Resmi Gazete Dışındaki Kaynak
Kurum:
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Kabul Tarihi:
15.04.2011
Yürürlüğe Giriş Tarihi:
15.04.2011
Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)
Sayı: B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 6-284
Konu: Kur farkında KDV uygulaması ve lehte veya aleyhte oluşan kur farklarının kurum kazancının tespitinde dikkate alınması.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği bünyesinde tüzel kişiliği haiz bir kuruluş olarak; yabancı plakalı bir kara taşıtının Türkiye'de yaptığı kazada tamamen veya kısmen kusurlu bulunması halinde zarar gören kişinin başvurusu halinde hasar bedelinin tahsili ve muhatabına ödenmesi hizmeti ile Türk plakalı bir kara taşıtının yurt dışında yaptığı kazada kusurlu bulunması halinde zarar gören yabancı üçüncü kişinin başvurusu halinde hasar bedelinin muhatabına ödenmesi hizmetini ifa ettiğiniz, Türk plakalı taşıtların yurt dışında yaptıkları kazalar nedeniyle yabancı sigorta şirketlerine ödemenin döviz cinsinden yapıldığı, bu ödeme ile ilgili olarak tahakkuk, tahsilat ve ödeme olmak üzere üç aşamanın söz konusu olduğu, her üç işleminde döviz cinsinden gerçekleştirildiği ancak bu aşamalar arasında tarih farklılığı bulunduğu, tahakkuk, tahsilat ve ödeme işlemlerinin döviz olarak yapılmasına karşın bu işlemlerin muhasebe kayıtlarına Türk Lirası (TL) cinsinden aktarıldığı bu nedenle Büronuz lehine veya aleyhine kur farkı geliri veya gideri oluştuğu belirtilerek, söz konusu kur farklarının vergilendirilmesi hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
1- Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ıncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içerisinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Ticari kazancın tespitinde geçerli olan iki temel ilke "dönemsellik" ve "tahakkuk esası" ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar veya mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin eksiksiz tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Ticari kazancın elde edilmesi tahakkuk esasına bağlanmış bulunduğundan, bir gelir unsurunun özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.
Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; söz konusu işlemlerin ifası esnasında Büronuz lehine veya aleyhine oluşan kur farklarının, kambiyo karı veya zararı olarak dikkate alınması ve bu tutarların doğrudan "690 Dönem Karı veya Zararı Hesabı" ile ilişkilendirilmek suretiyle ilgili dönem kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.
2- Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu Yönünden
3065 sayılı KDV Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tâbi olduğu; 4 üncü maddesinin 1 numaralı fıkrasında, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin, bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği; 10 uncu maddesini (a) bendinde, vergiyi doğuran olayın mal teslimi veya hizmetin yapılması anında meydana geldiği; 20 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasında, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu; 2 numaralı fıkrasında, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği; 24 üncü maddesinin (c) bendinde ise, vade farkı, fiyat farkı, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, yabancı plakalı bir kara taşıtının Türkiye'de veya Türk plakalı bir kara taşıtının yurt dışında yaptığı kaza nedeniyle zarar gören şahsa Büronuz tarafından aktarılan hasar tazminatı, bir teslim veya hizmetin karşılığını oluşturmadığından KDV'nin konusuna girmemektedir. Bu nedenle, KDV'nin konusuna girmeyen bir tutarın döviz cinsinden ödenmesi halinde Büronuz lehine veya aleyhine oluşan kur farklarının da KDV'ye tabi tutulmaması gerekmektedir.