25.10.1963 tarihli ve 353 sayılı askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 8 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri, subay ve astsubayların işledikleri suçlar dışında askerî kişilerin işledikleri suçlara ait suç evrakını, soruşturma yapılması istemiyle askerî savcılığa göndermek üzere askerî hâkim sınıfından olan adlî müşavirlere yazılı yetki verebilir. Yetki verilen konularda kıt’a komutanı veya kurum amirine tanınan kanunî yetkiler adlî müşavirler tarafından kullanılır.”
353 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“A) Askerî Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58, 59, 63, 64, 81, 93, 94, 95, 100, 101 ve 102 nci maddelerinde yazılı suçlar;”
353 sayılı Kanunun 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 17
Askerî mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askerî bir sup olmaması, askerî bir supa bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askerî mahkemenin görevi sona erer.”
353 sayılı Kanunun 21 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Asker olmayan kişilerin asker kişilerle müştereken işledikleri suçlarda yetkili askerî mahkeme, asker kişiler yönünden yetkili olan askerî mahkemedir. Asker olmayan kişilerin askerî mahkemelerde yargılanmalarını gerektiren diğer suçlarda ise, suçun işlendiği yere en yakın askerî mahkeme yetkilidir. Suçun işlendiği yer belli değil ise, yetkili askerî mahkeme Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda gösterilen usullere göre tayin edilir.
Saklı, yoklama kaçağı ve bakaya suçlarından sanık erbaş ve erler ile sevk edildiği eğitim merkezine zamanında katılmamak suretiyle bakaya suçu işleyen yedek subay adayları, eğitimlerini takiben verildikleri birlik veya kurumların tabi oldukları askerî mahkemede yargılanırlar.
Saklı, yoklama kaçağı ve bakaya suçlarından sanık yedek subay aday adayları ile askerlik hizmetini döviz veya bedel ödemek suretiyle yerine getirmiş sayılanlar ise, kayıtlı bulundukları askerlik şubelerinin tabi olduğu askerî mahkemede yargılanırlar.”
353 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 23
Bir askerî birlik veya kurumda geçici olarak görevlendirilen veya harekât komutasına verilen asker kişiler, bu görevlerinin devamı süresince, geçici olarak görevlendirildikleri veya harekât komutasına verildikleri askerî birlik veya kurumun bağlı bulunduğu askerî mahkemenin yetkisine tabidirler.”
353 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Askerî savcı (Askerî Yargıtayda Başsavcı), sanık, müdafi, şahsî davacı ve davaya katılan ile vekilleri hâkimi red isteminde bulunabilirler.”
353 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 60
Tanıklara, hazırlık soruşturması sırasında askerî savcı tarafından yemin verilir. Yemin ile dinlenilen tanığın, hazırlık soruşturmasında tekrar dinlenmesi gerekirse, yeniden yemin verilmeyip önceki yeminin hatırlatılmasıyla yetinilebilir.”
353 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin rey ve mütalaasının alınmasına karar verilir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Bilirkişinin tayini ve zorunlu olmadıkça üçten fazla olmamak üzere adedinin tespiti, hazırlık soruşturmasında askerî savcıya, son soruşturmada askerî mahkemeye aittir.”
353 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Askerî savcı, tutuklamadan itibaren en geç otuzar günlük süreler içinde tutukluluk halinin devamına lüzum olup olmadığım doğrudan doğruya inceler; sanığın serbest bırakılmasını uygun bulmadığı takdirde, bir sonraki incelemenin 30 gün içinde ne zaman yapılacağını sanığa bildirir.”
353 sayılı Kanunun Birinci Kısmının Onbirinci Bölümünün başlığı "İfade Alma ve Sorgu” olarak değiştirilmiştir.
353 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin başlığı ile birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Asker kişilerin getirilmesi:
Asker kişiler, ifadelerinin alınması veya sorguları için bağlı bulundukları askerî birlik komutanının veya askerî kurum amirinin emri ile getirilirler.”
353 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin başlığı ile birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Asker olmayan kişilerin getirilmesi:
Asker olmayan kişiler, ifadelerinin alınması veya sorguları için davetiye de çağrılırlar; gelmezlerse, zorla getirilecekleri davetiyeye yazılır.”
353 sayılı Kanunun 105 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 105
Askerî savcı, 8 inci ve 95 inci maddeler gereğince kendisine intikal eden soruşturma evrakını inceledikten sonra, keyfiyeti soruşturmaya değer görmez veya yapılan hazırlık soruşturması sonunda kamu davası açılmasını haklı göstermeye yetecek sebep bulunmazsa, kovuşturmaya yer olmadığına karar vererek sebepleri ile birlikte dosyasına koyar.
Bu karar, teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amirine, sanığa, suçtan zarar görene ve şikâyetçiye bildirilir.”
353 sayılı Kanunun 132 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 132
Askerî mahkeme, duruşmanın tehir ve taliki halinde veya hüküm ile birlikte 71 inci maddede yazılı halinde tutuklama kararı verebilir. Tutuklama kararına karşı 74 üncü madde gereğince itiraz edilebilir.
Askerî mahkeme; tutuklu bulunan sanığın duruşmasında, tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceğini, her oturumda veya şartlar gerçekleştiğinde davanın açılmasından hükmün kesinleşmesine kadar askerî savcı veya sanığın istemi üzerine veya resen inceleyerek karara bağlar.”
353 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Yasağa aykırı hareket edenler hakkında, asıl davaya bakan askerî mahkemece Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 377 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.”
353 sayılı Kanunun 162 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde duruşmanın tatili veya düşme kararı verilemez.
Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.”
353 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun maddelerinde belirtilen cezadan daha az bir ceza verilmesini gerektiren hallerde; hayır bulunan sanıkla ilgili duruşma, ek savunma için talik edilmez. Sanık hazır bulunmuyorsa ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmez veyahut davetiye tebliğ edilemez ise, bu maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz.”
353 sayılı Kanunun 180 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Hüküm fıkrasında; 162 nci maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin ve verilen cezanın nevi ile süresi ve miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının, oturumun tarihinin ve bu oturumda bulunan askerî mahkeme kuruluna dahil olanların ve askerî savcı ile tutanak kâtibinin ad ve soyadlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.”
353 sayılı Kanunun 196 ncı maddesinin son fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Sanığın kanunî mümessili ve eşi, sanığa açık olan kanun yollarına süresi içerisinde kendiliklerinden başvurabilirler.”
353 sayılı Kanunun 205 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“1. İki milyon liraya kadar (iki milyon lira dahil) para cezalarına dair olan hükümler.
2. Yukarı haddi on milyon lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri.”
353 sayılı Kanunun 212 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Sanık ve müdafi dışındaki taraflar temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerini göstermemişler ise, temyiz isteğinin sanığın lehinde veya aleyhinde olduğunu açıkça belirtmeleri gerekir.”
353 sayılı Kanunun 214 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan askerî mahkeme bir karar de temyiz istemim reddeder.”
353 sayılı Kanunun 217 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Askerî Yargıtay, temyiz isteminin süresi içinde yapılmadığını veya hükmün temyiz edilemez olduğunu veya temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temyiz istemini reddeder.”
353 sayılı Kanunun 220 nci maddesinin ikinci fıkrasının (İ) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu fıkraya aşağıdaki (J) bendi eklenmiştir.
“İ) Harçlar Kanununa ilişkin hükümlerin uygulanmasında veya avukatlık ücret tarifesi uyarınca mahkemelerce hükmedilecek vekâlet ücretlerinin tespitinde hata yapılmış ise,
J) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece suçluya ceza tayininde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise, birinci halde daha az bir cezaya hükmolunması ve ikinci halde de hiçbir ceza hükmolunmaması gerekirse.”
353 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“b) Disiplin mahkemelerinin görevi dışında kalan ve ağır hapis cezasını gerektiren haller hariç olmak üzere, Askerî Ceza Kanununun 130 uncu maddesinde yazılı suçlar,
c) Askerî Ceza Kanununun 137 nci maddesinde yazılı suç,”
353 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.
“EK MADDE 2
Türk Ceza Kanununun 36 ncı maddesi ile diğer maddelerine ve hususî kanunlar hükmüne göre belirli eşyanın müsaderesi ve imhası yahut kullanımdan kaldırılması gerekli olan hallerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bu hususta bir karar verilmemişse, bu tedbirlerin her türlü takipten ayrı olarak alınması için askerî savcı veya davacı tarafından yapılacak talep, esas davayı görmeye yetkili askerî mahkemece karara bağlanır. Duruşma ve karar hakkında duruşmaya müteallik hükümler uygulanır.
Müsadere veya imha olunacak yahut kullanımdan kaldırılacak eşya üzerinde hakkı olan kimseler de mümkünse duruşmaya davet olunur. Bunlar sanığın haiz olduğu hakları kullanabilirler ve vekâletnameyi haiz bir müdafi ile kendilerini temsil ettirebilirler. Davete uymamaları duruşmanın tehirini gerektirmez ve hüküm verilmesine engel olmaz.
Müsadere hükümlerine karşı askerî savcı, teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ile davacı ve ikinci fıkrada belirtilen kişiler için kanun yolları açıktır.
Suç konusu olmayıp münhasıran müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine askerî mahkemenin hâkim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir. Bu karar aleyhine en yakın askerî mahkemede itiraz edilebilir.
EK MADDE 3
Bu Kanunda ve askerî yargı ile ilgili diğer kanunlarda yazılı "başkâtip" unvanı "yazı işleri müdürü"; "nezdinde" kelimesi ise "teşkilatında" olarak değiştirilmiştir. Unvan değişikliği sebebiyle ilgililerin yeniden atanmaları gerekmez.”
353 sayılı Kanuna aşağıdaki ek geçici maddeler eklenmiştir.
“EK GEÇİCİ MADDE 4
Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce başlamış bulunan soruşturmalar hakkında, 353 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi gereğince yetkisizlik kararı verilemez.
EK GEÇİCİ MADDE 5
Bu Kanunun 25 inci maddesiyle değiştirilen 353 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış kamu davaları hakkında da uygulanır.”
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.