kurumlar vergisi matrahından indirilip indirilemeyeceği.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; şirketinizin 2005 hesap döneminde ... den 932.147,70 TL tutarında hammadde alımı karşılığı oluşan borcun 512.562,71 TL'lik kısmını mükellefin banka hesabına transfer ettiğiniz kalan 419.584,99 TL'yi ilgili şirketin temsilcisi şahsa tediye makbuzu düzenlemek suretiyle ödediğiniz ve söz konusu ödemenin şirket yetkilisi tarafından da onaylandığı, ödemelerin yapılmasından beş yıl sonra adı geçen şirket tarafından ödemelerin yapılmadığından bahisle icra takibi başlatıldığı ve söz konusu takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ... tarih ve Esas No: ... , Karar No: ... sayılı kararı ile şirketinizin ... 'ye daha önce ödediği tutarın yeniden gecikme faizi ve inkar tazminatıyla ödenmesine karar verildiği belirtilerek; şirketinizin bu karara istinaden ödeyeceği tutarın kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı konusunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, birinci maddede yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde de Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
193 Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde indirilecek giderler tadadi olarak sayılmış, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde de kurumlarca ilave olarak indirilecek bazı giderler sayılmış olup Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde de, işle ilgili olmak şartıyla mukavelenameye veya ilam veya Kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği hükme bağlanmıştır.
Kurumlar Vergisi Kanununun "Kabul edilmeyen indirimler" başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde ise, sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderlerinin kurum kazancının tespitinde de gider olarak dikkate alınamayacağı hükmüne yer verilmiştir.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "11.8. Kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan tazminat giderleri" başlıklı bölümünde ;
"Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi tazminat giderleri indirim olarak dikkate alınamaz."
açıklamasına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak yazılabilmesi için, işle ilgili olması ve sözleşmeye, ilama veya kanun emrine bağlı olarak ortaya çıkması şarttır. Ancak, kurumlar tarafından işle ilgili ödenen tazminatlar sözleşmeye, ilama veya kanun emrine bağlı bulunsa dahi, kurumların ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının kusurlarından kaynaklanması halinde gider olarak yazılamayacaktır.
Diğer taraftan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun "Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkisi" başlıklı üçüncü ayırımının A/I-77 inci maddesinde; haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşenin, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüğün, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğacağı hükme bağlanmıştır.
Özelge talep formunuz ekinde yer alan T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ... tarih ve Esas No: ... , Karar No: ... sayılı kararında; " ...
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında mevye satışı yönünde ticari ilişki bulunduğu, davalıya toplam 932.147.70 TL tutarında ürün teslim edildiği, karşılığında davalının, davacının kabulünde olan toplam 512.562.71 TL ödeme yaptığı, davalı yan bakiye 419.613 TL'lik kısmın dava dışı ... 'e ödenmek suretiyle borcun sona erdiğini savunmuş isede, anılan kişilerin davacı şirketin yetkilisi olmayıp, davalının bu kişilere davacının rızası ile ödeme yaptığını ispatlayamadığı, takipten önce temerrüdün oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile takibin 419.584.99 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, alacağın % 40'ı oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötü niyet tazminatı isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.