Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay Başsavcılığı
Davacı: E. E.
Vekili: Av. H. H.
Altındağ Mahallesi, Güllük Caddesi, Işık Mustafa Apartmanı, No:87/14-ANTALYA
Davalı: Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü - ANKARA
Vekili: İ. Y. - Hukuk Müşaviri, (Aynı yerde).
İsteğin Özeti: Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin 04/11/2014 tarihli ve E:2014/2608, K:2014/3139 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi: T. T.
Düşüncesi: Uyuşmazlık, Antalya ili Kemer İlçe Tapu Müdürü olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bölge Müdürü tarafından tesis edilen işlemin iptali isteminden kaynaklanmaktadır.
Her ne kadar davalı idare Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde, bölge müdürlerinin, ilçe tapu müdürlerinin disiplin amiri veya üst disiplin amiri olduğuna dair açık bir düzenleme yapılmamış ise de, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 16. maddesinin son fıkrasında yer alan bölge müdürlerinin, il ve ilçe teşkilatında görev yapan memurlar ile il idare şube başkanları ve ilçe idare şube başkanları hakkında doğrudan disiplin cezası verilebileceklerine dair hükümler birlikte değerlendirildiğinde; davalı idarenin kendi özel Yönetmeliğinde belirtilmemiş olsa da, anılan Yönetmeliğin dayanağı olan ve bu Yönetmeliğe göre genel ve çerçeve Yönetmelik sayılan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 16. maddesinin son fıkrası uyarınca ilçe tapu müdürleri hakkında bölge müdürlerince de disiplin cezası verilebileceği hükmü karşısında, Kemer Tapu Müdürü olarak görev yapan davacının, uyarma cezası ile cezalandırılmasına dair Bölge Müdürü tarafından tesis edilen disiplin cezası işleminde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, kanun yararına bozma istemi hakkında işin esasına geçilerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı: M. R. Ü.
Düşüncesi: Tapu Müdürü olan davacının, “uyarma cezası” ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddine dair Antalya 3. İdare Mahkemesinin 30/10/2013 tarihli ve E:2013/184, K:2013/1062 sayılı kararının; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Disiplin Amirleri Yönetmeliği Eki Cetvel uyarınca ilçe tapu müdürlerinin disiplin amirlerinin “kaymakam”, üst disiplin amirinin ise “vali” olduğundan bahisle, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü VI. Bölge Müdürü’nce verilen disiplin cezasının yetki yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istemiyle yapılan itiraz başvurusunun Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin 09/07/2014 tarihli ve E:2014/117, K:2014/1975 sayılı kararıyla reddinden sonra, anılan kararın düzeltilmesi istemiyle yapılan başvurunun da reddi yolundaki Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin 04/11/2014 tarihli ve E:2014/2608, K:2014/3139 sayılı kararının, davacı vekili tarafından kanun yararına bozulması konusunda Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiilleri işlemeleri durumunda uygulanan “idari nitelikteki yasal yaptırımlar” olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme de sahiptirler. Kanunilik ilkesi, savunma hakkı ve yargı yolu tanınması gibi üç önemli konuda Anayasal güvence altına alınan disiplin suç ve cezaları bakımından, cezalandırma yetkisine sahip disiplin amirlerinin kim olduğunun önceden ve kesin olarak belli edilmiş olması ise, belirtilen amaç ve İlkelerin zorunlu bir sonucudur. Başka deyişle, üst hukuk normlarına uygun olarak belli edilen disiplin amirleri dışında, örneğin hiyerarşik üstün disiplin cezası tayin etmesi, işlemi yetki yönünden hukuka aykırı kılacaktır. Danıştay Birinci Dairesi'nin 05/07/1984 gün ve E: 1984/72; K: 1984/155 sayılı “istişari mütalaasında da, “idari makamlara tanınan disiplin cezası verme yetkisinin münhasır yetki özelliği taşıdığından bu yetkinin devredilemeyeceği”, ifadesiyle bu hususa dikkat çekilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 124. maddesinde disiplin amirleri; “kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı'nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirler” olarak tanımlanmış; 136. maddesinde, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından verileceği; “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134. maddesinin ikinci fıkrasında da, disiplin kurullarının kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususların Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 17/09/1982 tarih ve 8/5336 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı Ekinde 24/10/1982 tarihli 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin “Disiplin amirlerinin tayin ve tespitine dair esaslar” başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasında, disiplin amirlerinin, bu maddede belirtilen esaslara uyulmak ve Devlet Personel Başkanlığının görüşüne dayanılmak suretiyle, kurumların kuruluş ve görev özelliklerine göre hazırlayarak yürürlüğe koyacakları özel yönetmelikler ile tespit edileceği; onuncu fıkrasında, bölge müdürlüklerinin ilçe teşkilatındaki birimlerinin başında bulunan ilçe idare şube başkanlarının disiplin amirinin kaymakam, üst disiplin amirinin vali olup, bu il idare şube başkanları hakkında özel yönetmeliklere ekli cetvellerde üst disiplin amiri tespit edilemeyeceği, ancak (son fıkrasında), bölge müdürlüklerinde bölge müdürlerinin, il ve ilçe teşkilatında görevli memurlar ile il idare şube başkanları ve ilçe idare şube başkanları hakkında... doğrudan disiplin cezası verme yetkisine sahip oldukları belirtilmiştir.
Maddede, kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılacak yönetmelikler arasında birlik sağlanması amacıyla bir takım temel esaslar belirlenmiş, bunun dışında disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşüyle birlikte ilgili kuruma takdir hakkı tanınmıştır. Bu cümleden olmak üzere, bölge müdürlüklerince çıkarılacak yönetmeliklerde, il teşkilatındaki il idare şube başkanları yönünden vali dışında üst disiplin amiri tespit edilemeyeceği belirtilirken, bölge müdürlerinin disiplin amiri olarak yetkili kılınması hususu idarenin takdirine bırakılmıştır.
Olayda; Kemer Tapu Müdürü olan davacı hakkında, Alanya Tapu Müdürlüğü emrine geçici görevlendirilen bir personelin ayrılışını geciktirmek suretiyle, verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında düzensiz davrandığından bahisle açılan soruşturma sonucu verilen “uyarma cezası”nın Bölge Müdürü’nce tesis edildiği tartışmasızdır. Oysa; 31/10/2003 tarih ve 25275 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 4. maddesinde, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatında görevli devlet memurlarının disiplin ve üst disiplin amirlerinin Yönetmeliğin EK-1 ve EK-2’deki cetvellerinde gösterildiği belirtilmiş, taşra teşkilatına ilişkin Ek-2’de yer alan Cetvel'de, ilçe tapu müdürlerinin disiplin amiri “kaymakam”, üst disiplin amiri de “vali” olarak belirlenmiş, bölge müdürlerinin de disiplin cezası vermeye yetkili kılındığına dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda; kendi özel Yönetmeliğinde disiplin amiri olarak tayin edilmeyen Bölge Müdürünce tesis edilen disiplin cezasında yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Nitekim; Danıştay Onikinci Dairesi'nin 19/06/2006 gün ve E:2003/2919; K:2006/2483 sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle; Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonuç ifade eden 04/11/2014 gün ve E:2014/2608; K:2014/3139 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince gereği düşünüldü:
Dava, Antalya İli Kemer İlçe Tapu Müdürü olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 08/02/2013 tarih ve 100 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü VI. Bölge Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Antalya 3. İdare Mahkemesi'nin 30/10/2013 tarihli ve E:2013/184, K:2013/1062 sayılı kararıyla; davacının, kendi biriminde görev yapan bir personelin Alanya Tapu Müdürlüğü'ne geçici olarak görevlendirilmesine rağmen, ilgili personelin ilişiğini zamanında kesmediği hususunun dosya kapsamından sabit olduğu, her ne kadar davacı tarafından bunun haklı sebeplere dayandığı öne sürülmekte ise de, yetkili birimlerce tesis edilen geçici görevlendirme gereğinin vakit kaybetmeksizin yerine getirilmesi gerekmekte olup, davacının bu konuda takdir yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla işlediği iddia edilen fiili sübut bulan davacının, bu fiilinin karşılığı olan uyarma cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine, Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin 09/07/2014 tarihli ve E:2014/117, K:2014/1975 sayılı kararıyla, itiraz isteminin reddi ile Antalya 3. İdare Mahkemesi'nin 30/10/2013 tarihli ve E:2013/184, K:2013/1062 sayılı kararının onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı davacının yaptığı karar düzeltme istemi de Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin 04/11/2014 tarihli ve E:2014/2608, K:2014/3139 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Danıştay Başsavcılığı, "davalı idarenin kendi özel Yönetmeliğinde disiplin amiri olarak tayin edilmeyen Bölge Müdürünce tesis edilen dava konusu disiplin cezasında yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin 04/11/2014 tarihli ve E:2014/2608, K:2014/3139 sayılı kararının yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade ettiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile İdare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı ve bozma kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderilip, Resmi Gazete'de yayımlanacağı kuralına yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-a maddesinde, verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak fiilinin, uyarma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Antalya İli Kemer İlçe Tapu Müdürü olarak görev yaptığı, davacının müdürlüğünü yaptığı Kemer Tapu Müdürlüğü'nde görevli personel E.B.'nin, 17/12/2012 tarihinden İtibaren 1 ay süre ile Alanya Tapu Müdürlüğü'ne geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin 13/12/2012 tarihli işlemin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü VI. Bölge Müdürlüğü'nce tesis edilerek gereğinin yerine getirilmesi amacıyla Kemer Tapu Müdürlüğü'ne 14/12/2012 tarihinde gönderildiği, Alanya Tapu Müdürlüğü'nce, söz konusu geçici görevlendirme işlemine rağmen 31/12/2012 tarihi itibariyle adı geçen personelin halen Alanya'daki görevine başlamadığı hususunun Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü VI. Bölge Müdürlüğü'ne bildirildiği, bunun üzerine Bölge Müdürünce konu hakkında inceleme ve disiplin soruşturması yapılması amacıyla Bölge Müdür Yardımcısının muhakkik olarak görevlendirildiği, yapılan inceleme ve disiplin soruşturması sonucunda davacının, geçici görevlendirilmesi yapılan memurun ilişiğini zamanında kesmemekle verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumca belirlenen usul ve esasları yerine getirmediğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırılması gerektiğinin önerildiği, getirilen teklif doğrultusunda davacının Bölge Müdürü tarafından 657 sayılı Kanun'un 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılması üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 124. maddesinde disiplin amirleri; “kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı'nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirler” olarak tanımlanmış; 136. maddesinde, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından verileceği belirtilmiş; “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134/2. maddesinde, disiplin kurullarının kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususların Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
657 sayılı Kanun'un 134/2. maddesine dayanılarak çıkarılan ve 24/10/1982 tarihli ve 17848 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 16. maddesinde, "Disiplin amirleri, bu maddede belirtilen esaslara uyulmak ve Devlet Personel Başkanlığının görüşüne dayanılmak suretiyle, kurumların kuruluş ve görev özelliklerine göre hazırlayarak yürürlüğe koyacakları özel yönetmelikler ile tesbit edilir.
Başbakan ve bakanlar başında bulundukları Başbakanlık ve Bakanlık teşkilatı ile bunlara bağlı kuruluşlarda görevli bütün memurların disiplin amiridirler. Bu sıfatla haiz bulundukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilirler.
Başbakanlık ve bakanlıklarda, bunların bağlı kuruluşlarında ilgisine göre Başbakanlık Müsteşarı, Bakanlık Müsteşarı, bağlı kuruluşların başında bulunan müsteşar, başkan, genel müdür, genel sekreter ve müdürler, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar, bölge kuruluşu olan kuruluşlarda bölge müdürleri, belediyelerde belediye başkanları, yurtdışı teşkilatında misyon şefleri buralarda görevli bütün memurların en üst disiplin amirleridirler. Daha alt seviyedeki disiplin amirlerinin astlık üstlük sıralaması bu esasa göre tesbit edilir. En üst disiplin amirleri haiz oldukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilir.
Ayrıca disiplin işlerinde denetimi, etkin ve süratli bir uygulamayı sağlamak için, yukarıdaki fıkrada sayılan disiplin amirlerinin birinci sicil amiri oldukları memurlar ve bakanlıkların doğrudan bakana bağlı birimlerinin başında bulunanlar idari yönden veya sicil bakımından kendilerine bağlı memurların disiplin amiri olarak tayin ve tesbit edilirler.
Yukarıdaki fıkrada sayılanların birinci sicil amiri oldukları memurlar ile şube müdürlerinin de idari yönden veya sicil bakımından kendilerine bağlı memurların disiplin amiri olarak tayin ve tesbit edilmeleri şarttır.
Kurumların gerekçeli tekliflerinin Devlet Personel Başkanlığınca uygun bulunması halinde daha alt seviyedeki idari kademelerin başında bulunan memurlara da disiplin amirliği yetkisi tanınabilir.
Disiplin işleriyle ilgili uygulamalarda, kaymakamlar ilçe, valiler il, bölge müdürleri bölge, belediye başkanları belediye teşkilatındaki diğer disiplin amirlerine göre en üst disiplin amiridirler.
Valiler, kaymakamlara göre bir üst disiplin amiridirler.
Bölge müdürlerinin disiplin amiri bölge müdürlüğünün merkezinin bulunduğu ilin valisi, üst disiplin amiri ise bakanlıklarda müsteşar veya bakan, bağlı veya ilgili kuruluşlarda müsteşar, başkan veya genel müdürlerdir.
Bölge müdürlüklerinin ilçe teşkilatındaki birimlerinin başında bulunan ilçe idare şube başkanlarının disiplin amiri kaymakam, üst disiplin amiri vali; il teşkilatındaki il idare şube başkanlarının disiplin amiri ise vali olup, bu il idare şube başkanları hakkında özel yönetmeliklere ekli cetvellerde üst disiplin amiri tespit edilmez.
Ancak, bölge müdürlüklerinde bölge müdürleri il ve ilçe teşkilatında görevli memurlar ile il idare şube başkanları ve ilçe idare şube başkanları hakkında, il idare şube başkanları ise ilçe idare şube başkanları ve ilçe teşkilatında görevli memurlar hakkında doğrudan disiplin cezası verme yetkisine sahiptir." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 16. maddesine dayanılarak çıkarılan ve 31/10/2003 tarihli ve 25275 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin davalı idarede görev yapan memurların disiplin amiri ve üst disiplin amirlerinin gösterildiği Cetvelin "taşra teşkilatının" düzenlendiği EK-2 kısmında, ilçe tapu müdürlerinin disiplin amirinin "kaymakam", üst disiplin amirlerinin ise "vali" olduğu belirtilmiştir.
Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 16. maddesinin değerlendirilmesinden; kamu kurum ve kuruluşlarının, bu maddede belirtilen esaslara uyulmak ve Devlet Personel Başkanlığının görüşüne dayanılmak suretiyle, kurumlarının kuruluş ve görev özelliklerini göz önüne almak suretiyle hazırlayarak yürürlüğe koyacakları özel yönetmeliklerinde disiplin amirlerini belirleyebilecekleri, bölge müdürlüklerinin ilçe teşkilatındaki birimlerinin başında bulunan ilçe idare şube başkanlarının disiplin amirinin kaymakam, üst disiplin amirinin vali; il teşkilatındaki il idare şube başkanlarının disiplin amirinin ise vali olacağı, bu il idare şube başkanları hakkında özel yönetmeliklere ekli cetvellerde üst disiplin amirinin belirlenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, anılan (Genel) Yönetmeliğin değişik 16. maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılacak yönetmelikler arasında bütünlüğün sağlanması amacıyla bir takım temel esaslar belirlenmiş olup, bunun dışında disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşüyle birlikte ilgili kurum ve kuruluşlara takdir yetkisi tanındığı nazara alındığında; bölge müdürlüklerince çıkarılacak yönetmeliklerde, il teşkilatındaki il idare şube başkanları yönünden vali dışında üst disiplin amirinin tespit edilemeyeceği belirtilirken, bölge müdürlerinin disiplin amiri olarak yetkili kılınması hususu idarenin takdirine bırakılmıştır. Anılan (Genel) Yönetmeliğin değişik 16. maddesine dayanılarak yürürlüğe sokulan davalı idare Disiplin Amirleri Yönetmeliğin eki Cetvelin taşra teşkilatına ilişkin EK-2 kısmında, ilçe tapu müdürlerinin disiplin amirinin “kaymakam”, üst disiplin amirinin de “vali” olduğu belirlenmiş, bölge müdürlerinin ise disiplin cezası vermeye yetkili kılındığına dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Dava konusu uyuşmazlıkta ise, İlçe Tapu Müdürü olarak görev yapan davacı hakkında verilen disiplin cezasının, Bölge Müdürü tarafından verildiği tartışmasız olup, davalı idarenin kendi özel Yönetmeliğinde ilçe tapu müdürlerinin disiplin amiri kaymakam, üst disiplin amiri ise vali olarak belirtildiği halde, disiplin amiri olarak tayin edilmeyen Bölge Müdürü tarafından tesis edilen disiplin cezası işleminde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin 04/11/2014 tarihli ve E:2014/2608, K:2014/3139 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına, kararın birer örneğinin ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve davacı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 05/11/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.