Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
T.C. BOLU VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü
Sayı: 68509125-125[KV/2016/03]-16976
Konu: Daire Sahibine Ödenen Kira ve Daire Sahibinden Alınan Komisyonun Gelir-Gider Kayıtlarının Vergi Kanunları Açısından Nasıl Uygulanacağı
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin yaklaşık 200 adet 1+1 daire inşaatı yaptığı, dairelerin büyük bir bölümünün inşaatının tamamlandığı, bir kısmının inşaatının ise devam ettiği, daire satışı yaptığınız müşterilerinizle şirketiniz arasında yapılan sözleşmeye göre, şirketinizin daireyi satın alan müşterilerinize satış tarihinden itibaren, daireler ister kiraya verilsin ister verilmesin, kira ödemeyi taahhüt ettiği, şirketinizin satmış olduğu dairelerin müşteri adına kiraya verilmesinde kira bedelini tahsil edip daire sahibine ödediği, ancak şirketinizin kira süresince aylık 50 TL komisyon alacağı belirtilerek, şirketinizin satılan dairelerin kiraya verilmediği dönemde daire sahibine ödediği bedel ile kiraya verilen daireler için alacağı komisyonun gelir-gider kayıtlarının vergi kanunları karşısındaki durumu hakkında Defterdarlığımız görüşü talep edilmiştir.
KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş; 38 inci maddesinin birinci fıkrasında da,
"Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:
1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;
2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari kazancın bu suretle tesbit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur."
hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde ise safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, anılan maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi ile ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için söz konusu giderlerin kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi amacı ile yapılmış olması, yapılan giderin karşılığında sabit kıymet iktisap edilmiş olmaması, yapılan giderin iktisadi işletmenin maliyet bedeline eklenmesi gereken giderlerden olmaması gerekmektedir. Genel olarak; kırtasiye, temizlik, ısıtma, aydınlatma, su ve telefon giderleri, işyeri, araç vb. giderleri, yapılan işle orantılı temsil ve ağırlama giderleri, gayrimenkul ve gayrimenkul gibi değerlenen sabit kıymetlerin normal bakım ve onarım giderleri, sigorta giderleri, finansman giderleri, pazarlama, satış ve dağıtım giderleri, reklam giderleri, yurt dışındaki kişilere ödenen komisyonlar, ayıplı ürün iadesi ve komisyon giderleri bu tür giderlerdendir.
Bu hükümlere göre, şirketiniz tarafından satışları artırmak amacıyla, şirketiniz ile daire satışı yaptığınız müşterileriniz arasında yapılan garanti kira sözleşmesi gereğince, satışını yaptığınız ve müşterilerinize ait olan dairelerin kiraya verilemediği durumlarda şirketiniz tarafından daire sahiplerine ödenecek olan kira tutarının, ispat edici mahiyetteki belgelerle tevsik edilmesi halinde, pazarlama ve satış gideri olarak; dairelerin kiraya verilmesi karşılığında daire sahiplerinden alınan 50 TL komisyon bedelinin de gelir olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN;
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü uyarınca vergi sistemimiz mükelleflerin mal teslimi, hizmet ifası ve diğer muameleler sebebiyle bir vesika düzenlemesini benimsemiş olup, söz konusu işlemlerin, esas itibariyle, mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
Aynı Kanunun;
- 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,
- 231/5 inci maddesinde, faturanın mal teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı,