Dosya olarak kaydet: PDF - WORD
Görüntüleme Ayarları:

MADDE 1

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 7

Diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine giren bir dava veya iş kendisine arz olunan mahkeme, duruşma yapmadan görevsizlik kararı verebileceği gibi davanın her safhasında kendiliğinden görevli olmadığına da karar verir.

Görev itirazı davanın her safhasında ileri sürülebilir.

Bir dava, asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh mahkemesinin görevi işinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz.

MADDE 2

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 8

Sulh Mahkemesi:

1. İflas davalarıyla vakfa ilişkin davalar hariç olmak üzere, mamelek hukukundan doğan değer veya miktarı yirmibeşbin lirayı geçmeyen davaları,

MADDE 3

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 32 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 32

Bir hâkim reddini gerektiren sebepleri bildirerek davaya bakmaktan çekinirse, ret istemini incelemeye yetkili olan merci, bu çekinmenin yerinde olup olmadığına karar verir.

MADDE 4

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 33 ncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 33

Hâkimin reddi dilekçesi reddolunacak hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir. Vekilin, hâkimin reddi isteminde bulunabilmesi bu konudaki yetkisinin vekaletnamede açıkça belirtilmiş olması şartına bağlıdır.

Hâkimin reddi istemi, reddi istenen hâkim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir. Reddedilen hâkimin iştirak etmemesinden dolayı mahkeme teşekkül edemez veya mahkeme tek hâkimden oluşuyor ise, ret istemi o yerde asliye hukuk hâkimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hâkim tarafından incelenir. O yerdeki asliye hukuk hâkimliği görevi bir hâkim tarafından yerine getiriliyorsa o hâkim hakkındaki ret istemi, asliye ceza hâkimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenir.

Sulh hukuk hâkimi reddedildiği takdirde, ret istemi o yerdeki diğer sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. Sulh Hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa ret istemi, bulunma sıralarına göre, o yerdeki sulh ceza hâkimi, asliye hukuk hâkimi, asliye ceza hâkimi, bunların da bulunmaması halinde en yakın yerdeki sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir.

MADDE 5

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 34 ncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 34

Hâkimin reddi sebebini bilen tarafın ret isteğini en geç ilk oturumda bildirmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç ondan sonraki ilk oturumda yeni bir işlem yapılmadan önce bu isteğini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret isteği dinlenmez.

Hâkimin reddi dilekçe ile olur. Bu dilekçede, ret isteğinin dayandığı durum ve olaylarla delillerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir.

Ret isteğinden vazgeçmek hükümsüzdür.

Hâkimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı taraf buna beş gün içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra başkâtip tarafından ret dilekçesi, varsa kargı tarafın cevabı ve ekleri dosya ile birlikte reddi istenen hâkime verilir. Hâkim beş gün içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin yerinde olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile bildirerek dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere başkâtibe verir.

Ret sebepleri yazılı delillere dayanmıyorsa merci, isteği reddetmekte veya gösterilen tanıkları dinleyerek bir karar vermekte serbesttir.

Ret sebebi sabit olmasa bile merci bunu muhtemel görürse ret isteğini kabul edebilir.

Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.

Hâkimi çekinmeye davet hâkimin reddi hükmündedir.

MADDE 6

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 35 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 35

Hâkimin reddi istemi aşağıdaki hallerde kabul edilmeyerek geri çevrilir.

1. Ret isteği zamanında yapılmamışsa,

2. Ret sebebi veya inandırıcı delil gösterilmemişse,

3. Ret isteminin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.

Bu hallerde ret isteğinin, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilmesine karar verilir.

Bu kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulabilir.

MADDE 7

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 36 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 36

Hâkimin reddi istemine ilişkin karar duruşma yapılmaksızın verilebilir.

Reddi istenen hâkim ret hakkında merci tarafından karar verilinceye kadar o davaya bakamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan iş ve davalar bunun dışındadır. Daha önce hakkındaki ret isteği mercice reddolunan hâkimin aynı durum ve olaylara dayanılarak yeniden reddedilmesi hali de hâkimin davaya bakmasına engel teşkil etmez.

Merci ret isteğini kabul etmezse, reddi istenen hâkim davaya bakmaya devam eder.

Hâkimin reddi isteğinin merci tarafından usul veya esas yönünden kabul edilmemesi halinde istekte bulunanların her birinden bin liradan onbin liraya kadar para cezası alınmasına hükmolunur. Birden çok hâkim bir arada reddedilmişse para cezasının üst sınırı uygulanır.

Hâkim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret isteğinin reddi halinde verilecek para cezası bir önceki para cezasının iki katından az olamaz.

Bu para cezasının tahsili için davaya bakacak mahkeme dosyanın gelişi tarihinden başlayarak onbeş gün içinde gereğini yapar. Merci kararının bozulması halinde, tahsil olunmuş para cezası ilgilinin isteği üzerine geri verilir.

MADDE 8

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa 36 ncı maddeden sonra aşağıdaki 36/A maddesi eklenmiştir.

MADDE 36/A

Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulunan dava ve işlerde hâkimin reddi istemi ile ilgili merci kararları kesindir.

Esas hüküm bakımından temyiz yolu açık bulunan dava ve işlerde, ret istemi hakkındaki merci kararları tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebilir; bu halde 433 ncü madde hükmü uygulanmaz. Yargıtay dairelerinin bu husustaki kararlarına uymak zorunludur.

Ret isteminin reddine ilişkin merci kararının Yargıtayca bozulması veya ret isteminin kabulüne dair merci kararının Yargıtayca onanması halinde, ret sebebinin doğduğu tarihten başlayarak, reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret isteminde bulunan tarafından itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal olunur.

MADDE 9

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 48 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 45

Aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir.

Davalar ayrı mahkemelerde açılmış ise, bağlantı nedeni ile birleştirme talebi ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, ilk itirazın kabulüne ve davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bununla bağlıdır.

Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır.

Temyiz mercii ayrı olan davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu halde temyiz incelemesi, birinci davanın temyiz mercii olan Yargıtay Dairesince yapılır.

MADDE 10

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 46 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 46

Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden karar verebilir.

MADDE 11

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 48 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 48

Birleştirme ve ayırma istekleri, dilekçe ile veya duruşmada sözlü olarak da yapılabilir.

Aynı mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki kararlar hakkında ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına bozma sebebi teşkil etmez.

MADDE 12

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 67 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 67

Vekâletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekil dava açamaz ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan hallerde mahkeme, vereceği kesin bir süre içinde vekâletnamesini getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya aynı süre içinde asil, yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse dava açılmamış sayılır ve yapılan işlemler hükümsüz kalır. Bu durumda vekil, oturum harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkûm edilir.

Bunları kötü niyetle yapan vekil aleyhine ceza takibi yapılmak ve disiplin cezası uygulanmak üzere Cumhuriyet Savcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına yazı gönderilir.

Bir tarafın vekil tutmak istemesi, vekilini azletmesi, vekilin istifa etmesi, kendisinin yahut vekilinin dosyayı incelememiş bulunmaları sebepleriyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. Ancak vekil tutulmaması veya dosyanın incelenememesi kabul olunabilir bir özüre dayanıyorsa hâkim bir defalık kısa bir süre verebilir. Verilen süre sonunda, vekil oturuma gelmemiş veya dosya incelenmemiş olsa bile davaya devam olunur.

Vekâletname aslının veya onanmış örneğinin her dosya için ayrı ayrı verilmesi zorunludur.

MADDE 13

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 93 ncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 93

Feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.

MADDE 14

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 180 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 180

Dava dilekçesinde sözü edilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerin dilekçeye eklenerek mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yapılması ve gerekli posta giderinin pul olarak verilmesi zorunludur.

Birinci fıkra hükmünün yerine getirilmemesi veya eksik getirilmesi halinde, hâkim ilk oturumda istenen hususların on günlük kesin süre içinde yerine getirilmesini veya eksikliğin tamamlanmasını davacı tarafa bildirir.

MADDE 15

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 193 ncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 193

Davacı, iptaline karar verilen dilekçenin yerine yeni bir dilekçe düzenleyip vermek zorundadır.

Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacıma karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur.

Her iki halde kararın kesinleştiği tarihten başlayarak on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya çağın kâğıdının tebliğ ettirilmesi gerekir.

Aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Kanunda belirtilen ayrık hükümler saklıdır.

MADDE 16

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 195 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 195

Davalı, ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve varsa karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliği tarihinden İtibaren on gün veya hâkim tarafından bir süre tayin edilmiş ise o süre içinde mahkeme kalemine bildirmek ve bir örneğini de davacıya tebliğ ettirmek zorundadır.

Yukarıda belirtilen on günlük süre, 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür.

MADDE 17

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 196 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 196

Davalı tarafından ilk itiraz ileri sürülmüşse bu husus mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden incelenerek sonuçlandırılır.

MADDE 16

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 276 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 275

Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.

MADDE 19

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 281 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 281

Bilirkişinin beyan ettiği oy ve görüş hemen tutanağa geçirilir.

Bilirkişi birden fazla ise aralarında görüşürler. Görüşme sonucu bildirilen oy ve düşünceler tutanağa yazılır.

İşin niteliğine göre bilirkişilerin oy ve görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri gerekiyorsa, hâkim, raporun kaç nüsha olacağını ve verileceği süreyi belli eder. Bu süre işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Raporun, tarafların ad ve soyadlarını, bilirkişinin çözümü ile görevlendirildiği hususları, inceleme konusu yapılan maddi vakıaları, gerekçeyi, sonucu, bilirkişiler arasında anlaşmazlık varsa bunun sebebini, düzenlendiği günü ve bilirkişilerin imzalanın taşıması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi ayrı bir rapor verebilir.

MADDE 20

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 280

Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıktan zamanki miktar veya değerleri beşbin lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.

Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple beşbin liradan aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.

MADDE 21

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 200 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 200

Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler beşbin liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.

MADDE 22

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 381

Sözlü yargılama oturumunda mahkeme, iki tarafın iddia ve savunmalarım dinledikten sonra yargılamanın bittiğini bildirip kararını gerekçesi ile yazarak imza ve tefhim eder.

Bu mümkün olmazsa, mahkeme yazılacak gerekçeli kararın tefhimi için onbeş günü geçmemek üzere başka bir oturum günü tayin eder.

MADDE 23

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 427

Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yaran bulunmak şartıyla, hükmü temyiz edebilir.

Miktar veya değeri onbin lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.

Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, onbin liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.

Alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde, asıl isteminin kabul edilmeyen bölümü onbin lirayı geçmeyen tarafın, temyiz hakkı yoktur; şu kadar ki, karşı tarafça temyiz yoluna başvurulması halinde, düzenleyeceği cevap dilekçesinde temyize ilişkin itirazlarını ileri sürmesi mümkündür.

438 nci maddenin birinci fıkrasındaki yüzbin liralık duruşma sınırı ile 440 ncı maddenin üçüncü fıkrasının birinci bendindeki ellibin liralık karar düzeltme sınırının belirlenmesinde yukarıdaki fıkra hükmü kıyasen uygulanır.

Kesin olarak verilen hükümlerle niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden ve Yargıtayca İncelenmemizin kesinleşmiş bulunan hükümler, Adalet Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz olunur.

Temyiz isteği Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, hüküm kanun yararına bozulur. Bu bozma hükmün hukuki sonuçlarını kaldırmaz.

Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmi Gazete’ de yayınlanır.

MADDE 24

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429 ncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 429

Yargıtay ilgili dairesi, temyiz edilen kararı bozarsa, davayı, kararı vermiş olan mahkemeye veya uygun göreceği diğer bir mahkemeye gönderir.

O mahkeme, temyiz edenden 434 ncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra, Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.

Mahkeme eski kararında direnirse, bu kararın gerekçesi genişletilmiş olsa bile, direnme kararının temyizi halinde temyiz incelemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.

Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.

MADDE 25

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 432

Temyiz süresi otuz gündür. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.

Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir.

Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse, 494 ncü maddeye güre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir.

Temyiz, kanuni süre geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz isteminin reddine karar verir ve Yargıtaya gönderme için yatırılan parayı kullanarak ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.

Bu ret kararı tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebilir; temyiz edildiği ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya kararı veren mahkemece Yargıtaya yollanır. Yargıtayın ilgili dairesi temyiz isteminin reddine ilişkin kararı bozarsa, ilk temyiz dilekçesine göre temyiz istemini inceler.

MADDE 26

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 433 ncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 433

Temyiz dilekçesi, hükmü veren mahkeme aracılığı ile karşı tarafa tebliğ olunur. Tebliğ tarihi temyiz dilekçesinin dosyada kalan aslına işaret edilir.

Karşı taraf, tebliğ gününden başlayarak on gün içinde cevap dilekçesini, hükmü veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir mahkemeye verebilir. Cevap veren, hükmü süresinde temyiz etmemiş olsa bile, cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde de bulunabilir.

Hükmü veren mahkeme, cevap verildikten veya bunun için belli süre geçtikten sonra, dosyayı dizi listesine bağlı olarak Yargıtayın görevli dairesine gönderir.

MADDE 27

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434 ncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir,

MADDE 434

Temyiz dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse o mahkemece temyiz defterine kaydolunur ve temyiz edene ücretsiz bir alındı kâğıdı verilir.

Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır.

Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlatılırsa, kararı veren hâkim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.

MADDE 28

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 439 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 435

Temyiz dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:

1. Temyiz eden ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı ve adresleri,

2. Bunların kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri,

3. Temyiz edilen hükmün hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı.

4. İlamın temyiz edene tebliğ edildiği tarih,

5. Hükmün özeti,

6. Temyiz sebepleri,

7. Duruşma istenmesi halinde bu istek,

8. Temyiz edenin veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.

Temyiz dilekçesi, temyiz edenin kimliği ve imzasıyla, temyiz olunan hükmü yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması halinde diğer şartlar bulunmasa bile reddolunmayıp temyiz incelemesi yapılır.

MADDE 29

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 437 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 437

Sulh mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi sekiz gündür. Bu süre ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.

433 ncü madde, sulh mahkemesi kararlarının temyizi halinde de uygulanır.

MADDE 30

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Yargıtay temyiz incelemesini dosya üzerinde yapar. Ancak tüzelkişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin butlanına veya feshine, boşanma veya ayrılığa, velayete, nesebe ve kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri yüzbin lirayı aşan alacak ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz dilekçesi veya cevap dilekçesinde duruşma yapılmasını istemiş ise Yargıtayca birgün belli edilerek taraflara usulen tebligat yapılır. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az on beş gün bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri verilmemişse duruşma isteği dikkate alınmaz.

Görevsizlik, yetkisizlik, hâkimin reddi, dava veya karşılık davanın açılmamış sayılması, davaların birleştirilmesi ile direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılmaz.

MADDE 31

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440 ncı maddesinin I nci fıkrasının 1 inci bendi ile III ncü fıkrasının 1 ve 2 nci bent hükmü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

1/1. - Temyiz dilekçesi ve - kanuni süresi içinde verilmiş olması şartiyle - karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması,

III/1. - 8 nci maddede gösterilen davalarla -II numaralı fıkrasının 7 numaralı bendindeki davalar hariç- miktar veya değen ellibin liradan az olan davalara ait hükümlerin onanması veya bozulmasına ilişkin kararlar,

III/2. - Görevsizlik, yetkisizlik, hâkimin reddi, dava veya karşılık davanın açılmamış sayılması, davaların birleştirilmesi ve merci belirtilmesi kararları.

MADDE 32

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa 442 nci maddeden sonra 442/A maddesi eklenmiştir.

MADDE 442/A

Yargıtayın karar düzeltme yolu açık olan bozma kararları, mahkeme başkâtibince onbeş gün içinde kendiliğinden taraflara tebliğ edilir.

Yargıtayın onama veya onamaya karşı başvurulan karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararlarının sonucu da, mahkeme başkâtibince on beş gün içinde kendiliğinden taraflara bildirilir.

Tebliğ ve bildirme giderleri temyiz dilekçesi ile birlikte temyiz isteğinde bulunandan peşin olarak alınır. Bu gider de temyiz için gerekli giderlerden olup, ödenmemesi halinde 434 ncü madde hükmü uygulanır.

MADDE 33

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 445 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Birinci fıkranın 4, 5 ve 6 ncı bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan, başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya karar verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.

MADDE 34

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 489 ncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 489

Evrak üzerine hüküm verilmesi istenilmediği takdirde, 376 ncı maddeye göre hâkim iki tarafın son sözlerini dinledikten sonra yargılamanın bittiğini bildirip kararını gerekçesiyle yazarak imza ve tefhim eder.

Bu mümkün olmazsa, mahkeme yazılacak gerekçeli kararın tefhimi için, onbeş günü geçmemek üzere, başka bir oturum günü tayin eder.

MADDE 35

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 490 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 490

Karar, hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imza olunur. 388, 391, 420, 421, 422 nci madde hükümleri sözlü yargılama usulünde de uygulanır.

MADDE 36

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 566 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 566

Sulh hâkimi, değerinin tespiti mümkün olan ve yirmibeşbin lirayı geçmeyen uyuşmazlıkları da basit usule göre çözümler.

Hâkim iki tarafa ispata yarayan belgeleri ibraz için bir süre verir.

MADDE 37

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187 nci maddesinin 3 numaralı bendi ile 5 numaralı bentten sonra gelen (Biri hakkında verilecek kararın diğerine tesir edecek mahiyette olması halinde iki dava arasında irtibat mevcut addolunur.) İbaresi ve 199 ncu maddesi hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 38

2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 363 ncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki 17 nci bent eklenmiş ve aynı fıkrada bentlerden sonra gelen bölüm aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

17. - 223 ncü maddenin ikinci fıkrasının ikinci bendine göre iflası idare edenlerin ücretleriyle masrafları da dahil olmak üzere hesap pusulalarının tasdikine;

İlişkin kararlarla bu Kanunda temyiz kabiliyeti kabul edilen kararlar tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki 1, 2, 3 ve 5 nci bentlerde takip konusu alacağın; 4, 6, 7, 8, 9, 11, 15, 16 ve 17 nci bentlerde merci kararının taalluk ettiği malın veya hakkın değerinin ve 10 ncu bentde sırası itiraza uğrayan alacağın tutarının onbin lirayı geçmesi şarttır.

GEÇİCİ MADDE

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Bu Kanunla değiştirilen hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanır.

Şu kadar ki:

a) 288 ve 290 ncı maddelerde değişiklik yapan hükümler Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak hukuki işlemler hakkında;

b) 32, 33, 34, 35 ve 36 ncı maddelerde değişiklik yapan hükümler ile 36/A maddesi hükmü, Kanunun yürürlüğünden sonra ileri sürülecek ret istekleri ve çekilme hallerinde;

c) 45, 46 ve 48 nci maddelerde değişiklik yapan hükümler Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ileri sürülecek birleştirme, ayırma ve bu konudaki temyiz istekleri hakkında;

d) 427, 432, 433, 434, 435, 437, 438 ve 440 ncı maddeler ile İcra ve İflas Kanununun 363 ncü maddesinde değişiklik yapan hükümler ve 442/A maddesi hükmü, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara karşı yapılacak temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında;

e) 7, 67, 93, 193, 275, 281, 381, 429, 445, 489 ve 490 ncı maddelerde değişiklik yapan hükümler ise Kanunun yürürlüğünden önce mevcut dava ve işler hakkında;

Uygulanır.

MADDE 39

Bu Kanun yayımı tarihinden bir ay sonra yürürlüğe girer.

MADDE 40

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.