Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
Konu : Başkanlık Tebliği
Bilindiği üzere, icra eylediğimiz görevin mahiyeti gereği gerek merkezde ve gerekse taşrada söz ve davranışlarımız ile çalışma ve hareket tarzımız çevrede ister istemez dikkat çekmekte ve bir şekilde yoruma tabi tutulmaktadır. Diğer yandan muhataplarımız hakkında düzenlemiş olduğumuz hâl kağıdının ön yüzünde yazılı şahsî ve ailevî durumun evveliyatla müfettişler hakkında onlar tarafından kriterize edildiği de bir gerçektir. Bu itibarla ve önemine binaen yönetmeliğin 14, 17, 24 ve 27. maddelerinde uyulması gereken bazı davranış biçimlerine ilişkin genel nitelikte açıklamalara yer verilmiş ve esasen müfettiş arkadaşlarımız bu konuda yeterli donanım ve hassasiyete sahip olmakla birlikte yine de aşağıdaki hususların her daim göz önünde bulundurulmasında yarar görülmüştür.
Bu cümleden olarak:
1) Söz ve davranışlarımızın makul, olumlu ve uyumlu olmasına daima özen göstermeliyiz. Gerektiğinde düşüncelerimizi beyan ederken bunların mutlaka mantıklı, isabetli, tutarlı, yararlı ve yapıcı olması yanında gerekçeli ve uygulanabilir olmasına da dikkat etmeliyiz.
2) Görüşme, ziyaret ve temsil noktasında gayet seviyeli olmalı, nezaket ve usûl hatalarından kaçınmalı, protokol kurallarına özenle uymalıyız.
3) Gerek mesleğin ve gerekse meslektaşların ve diğer ilgililerin itibarlarını gözetmeli, bulunduğumuz ortamda velev ki orada bulunmayanlar hakkında bile olsa haksız bir eleştiri veya küçük düşürücü bir isnada, dedikoduya fırsat vermemeliyiz.
4) Çevremizdekileri su-i zanna sevkedici hallerden her zaman uzak durmalıyız. Bu anlamda meselâ iyi niyetli olmak yetmez, iyi niyetli görünmek gerektiğini de bilmeliyiz.
5) Her yönüyle itimat edilir bir kişi olmalı, etrafımızda oluşacak bu güzel algı sayesinde de bir çok soruna ulaşma ve bunları çözüme kavuşturma imkânı bulacağımızı unutmamalıyız.
6) Şahsî meselelerimizi ve hislerimizi işimize yansıtmamalı, mümkün olduğu ölçüde güler yüzlü ve sempatik olmalı, işimizle ve kişiliğimizle teftiş adına olumlu bir imaj bırakmalıyız.
7) Hiçbir zaman ve hiçbir nedenle olay ve kişilere karşı Ön yargılı yaklaşmamalı, mevzu iyice tahlil edilmeden kanaat izhar edilmemeli, taraflı hareket edildiği intibaı uyandırılmamalı, muhatabı gereksiz yere ümit veya telaşaya sevkedici davranış ve sözlerden kaçınmalıyız.
8) Mesleğimizin icrası zımnında özellikle bilgi eksikliğinden veya müktesebat fakirliğinden kaynaklanan zaafiyet görüntüsü ve yorumlarına mahal vermemeli, kendimizi sürekli yenilemeli ve işimizi bî hakkın ifa etmeliyiz.
9) İşi severek, benimseyerek ve ciddiyetle yapmalı, bu şekilde yapıldığı da etraftan hissedilmeli, isteksizlik, yorgunluk veya yılgınlık gibi algılanacak emareler göstermemeliyiz.
10) Daha sonra izah etmekte zorlanacağımız, pişman olacağımız ya da meşru olmayan herhangi bir iş veya işlem yapılmasını isteme veyahut ta müfettişlik kisvesi ardına gizlenmiş ufak ta olsa bir menfaat teminine yönelik ya da bedava yararlanmaya matuf bir havanın, bir beklenti hissinin oluşmasına asla yol açmamalıyız.
11) Disiplinli olmakla birlikte hiçbir hususta aşırılığa kaçmamalı, bu anlamda aşırı titiz, prensip sahibi, kuralcı, şekilci vs, olmanın stresli ve gergin bir atmosfer oluşturacağım, bunun da grup çalışmalarım olumsuz etkileyeceğini, herkesin bundan rahatsız olacağını, dolayısıyla disiplinin sertlikle ya da müsamahasızlıkla değil ancak sürekli takiple sağlanabileceğini unutmamalıyız.
12) Mahallinde gerek birbirimize ve gerekse kıdemli müfettiş veya grup başkanına karşı sorumluluğumuzun bilincinde olarak uyum ve işbirliği içerisinde çalışmalı, rencide edici ya da birlikte çalışma verimini düşürücü söz ve davranışlardan kaçınmalıyız.
13) Mahallinde karşılaştığımız bir durum veya uygulamanın; olayın şartlarına göre hukuka ve vicdana uygun olduğu kanaatine varmışsak veya işin bu kanaat ve iyi niyetle yapıldığını anlamışsak, işlem sahibinin bu inisiyatifine karışmamalı, inisiyatif kullanmaktan korkmamalı, belli bir şekilde yapılması gerektiği yönünde baskı yapmamalı, hak ve nesafet ile maslahat ve menfaatin hukukun genel ilkelerinden olduğunu unutmamalıyız.
14) Çalışma ve başarısıyla dikkat çeken kişileri şifahen takdir edip daha da iyi olması için teşvik ve gerekirse açıkça onure etmek, aksi haldeki kişileri ise hatalarını düzeltmeleri için münasip bir dille ikaz edebilmeliyiz.
15) Mahallinde görülen bazı eksikliklerin duruma göre rapora veya tavsiyeler listesine yazılması esas olmakla birlikle, bunların bazen ilgilisine veya mahallindekilere genel nitelikte anlatılmasının tavsiyeler listesine yazılmasından çok daha fazla etkili olabileceğini düşünerek keyfiyeti buna göre isabetle takdir edip uygulayabilmeliyiz.
Bilgi ve gereği ricasıyla duyurulur.