Dosya olarak kaydet: PDF - WORD
Görüntüleme Ayarları:

BİRİNCİ BÖLÜM

Fikir ve Sanat Eserleri

A) Tarif

MADDE 1

Bu kanuna göre eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulüdür.

B) Fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri

I - İlim ve edebiyat eserleri

MADDE 2

İlim ve edebiyat eserleri şunlardır:

1. Her hangi bir şekilde dil ile ifade olunan bütün eserler;

2. Her nevi rakıslar, pandomimalar ve buna benzer sözsüz sahne eserleri;

3. Bedii vasfı bulunmıyan her nevi teknik ve ilmî mahiyette fotoğraf eserleriyle her nevi haritalar, plânlar, projeler, krokiler, resimler; coğrafya, topoğrafyaya, mimarlığa ait maketler ve benzerleri.

II - Musiki eserleri

MADDE 3

Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir.

III - Güzel sanat eserleri

MADDE 4

Güzel sanat eserleri; Bedii vasfı haiz olan:

1. Yağlı ve sulu boya tablolar, resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer bir madde üzerine çizilen veya tesbit edilen eserler;

2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar;

3. Mimarlık eserleri;

4. Elişleri ve küçük sanat eserleri;

5. Fotoğraf eserleri;

dir.

Güzel sanat eserleriyle 2 nci maddenin 3 üncü bendinde sayılan eserlerin diğer kanunlara göre sınai model ve resim olarak korunması fikir ve sanat eserleri olmak sıfatlarına halel getirmez.

IV - Sinema eserleri

MADDE 5

Sinema eserleri şunlardır:

1. Sinema filimleri;

2. Öğretici ve teknik mahiyette olan veya günlük olayları tesbit eden filimler;

3. Her nevi ilmi, teknik veya bedii mahiyette projeksiyon diyapozitifleri.

Yukarda zikredilen eserler filim ve camdan başka bir madde üzerine tesbit edilmiş olsa da projeksiyonla gösterildiği takdirde sinema eserleri gurupuna girer.

Sırf beste, nutuk, konferans ve saireyi nakle yarıyan filimler sinema eseri sayılmaz.

C) İşlenmeler

MADDE 6

Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilipte bu esere nispetle müstakil olmıyan ve aşağıda başlıcaları yazılı fikir ve sanat mahsulleri işlenmedir:

1. Tercümeler;

2. Roman, hikâye, şiir ve tiyatro piyesi gibi eserlerden birinin bu sayılan nevilerden bir başkasına çevrilmesi;

3. Musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin filim haline sokulması veya filime alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması;

4. Musiki aranjman ve tertipleri;

5. Güzel sanat eserlerinin bir şekilden diğer şekillere sokulması;

6. Bir eser sahibinin bütün veya aynı cinsten olan eserlerinin külliyat haline konulması;

7. Belli bir maksada göre ve hususi bir plân dâhilinde seçme ve toplama eserler tertibi;

8. Henüz yayımlanmamış olan bir eserin ilmi araştırma ve çalışma neticesinde yayımlanmaya elverişli hale getirilmesi (İlmi bir araştırma ve çalışma mahsulü olmıyan alelâde transkripsiyonlarla faksimileler bundan müstesnadır.);

9. Başkasına ait bir eserin izah veya şerhi yahut kısaltılması.

İşliyenin hususiyetini taşıyan işlenmeler, bu kanuna göre eser sayılır.

Ç) Alenileşmiş ve yayımlanmış eserler

MADDE 7

Hak sahibinin rızasiyle umuma arzedilen bir eser alenileşmiş sayılır.

Bir eserin aslından çoğaltma ile elde edilen nüshaları hak sahibinin rızasiyle satışa çıkarılma veya dağıtılma yahut diğer bir şekilde ticaret mevkiine konulma suretiyle umuma arzedilirse o eser yayımlanmış sayılır.

5680 sayılı Basın Kanununun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası hükmü mahfuzdur.

İKİNCİ BÖLÜM

Eser Sahibi

A) Tarif

I - Genel olarak

MADDE 8

Bir eserin sahibi, onu vücuda getirendir.

Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin; işlerini görürken vücuda getirdikleri eserlerin sahipleri bunları çalıştıran veya tâyin edenlerdir. Bu kaide, tüzelkişilerin uzuvlarına da şâmildir.

Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça bir veya birden fazla kimseler, yayımlıyanın tâyin ettiği plân dairesinde bir eser vücuda getirmişlerse bu eserin sahibi yayımlıyandır.

Bir sinema eserinin sahibi onu imâl ettirendir.

Bir işlenmenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartiyle, onu işliyendir.

II - Eser sahiplerinin birden fazla oluşu

MADDE 9

Birden fazla kimselerin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır.

Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayımlanması için diğerlerinin iştirakini istiyebilir. Diğer taraf muhik bir sebep olmaksızın iştirak etmezse, mahkemece müsaade verilebilir. Aynı hüküm malî hakların kullanılmasında da uygulanır.

III - Eser sahipleri arasındaki birlik

MADDE 10

Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir.

Birliğe âdi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir.

Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez.

B) Eser sahipliği hakkında karineler

I - Sahibinin adı belirtilen eserlerde

MADDE 11

Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır.

Umumi yerlerde veya radyo vasıtasiyle verilen konferans ve temsillerde, mûtat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır; meğer ki, birinci fıkradaki karine yoliyle diğer bir kimse eser sahibi sayılsın.

II - Sahibinin adı belirtilmiyen eserlerde

MADDE 12

Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlıyan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salâhiyetleri kendi namına kullanabilir.

Bu salâhiyetler, 11 inci maddenin 2 nci fıkrasındaki karine ile eser sahibinin belli olmadığı hallerde konferansı verene veya temsili icra ettirene aittir.

Bu maddeye göre salâhiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, âdi vekâlet hükümleri uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Fikrî Haklar

A) Eser sahibinin hakları

I- Genel olarak

MADDE 13

Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin malî ve mânevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür.

Eser sahibine tanınan hak ve salâhiyetler eserin bütününe ve parçalarına şâmildir.

II - Manevi haklar

1. Umuma arz salâhiyeti

MADDE 14

Bir eserin umuma arzedilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını munhasıran eser sahibi tâyin eder.

Bütünü veya esaslı bir kısmı alenileşmemiş olan, yahut ana hatları her hangi bir suretle henüz umuma tanıtılmıyan bir eserin muhtevası hakkında ancak o eserin sahibi malûmat verebilir.

Eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını düşürecek mahiyette ise eser sahibi, başkasına salâhiyet vermiş olsa bile eserin gerek aslının ve gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Bu haktan sözleşme ile vazgeçme hükümsüzdür. Diğer tarafın tazminat hakkı mahfuzdur.

2. Adın belirtilmesi salâhiyeti

MADDE 15

Eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak, umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salâhiyeti munhasıran eser sahibine aittir.

Bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyelerle bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl eser sahibinin ad veya alâmetinin, kararlaştırılan veya âdet olan şekilde belirtilmesi ve vücuda getirilen eserin bir kopye veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesi şarttır.

Bir eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilâflı ise, yahut her hangi bir kimse eserin sahibi olduğunu iddia etmekte ise, hakiki sahibi, hakkının tesbitini mahkemeden istiyebilir.

3. Eserde değişiklik yapılmasını menetmek

MADDE 16

Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz.

Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işliyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlıyan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir.

Eser sahibi kayıtsız ve şartsız olarak izin vermiş olsa bile şeref veya itibarını yahut eserinin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değiştirmelere muhalefet hakkını muhafaza eder. Bu haktan sözleşme ile vazgeçmek hükümsüzdür.

4. Eser sahibinin zilyed ve malike karşı hakları

MADDE 17

Çoğaltma veya işleme hakkının sahibi bu hakların kullanılması için gerekli olan nispette eserden faydalanmayı, aslın zilyedinden talep edebilir. Şu kadar ki, hak sahibi eserin kendisine tevdiini istiyemez.

Aslın maliki, eser sahibinin şeref veya itibarını düşürmemek şartiyle o eser üzerinde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir.

5. Hakların kullanılması

a) Genel olarak

MADDE 18

Mali hakların devamı süresi bitmiş olsa da, eser sahibi gerçek kişi ise yaşadığı ve tüzelkişi ise devam ettiği müddetçe 14, 15 ve 16 nci maddeler gereğince haiz olduğu hakları kullanabilir. Mümeyyiz bulunan küçükler ve kısıtlılar bu hakları kullanmada kanuni temsilcilerinin rızasına muhtaç değildirler.

b) Hakları kullanabilecek kimseler

MADDE 19

Eser sahibi 14 ve 15 inci maddelerin birinci fıkralarıyle kendisine tanınan salâhiyetlerin kullanılış tarzlarını tesbit etmemişse yahut bu hususu her hangi bir kimseye bırakmamışsa bu salâhiyetlerin ölümünden sonra kullanılması, vasiyeti tenfiz memuruna; bu tâyin edilmemişse sırasiyle sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana - babasına, kardeşlerine aittir.

Eser sahibinin, ölümünden sonra yukarıki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları, malî hakların devamı süresince ve her halde eser sahibinin ölümünden itibaren 50 yıl içinde kendi namlarına kullanabilirler.

Eser sahibi veya birinci ve ikinci fıkralara göre salahiyetli olanlar, salâhiyetlerini kullanmazlarsa; eser sahibinden veya halefinden malî bir hak iktisap eden kimse meşru bir menfaati bulunduğunu ispat şartiyle, eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları kendi namına kullanabilir.

Salâhiyetli kimseler birden fazla olup müdahale hususunda birleşemezlerse; mahkeme, eser sahibinin muhtemel arzusuna en uygun bir şekilde basit yargılama usulü ile ihtilâfı halleder.

18 inci madde ile yukarki fıkralarda sayılan salâhiyetli kimselerden hiçbiri bulunmaz veya bulunup da salâhiyetlerini kullanmazlarsa yahut ikinci fıkrada tâyin edilen süreler bitmişse eser; memleketin kültürü bakımından önemli görüldüğü takdirde Millî Eğitim Bakanlığı 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında eser sahibine tanınan hakları kendi namına kullanabilir.

III - Mali haklar

1. Genel olarak

MADDE 20

Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu kanunda malî hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Malî haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez.

Bir işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan malî hakları, işleme hususunun serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir.

2. Çeşitleri

a) İşleme hakkı

MADDE 21

Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.

b) Çoğaltma hakkı

MADDE 22

Bir eserden, onun aslını veya işlenmelerini çoğaltmak suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Bir eserin işaret, ses veya resim nakline yarıyan plâk, filim ve eczalı kâğıt gibi mekanik vasıtalara alınması da çoğaltma sayılır. Aynı kaide kabartma ve delikli kalıplar ve benzerleri hakkında da caridir.

Çoğaltma hakkı, güzel sanat eserlerine mütaallik plân ve krokilerin, bunları yapanlar tarafından icra ve tatbiki salâhiyetini de ihtiva eder.

c) Yayma hakkı

MADDE 23

Bir eserden; onun aslından veya işlenmesinden çoğaltma ile elde edilmiş nüshalarını satışa çıkarmak veya dağıtmak yahut diğer bir şekilde ticaret mevkiine koymak suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Yurt dışında çoğaltılmış nüshaların Türkiye’ye sokulmaları halinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

Hak sahibi muayyen nüshaları, mülkiyeti devrederek ticaret mevkiine koyduktan sonra, bunların yayımı eser sahibine tanınan yayma hakkını ihlâl etmez.

ç) Temsil hakkı

MADDE 24

Bir eserden, onun asıl veya işlenmelerini doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarıyan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.

Temsilin umuma arzedilmek üzere vukubulduğu mahalden başka bir yere her hangi bir teknik vasıta ile nakli de eser sahibine aittir.

d) Radyo ile yayım hakkı

MADDE 25

Bir eserden, onun asıl veya işlenmelerini radyo veya buna benziyen ve işaret, ses yahut resim nakline yarıyan diğer teknik tesislerle yaymak; böylece yayılan eserleri diğer bir radyo teşekkülünden naklen alarak ister telli, ister telsiz olsun tekrar yaymak veya oparlör yahut buna benziyen ve işaret, ses yahut resim nakline yarıyan diğer teknik tesislerle umumi mahallerde temsil etmek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.

3. Süreler

a) Genel olarak

MADDE 26

Eser sahibine tanınan malî haklar zamanla mukayyettir. 46 ve 47 nci maddelerdeki haller dışında koruma süresinin bitiminden sonra herkes, eser sahibine tanınan malî haklardan faydalanabilir.

Bir eserin aslı veya işlenmeleri için tanınan koruma süreleri birbirine tabi değildir.

Bu hüküm 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki eserler hakkında da uygulanır. Koruma süresi, eserin alenileşmesinden önce cereyana başlamaz.

Forma veya fasikül halinde yayımlanan eserlerde son forma veya fasikülün yayımlandığı tarih, eserin aleniyeti tarihi sayılır. Fasıla ile yayımlanan mütaaddit ciltlerden müteşekkil eserlerin her bir cildi ile bülten, risale, mevkute ve yıllıklar gibi eserlerde aleniyet tarihi bunlardan her birinin yayımlanma tarihidir.

Aleniyet tarihinden başlıyan süreler eserin ilk defa alenileştiği veya dördüncü fıkraya göre alenileşmiş sayıldığı yıldan sonraki senenin ilk gününden itibaren hesap olunur.

Eser sahibinin ölümünden itibaren başlıyan sürelerin hesabında, eser sahibinin öldüğü seneyi takip eden yılın ilk günü başlangıç tarihi sayılır. 10 uncu maddenin birinci fıkrasında zikredilen hallerde süre, eser sahiplerinden son sağ kalanının ölüm tarihinden sonra başlar.

b) Sürelerin devamı

MADDE 27

Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 50 yıl devam eder.

Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde koruma süresi, ölüm tarihinden sonra 50 yıldır.

12 nci maddenin birinci fıkrasındaki hallerde koruma süresi, eserin aleniyet tarihinden sonra 50 yıldır; meğer ki eser sahibi bu sürenin bitmesinden önce adını açıklamış bulunsun.

Eser sahibi bir tüzelkişi ise, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 20 yıldır.

c) Türkçeye tercüme hususunda koruma süresi

MADDE 28

İlk defa Türkçeden başka bir dilde yayımlanmış olan bir ilim ve edebiyat eseri yayımlandığı tarihten itibaren 10 yıl içinde eser sahibi veya onun müsaadesi ile başka bir kimse tarafından Türkçe tercümesi yapılarak yayımlanmamış ise 10 yılın geçmesiyle bu eserin Türkçeye tercümesi serbesttir.

Bu hüküm diğer işlemeler hakkında uygulanmaz.

ç) El işleri, küçük sanat eserleri, fotoğraf ve sinema eserlerinde süre

MADDE 29

El işleri, küçük sanat eserleri, fotoğraf ve sinema eserleri için koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 20 yıldır.

B) Tahditler

I - Âmme întîzami mülâhazasiyle

MADDE 30

Eser sahibine tanınan haklar, eserin ispatı maksadiyle mahkeme ve diğer resmî makamlar huzurunda ve alelıtlak zabıta ve ceza işlerinde bir muameleye konu teşkil etmek üzere kullanılmasına mâni değildir. Fotoğraflar, umumi emniyet mülâhazasiyle veya adlî maksatlar için sahibinin rızası alınmaksızın, resmî makamlar veya bunların emriyle başkaları tarafından her şekilde çoğaltılabilir ve yayılabilir.

Eserin her hangi bir suretle ticaret mevkiine konmasını, temsilini veya diğer şekillerde kullanılmasını meneden yahut müsaade veya kontrole bağlı tutan kamu hukuku hükümleri mahfuzdur.

II - Genel menfaat mülahazasiyle

1. Mevzuat ve içtihatlar

MADDE 31

Resmen yayımlanan veya ilân olunan kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve kazai kararların çoğaltılması, yayılması, işlenmesi veya her hangi bir suretle bunlardan faydalanma serbesttir.

2. Nutuklar

MADDE 32

Büyük Millet Meclisinde ve diğer resmi meclis ve kongrelerde, mahkemelerde, umumi toplantılarda söylenen söz ve nutukların, haber ve malûmat verme maksadiyle çoğaltılması, umumi mahallerde okunması veya radyo vasıtasiyle ve başka suretle yayımı serbesttir.

Hâdisenin mahiyeti ve vaziyetin icabı gerektirmediği hallerde söz ve nutuk sahiplerinin adı zikredilmiyebilir.

Bu söz ve nutukları birinci fıkrada zikredilenden başka bir maksatla çoğaltmak veya diğer bir suretle yaymak eser sahibine aittir.

3. Temsil serbestisi

MADDE 33

Yayımlanmış bir eserin; umumi mahallerde, münhasıran eğitim ve öğretim maksadiyle veya intifa kasdı olmaksızın meccanen temsili serbesttir.

Aynı kaide sâfi gelirleri tamamen hayır gayelerine tahsis edilen müsamereler hakkında da uygulanır.

Bununla beraber eser sahibinin ve eserin adını mûtat şekilde zikretmek icap eder.

4. Eğitim ve öğretim için seçme ve toplama eserler

MADDE 34

Yayımlanmış musiki ilim ve edebiyat eserlerinden ve alenileşmiş güzel sanat eserlerinden, maksadın haklı göstereceği bir nispet dâhilinde iktibaslar yapılmak suretiyle, hal ve vaziyetinden eğitim ve öğretim gayesine tahsis edildiği anlaşılan seçme ve toplama eserler vücuda getirilmesi serbesttir. 2 nci maddenin üçüncü bendinde ve 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının birinci ve beşinci bentlerinde gösterilen neviden eserler, ancak seçme ve toplama eserin münderecatını aydınlatmak üzere iktibas edilebilir.

Münhasıran okullara mahsus olarak hazırlanan ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onanan (okul - radyo) yayımları için de birinci fıkra hükümleri uygulanır.

Bütün bu hallerde eser ve eser sahibinin adı mûtat şekilde zikredilmek icap eder.

5. İktibas serbestisi

MADDE 35

Bir eserden aşağıdaki hallerde iktibas yapılması caizdir.

1. Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması;

2. Yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir nevinden parçalarının müstakil bir musiki eserine alınması;

3. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderacatını aydınlatmak maksadiyle bir ilim eserine konulması;

4. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ilmi konferans veya derslerde, konuyu aydınlatmak için projeksiyon ve buna benzer vasıtalarla gösterilmesi.

İktibasın belli olacak şekilde yapılması lâzımdır. İlim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yer belirtilir.

6. Gazete münderecatı

MADDE 36

Basın Kanununun 15 inci maddesi hükmü mahfuz kalmak üzere basın veya radyo tarafından umuma yayılmış bulunan günlük havadisler ve haberler serbestçe iktibas olunabilir.

Gazete veya dergilerde çıkan içtimai, siyasi veya iktisadi günlük meselelere mütaallik makale ve fıkraların iktibas hakkı sarahaten mahfuz tutulmamışsa aynen veya işlenmiş şekilde diğer gazete ve dergiler tarafından alınması ve radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması serbesttir. İktibas hakkı mahfuz tutulsa bile sözü geçen makale ve fıkraların kısaltılarak basın özetleri şeklinde alınması, radyo vasıtasıyle veya diğer bir suretle yayılması caizdir.

Bütün bu hallerde, iktibas edilen gazete, dergi ve ajansın ve eğer bunlar da başka bir kaynaktan alınmışlarsa o kaynağın adı, tarih ve sayısından başka makale sahiplerinin adı, müstear adı veya alâmeti zikredilmek icabeder.

7. Röportaj

MADDE 37

Röportaj mahiyetinde olmak üzere; günlük hâdiselere bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses veya resim nakline yarıyan vasıtalara alınması caizdir. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ile yayımlanması serbesttir.

Alenileşmiş ilim ve edebiyat eserlerinden bazı parçaların röportaj çerçevesini aşmamak şartiyle radyo vasitasiyle yayınlanması caizdir.

III - Hususî menfaat mülâhazasiyle

1. Şahsan kullanma

MADDE 38

Bütün fikir ve sanat eserlerinin yayımlanma veya kâr maksadı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus mahdut nüshalara munhasır kalmak şartiyle, çoğaltılması caizdir. Bundan sinema eserleri müstesnadır.

Musiki, ilim ve edebiyat eserlerinin muayyen ve mahdut nüshalara munhasır kalmak şartiyle ivaz mukabilinde çoğaltılması da caizdir. Çoğaltmayı iş edinen bir kimse bunu ancak sipariş üzerine el yazısı veya yazı makinesi ile yapabilir.

Şu kadar ki, güzel sanat eserlerine mütaallik plân ve projelerle krokileri icra ve tatbik ve mimarlık eserlerini taklit yoliyle inşa, ancak eser sahibinin müsaadesiyle olur.

Herkes birinci ve ikinci fıkralardaki şartlar altında musiki, ilim ve edebiyat eserlerini işliyebileceği gibi başkasına da işletebilir.

Nüshalar üzerinde bir kayıtla menedilmiş olmadıkça yayımlanmış bir eserin ücret mukabilinde kiralanması caizdir.

2. Bestekârlara tanınan haklar

MADDE 39

Musiki eserlerinin sahibi, yayımlanmış bir edebiyat eserinin ufak parçalarını, sahibinin müsaadesini almaksızın, besteleriyle birlikte çoğaltmak, yaymak, umumi mahallerde temsil etmek ve radyo vasıtasıyla yaymak salâhiyetini haizdir.

Birinci fıkrada sözü geçen güftelerin, konser ve radyo programlarına konularak parasız dağıtılması ve plâkların üstünde veya bunlarla birlikte verilmek üzere bastırılmış olması hallerinde musiki eserlerinden ayrı olarak çoğaltılıp yayılması caizdir.

Bu imkânlardan faydalanan kimse, edebiyat eserinin ve sahibinin adını mûtat şekilde bildirmeye mecburdur.

3. Kopye ve teşhir

MADDE 40

Umumi yollar, caddeler ve meydanlara, temelli kalmak üzere konulan güzel sanat eserlerini; resim, grafik, fotoğraf ve saire ile çoğaltma, yayma, umumi mahallerde projeksiyonla gösterme, radyo ve benzeri vasıtalarla yayımlama caizdir. Bu salâhiyet mimarlık eserlerinde yalnız dış şekle munhasırdır.

Üzerlerine, sahibi tarafından sarahaten menedici bir kayıt konulmuş olmadıkça güzel sanat eserleri, malikleri veya bunların muvafakatiyle başkaları tarafından umumi mahallerde teşhir edilebilir.

Açık artırma ile satılacak eserler umuma teşhir olunabilir. Umumi mahallerde teşhir edilen veya açık artırmaya konulan bir eseri sergi veya artırmayı tertip eden kimseler tarafından bu maksatlarla çıkarılacak kataloğ, kılavuz veya bunlara benzer matbualar vasıtasiyle çoğaltma ve yayma caizdir.

Bu hallerde, aksine yerleşmiş âdet yoksa, eser sahibinin adının zikrinden vazgeçilebilir.

4. Plâkların çalınması

MADDE 41

Eser sahibinin müsaadesiyle ses nakline yarıyan vasıtalara alınmış olan musiki, ilim ve edebiyat eserlerinin umumi mahallerde çalınması caizdir. Ancak eser sahiplerinin, mesleki birlik vasıtasiyle uygun bir bedel talep etmek hakları mahfuzdur.

IV - Hükümete tanınan yetkiler

1. Mesleki birlikler kurulması

MADDE 42

Eser sahipleri maddi ve mânevi menfaatlerini müşterek bir tarzda kullanmak ve korumak maksadiyle bu kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde mesleki birlik vücuda getirmedikleri takdirde; hükümet, bu birliğin kurulmasını sağlar.

Üyelerine, sermaye koymak, kâr ve zarara ve hukuki mesuliyete iştirak etmek vecibesi yüklememek şartiyle bu birlik hususi hukuka tabi ve tüzelkişiliği haiz olur. Birliğin teşkilât ve idare tarzı ile teftiş ve murakabe usullerini gösteren statüler ilgililerin mütalâası alındıktan sonra Adalet ve Millî Eğitim Bakanlıklarınca tanzim ve Bakanlar Kurulunca tasdik olunur. İlgililer birliğe üye olmadıkça bunun sağladığı faydalardan ve statülere göre tahsili birliğe bırakılan malî haklardan faydalanamazlar.

2. Radyo yayımları

MADDE 43

Yayımlanmış bulunan fikir ve sanat eserlerini sahiplerinin müsaadesini almaksızın radyo ile yaymak hususunda radyo idarelerine Bakanlar Kurulunca bir kararname ile yetki verilebilir. Bu yetkiye, yayımlanan eserlerin umumi mahallerde oparlör veya buna benzer teknik vasıtalarla nakledilmesine ruhsat verme hakkı da dâhildir.

Bu kararnamede radyo ile yayımlanmış veya yayımlanacak olan eseri işaret, ses veya resim nakline yarıyan muvakkat vasıtalara almak salâhiyeti de radyo idarelerine verilebilir. Şu kadar ki; bu salâhiyetten faydalanan radyo idareleri, eserleri yalnız kendi cihazlariyle ve münhasıran kendi yayım maksatları için bu vasıtalara alabilirler. Bu vasıtalar maksada uygun olarak kullanıldıktan sonra muhafaza edilmek üzere Milli Kütüphaneye devredilir.

Bu madde uyarınca yapılacak yayımlar için eser sahiplerine radyo idareleri tarafından verilecek ücretler Adalet ve Millî Eğitim Bakanlıklarınca birlikte tesbit ve Bakanlar Kurulu tarafından tasdik edilecek bir tarife üzerinden ödenir. Ancak 32, 34, 36, 37 ve 39 uncu maddeler gereğince yayımı esasen serbest olan hususlar için ücret verilmez.

Hak sahiplerine yapılması icabeden ödemeler statüsü gereğince onlara dağıtılmak üzere mesleki birliğe yapılır.

3. Plâk imali

MADDE 44

Türkiye'de ses nakline yarıyan aletleri imal eden müesseselere, hak sahiplerine mesleki birlik vasıtasiyle münasip bir bedel ödemek şartiyle yayımlanmış musiki eserlerini, sahiplerinin müsaadesi alınmaksızın bu aletlere almak yetkisi bir kararname ile verilebilir.

43 üncü maddenin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları bu halde de uygulanır.

4. Güzel sanat eserlerinin satış bedellerinden pay verilmesi

MADDE 45

4 üncü maddenin 1 inci ve 2 nci bendinde sayılan güzel sanat eserlerinin asilleriyle 2 nci maddenin 1 inci bendinde ve 3 üncü maddede sayılıpta yazarlarla bestecilerin el yazısiyle yazılmış eserlerinin asıllarından biri eser sahibi veya mirasçıları tarafından bir defa satıldıktan sonra eser, koruma süresi içinde bir sergide veya açık artırmada yahut bu gibi eşyayı satan bir mağazada satış konusu olarak elden ele geçtikçe bu satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir nispetsizlik bulunması halinde satıcıya her defasında, bedel farkından münasip bir payı eser sahibine, bu ölmüşse miras hükümlerine göre üçüncü dereceye kadar (Bu derece hariç) kanuni mirasçılarına ve eşine, bunlar da yoksa mesleki birliğe vermek borcu bir kararname ile yükletilebilir.

Kararnamede:

1. Bedel farkının yüzde onunu geçmemek şartiyle farkın nispetine göre tesbit edilecek bir pay tarifesi;

2. Bedeli kararnamede tesbit edilecek miktarı aşmıyan satışların pay vermek borcundan muaf tutulacağı;

3. Eser nevileri itibariyle mesleki birliğin hangi kolunun ilgili sayılabileceği;

gösterilir.

Satışın vukubulduğu müessese sahibi satıcı ile birlikte müteselsilen mesuldür.

Cebri satış hallerinde pay ancak diğer alacaklar tamamen ödendikten sonra ödenir.

Pay verme borcunun zamanaşımı, bu borcun doğumunu intaç eden satıştan itibaren beş yıldır.

5. Devletin faydalanma salâhiyeti

MADDE 46

Çoğaltma ve yayımı sahibi tarafından açıkça menedilmemiş olan ve umumi kütüphane, müze ve buna benzer sair müesseselerde saklı bulunan henüz yayımlanmamış eserlerden faydalanma salâhiyeti bir kararname ile münhasıran Devlete veya mesleki birliğe, yahut Devletçe uygun görülecek bir kültür müessesesine verilebilir.

Kararname:

1. Eser sahibinin adını;

2. Faydalanma salâhiyetinin hangi makam veya müesseseye verildiğini ve bir zamanla mukayyet olup olmadığını;

3. Sâfi kârın kültürel gayelere tahsis edileceğini;

ihtiva eder.

6. Kamuya maletme

MADDE 47

Bir kararname ile memleket kültürü için önemi haiz görülen bir eser üzerindeki mali haklardan faydalanma salâhiyeti, hak sahiplerine münasip bir bedel ödenmesi suretiyle koruma süresinin bitiminden önce kamuya maledilebilir.

Bu hususta karar verilebilmesi için eserin Türkiye'de veya Türk vatandaşları tarafından Türkiye dışında yayımlanmış olması ve aynı zamanda eser nüshalarının iki yıldan beri tükenmiş bulunması ve hak sahibinin münasip bir süre içerisinde bunun yenisini yayımlıyacağının da ihtimal dışında görülmüş olması lâzımdır.

Bu kararnamede:

1. Eser ve sahibinin adı;

2. Müktesep hakları ihlâl edilen kimselere ödenecek bedel;

3. Mali hakları kullanacak makam veya müessese;

4. Verilen bedelin itfasından sonra elde edilecek sâfi kârın hangi kültürel gayelere tahsis edileceği;

yazılır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Sözleşme ve Tasarruflar

A) Hayatta vâkı tasarruflar

I - Asli iktisap

MADDE 48

Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan malî hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler.

Mali hakları sadece kullanma salâhiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir. (Ruhsat).

Yukardaki fıkralarda sayılan tasarruf muameleleri henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taallûk etmekte ise bâtıldır.

II - Devren iktisap

MADDE 49

Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvafakatiyle bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir.

İşleme hakkının devrinde, devren iktisap eden kimse hakkında da eser sahibi veya mirasçılarının aynı suretle muvafakati şarttır.

III - Sözleşmeler

1. Vücuda getirilecek eserler

MADDE 50

48 ve 49 uncu maddelerde sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütler, eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi muteberdir.

Eser sahibinin ileride vücuda getireceği eserlerin bütününe veya muayyen bir nev’ine taallûk eden bu kabil taahhütleri taraflardan her biri, ihbar tarihinden bir yıl sonra hüküm ifade etmek üzere feshedebilir.

Eser tamamlanmadan önce, eser sahibi ölür veya tamamlama kabiliyetini zayi eder, yahut kusuru olmaksızın eserin tamamlanması imkânsız hale gelirse zikri geçen taahhütler kendiliğinden münfesih olur. Diğer tarafın iflâs etmesi veya sözleşme uyarınca devraldığı malî hakları kullanmaktan âciz duruma düşmesi yahut kusuru olmaksızın kullanmanın imkânsız hale gelmesi hallerinde de aynı hüküm caridir.

2. İlerideki faydalanma imkânları

MADDE 51

İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel malî hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler bâtıldır.

İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir.