Resmi Gazete Dışındaki Kaynak
Kurum:
RİZE VALİLİĞİ
Kabul Tarihi:
09.04.2013
Yürürlüğe Giriş Tarihi:
09.04.2013
Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
T.C.
RİZE VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü
Sayı: 85550353-KVK-35-9
Konu: Madencilik Faaliyetinin Yürütülmesi Sırasında Bölgede Yer Alan Binaların Zarar Görmesinden Dolayı Bina Maliklerine Ödenen Bedelin Gider Yazılması Hk.
İlgi (a)'da kayıtlı özelge talep dilekçesine istinaden şirketinize 10.04.2012 tarih ve B.07.4.DEF.0.53.10.00-KVK-29-9/1225 sayılı özelge tayin edilmiştir.
Bu defa, şirketiniz tarafından Defterdarlığımıza verilen ilgi (c)'de kayıtlı dilekçelerde;
-3213 sayılı Maden Kanununun 29 uncu maddesine göre, faaliyetlerin can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluşturduğunun tespit edilmesi halinde maden üretimine yönelik faaliyetlerin durdurulabileceği,
-Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 34/4 maddesine göre; işletmelerde hazırlık ya da üretim çalışmaları sürdürülürken çeşitli nedenlerle can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluştuğunun tespiti halinde, gerekli önlemlerin alınması ve çalışmaların yapılabilmesi için ruhsat sahibine altı aya kadar süre verileceği, bu süre sonunda tehlikeli durumun ortadan kaldırılmaması halinde teminatın irat kaydedilerek işletme faaliyetlerinin durdurulabileceği,
-Bir örneği ekte gönderilmiş olan Maden işleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan Mahallinde Tetkik ve Değerlendirme Raporunda şirketiniz faaliyet alanı içindeki maden sahası ile ilgili olarak her hangi bir olumsuzluğun yaşanmaması ve önceden tedbir alınması için bölgeye özlü köklü ve kalıcı çözümler üretilmesi gerektiği yönünde karara varıldığı,
-.......... mevkiinde kurulu maden işletmesi civarında bulunan binalarla ilgili bina malikleri ile şirketiniz arasında imza edilen sözleşmelere istinaden hasarlı binaların boşaltılması, yıkımı ve 10 yıl süre ile inşaat yapılmaması karşılığında, bina maliklerine ödeme yapıldığı, bu ödemelerin mevcut maden alanında alınması gereken tedbirler için kaçınılmaz olduğu, yapılan yatırım tutarının ciddi büyüklükte olduğu, mevcut yasal düzenlemelere göre şirketinizin madencilik faaliyetinin durdurulma ihtimalinin bulunması nedeniyle, bu harcamaların yapılmasının zaruri olduğu
belirtilerek, işletme projesine uygun olarak faaliyetlerini sürdüren şirketinizin, can ve mal güvenliği açısından bir tehlike oluşmaması ve ticari faaliyetinizin sürdürülmesinin bir gereği olarak yapılan söz konusu ödemelerin kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilip indirilemeyeceği sorulmaktadır.
Şirketiniz tarafından Defterdarlığımıza verilen ilgi (c)'de kayıtlı dilekçeler ve eklerinde belirtilen konuyla ilgili olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün de görüşü sorulmuştur.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Safi Kurum Kazancı" başlıklı 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde ticari kazancın tespitinde indirilebilecek giderler sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (3) numaralı bendinde de, işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların, (7) numaralı bendinde ise, Vergi Usul Kanununa göre ayrılan amortismanların gider olarak dikkate alınabileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilebilmesi için yapılan genel giderlerin matrahtan indirilebilmesi için giderle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında illiyet bağının bulunması, giderin keyfi olmaması, yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayri maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması ve bu giderlerin tevsik edici belgelere dayandırılarak (fatura, fatura yerine geçen vesikalar gibi) yasal kayıtlarda izlenmesi gerekmektedir.
Ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası ilkesi" ve" dönemsellik ilkesi" olmak üzere ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesinde ise, bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır. Ayrıca "Dönemsellik" kavramı gereği işletmeler, gelir ve giderlerini tahakkuk esasına göre muhasebeleştirmek, hasılat, gelir ve kârlarını aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırmak durumundadırlar.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 283 üncü maddesinde de, gelecek bir hesap dönemine ait olarak peşin ödenen giderler ile cari hesap dönemine ait olup da henüz tahsil edilmemiş olan hasılatın, mukayyet değerleri üzerinden aktifleştirilmek suretiyle değerleneceği hükmüne yer verilmiştir.