Dosya olarak kaydet: PDF - WORD
Görüntüleme Ayarları:

KONU

Tedavi amacıyla başka bir yere gönderilen hastaya eşlik eden kimseye, hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda yer alan refakat şerhine dayanılarak, hastanın gönderildiği mahalde, tedavi süresince ikamet yevmiyesi ödenip ödenemiyeceği ve bu hususta ayrıca tedaviyi yapan sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda da refakate lüzum gösterilmesinin gerekip gerekmediği konusunda, 8 inci Dairenin 14.7.1992 tarih ve 2532 sayılı tutanağa göre düzenlenen 3.12.1992 tarih ve 300 sayılı ilamı ve 3 üncü Dairenin 8.10.1992 tarih ve 1990/23 sayılı tutanağa göre düzenlenen 22.10.1992 tarih ve 229 sayılı ilamı ile 6 ncı Dairenin 12.13.16.11.1992 tarih ve 8291 sayılı tutanağa İstinaden düzenlenen 10.1.1994 tarih ve 893 sayılı ilamında yer alan hükümler arasında aykırılık bulunduğundan bahisle içtihadın birleştirilmesi istemi.

USUL YÖNÜNDEN İNCELEME

Van 100. Yıl Üniversitesi Bütçe Dairesi Başkanlığı 1990 yılı hesabının 8 inci Dairede yargılanması sonunda düzenlenen 3.12.1992 tarih ve 308 sayılı ilama esas 14.7.1992 tarih ve 2632 sayılı tutanağın 8 inci maddesinde, fuzulen ödenip de sonradan ahizlerinin rıza ve muvafakatıyla tahsil olunduğu bildirilen miktarın ilama dercine karar verilmiş ve sözkonusu tahsilat ilamın tahsilat tablosunda gösterilmiştir.

Van Devlet Su İşleri 17. Bölge Müdürlüğü Saymanlığının 1990 yılı hesabının 3 üncü Dairede yargılanması sonunda düzenlenen 22.10.1992 tarih ve 229 sayılı ilama esas 8.10.1992 tarih ve 1990/23 sayılı tutanağın 6 ncı maddesinde, rapor maddesinde sözü edilen yersiz ödemelere ilişkin tahsilatın ilamda gösterilmesine karar verilmiş ve sözkonusu tahsilat ilamın tahsilat tablosunda yer almıştır.

Van Köy Hizmetleri 9. Bölge Müdürlüğü Saymanlığının 1990 yılı hesabının 6 ncı Dairede yargılanması sonunda düzenlenen 10.1.1994 tarih ve 893 sayılı ilama esas 12,13,16.11.1992 tarih ve 8291 sayılı tutanağın 3 üncü maddesinde, "Hastalıkları icabı memuriyet mahalli dışına sevk edilen hastaların refakatçi eşliğinde gitmesi gerektiği sevk kağıdında belirtilmişse, sevki yapan doktorun bu refakat şerhi hastanın gönderildiği sağlık kurumunca yapılan tedavinin bitimine kadar (tedaviyi yapan doktorca verilmiş aksine rapor olmadığı sürece) geçerlidir. Zaten 6245 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin 3371 sayılı Kanunla değiştirilme amacı, hastalıkları icabı 18 inci maddenin (c) bendinde yanlı yerlere bir kimse refakatinde gitmesi resmi tabip raporuyla gerekli görülen hastalara eşlik eden memur, hizmetli veya aile efradından birisinin olması halinde de bu kişilere tedavi süresince yevmiye verilmesidir. Bu nedenlerle adıgeçen hastalara eşlik edenlere yevmiye ödenmesi konusunda ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verildi." denilmiş ve ilamda bu konu da dahil olmak üzere "maadasının belgelere dayandığı, kayıtlarına, kanun ve nizamlarına uygun bulunduğuna" karar verilmiştir.

832 sayılı Sayıştay Kanununun 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, işin gereği ve ibraz edilen belgelerin mahiyetleri bir olduğu halde aynı konu hakkında dairelerce veya Temyiz Kurulunca verilen ilamların birbirine aykırı olması halinde, Birinci Başkanın bu ilamları içtihadın birleştirilmesi için Genel Kurula vereceği belirtilmiştir.

Yukarıda yer alan daire kararlarının üçünde de ödemelerin konusu ve bu ödemelerle ilgili belgeler aynı mahiyette olduğu halde, daire kararları birbirine aykırı bulunmaktadır.

Buna göre, işin gereği ve ibraz edilen belgelerin mahiyetleri bir olduğu halde, aynı konu hakkında 8 inci ve 3 üncü Dairelerce verilen ilamlar ile 6 ncı Dairece verilen ilam birbirine aykırı olduğundan, içtihadın birleştirilmesi gerektiğine çoğunlukla karar verildi.

AZINLIK DÜŞÜNCESİ

Bahis konusu Daire kararlarının üçünde de tedavi amacıyla başka mahalle gönderilen hastalara refakat eden kişilere, hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporuna dayanılarak refakat süresince yevmiye verilmiştir. Ancak bu konudaki ayniyet, ilamlar arasında aykırılık bulunduğunu ileri sürmek için yeterli değildir. Zira bu Daire ilamlarına konu olan hadiselerin mahiyeti ve seyri arasında farklılıklar mevcuttur. Özellikle, hastanın gönderildiği yerde ayakta veya yatarak tedavi görmesi, ya da ayakta ve yatarak tedavinin birlikte gerçekleşmesi durumunda, yahut yatarak tedavi gören hastaya hastanede veya dışardan refakat halinde aynı kararın verilmesi mümkün olmayabilir. Zira ayakta tedavi gören hastaya refakatin niteliği ve süresi ile yatarak tedavi gören hastaya refakatin niteliği ve süresi arasında fark vardır ve bu farkın Daire kararlarına yansıması da tabiidir.

Ayrıca konulardaki ayniyeti tesbit bakımından hastanın, ve refakatçinin durumları ile tedavi mahallinin ve sevk işlemlerinin de ayrı ayrı değerlendirilmesi icabeder. Örneğin refakatçinin memur veya aile efradından birisi olması, ya da tedavinin yurt içinde veya yurt dışında yapılması gibi hususlar farklı içtihatları gerektirebilir.

Görüşmelere konu olan Daire kararlarında ise, yukarıda belirtilen hususlarda tam bir ayniyet bulunmamaktadır. Bu nedenle konu hakkında 832 sayılı Kanunun 80 inci maddesi uyarınca içtihadın birleştirilmesine imkan ve mahal bulunmamaktadır.

AZINLIK DÜŞÜNCESİ

832 sayılı Sayıştay Kanununun 80 inci maddesi hükmüne göre, içtihadın birleştirilebilmesi için işin gereği ve ibraz edilen belgelerin mahiyetleri bir olduğu halde aynı konu hakkında dairelerce veya Temyiz Kurulunca verilen İlamların birbirine aykırı olması gerekmektedir.

Oysa görüşmelere konu olan Daire kararları incelendiğinde, anılan 80 inci madde hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmediği görülmektedir. Şöyle ki :

8. Dairenin kararına konu olayda, tedavi eden hekim tarafından lüzum gösterilmediği halde, yatarak tedavi gören hastaya refakat eden kişiye ikamet yevmiyesi ödenmiş ve bu ödeme için tazmin hükmü verilmiştir.

3. Daire kararında, hasta tedavi edilmek üzere gönderildiği yerde önce hastaneye yatırılarak bir müddet tedavi görmüş, sonra tedavi eden hekimin raporunda gösterilen lüzum üzerine bir müddet de ayakta tedavi edilmiş, ancak tedavi eden Hekimin raporunda refakatçiye lüzum gösterilmediği halde hastaneden çıktıktan sonra ayakta tedavi gördüğü süre için refakatçiye yevmiye ödenmiştir.

6. Daire kararında ise gönderildiği mahalde ayakta tedavi gördükten sonra İkametgahlarına avdet eden kimselerle, yatarak tedavi görerek ikametgahlarına dönen kimselere tedavi eden hekim tarafından lüzum gösterilmediği halde bu süreler için ödenen refakatçi yevmiyeleri dolayısıyla beraat hükmü verilmiştir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 3 ve 6. Daire, kararlarındaki ayakta tedavilerin mahiyetleri tamamen farklı öldüğü yani 3. Daire kararındaki olayda, hasta bir müddet hastanede yattıktan sonra tedavi eden hekimin gösterdiği lüzum üzerine bir müddet de ayakta tedaviye tabi tutulduğu halde, 6. Daire kararına esas ödemelere ilişkin olaylarda hastalar gittikleri yerlerde hiç hastaneye yatırılmamış, doğrudan tedavilerinin ayakta yapılmış olması sebebiyle iki Daire kararına esas işlerin gereği ve ibraz edilen belgelerin mahiyetleri bir olmadığından, bu iki Daire kararı esas alınarak, ayakta tedavi sürelerine ilişkin olarak refakatçilere yapılan ödemeler sebebiyle içtihadın birleştirilmesi mümkün değildir.

Belirtilen nedenlerle, İçtihadın birleştirilmesi konusunun sadece, tedavi edilmek üzere refakatli olarak başka mahalle gönderilen hastanın gönderildiği mahalde hastanede yatarak tedavi edilmesi durumunda, tedavi eden hekim tarafından ayrıca lüzum gösterilmediği halde, sevk raporundaki lüzuma binaen tedavi süresince refakatçisi için yevmiye verilip verilemiyeceği hususuna inhisar ettirilmesi gerekir.

KONU İLE İLGİLİ MEVZUAT

6246 sayılı Harcırah Kanununun 2562 sayılı Kanunla değişik 18 inci maddesi :

Memurlar, yardımcı hizmetler sınıfına dahil personel ve kurumlarda yalnız ödenek mukabili çalışanlar ile aşağıdaki (c) bendinde yazılan hallerde aile fertlerinden, memuriyet mahalli dışına;

a) Görevlerine ait mesleki ve sıhhi yeterliklerinin tesbiti veya kurumlarınca görülecek lüzum üzerine imtihan için gönderilenlere, gidiş ve dönüşleri için yol masrafı ve gündelik ile bu amaçla gönderildikleri yerde geçen sürenin en çok yedi günü için gündelik ödenir.

b) Hava değişimi maksadıyla gönderilenlere gidiş ve dönüşleri için yol masrafı ile yalnız yolda geçen süre için gündelik ödenir.

c) Kanunları gereğince sağlık kurumlarında yatarak veya ayakta tedavi maksadıyla (aile fertleri için ikamet mahalli dışına) gönderilenlere, gidiş ve dönüşleri için yol masrafı ve gündelik ödenir. Ayakta tedavi görenlere ayakta tedavi süresince gündelik ve ikamet ettikleri yer ile tedavi kurumu arasındaki mutat taşıt ücreti ayrıca ödenir.

6245 sayılı Harcırah Kanununun 3371 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesi :

Hastalıkları icabı 18 inci maddenin (c) bendinde yazılı yerlere bir kimse refakatinde gitmesi lüzumu resmi tabip raporuyla tevsik edilenlere refakat edecek elle efradından birisine ve aile efradından refakat edecek bir kimse bulunmadığı takdirde kurumlarınca terfik olunacak memur veya hizmetliye bu işin devamı müddetince yevmiye ve yol masrafı verilir.

Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 27 nci maddesinin ikinci fıkrası :

Hastanın tedavi edilmek üzere başka bir yere gönderilmesi sırasında yanında bir kimsenin bulundurulmasının zorunlu olduğu hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda belirtildiği takdirde, hastaya biri eşlik ettirilir. Eşlik eden kimseye de, memurun bağlı olduğu kurumca, Harcırah Kanunu hükümleri dairesinde yolluk ve gündelik verilir. Hasta bu Yönetmeliğin 26 ncı maddesi gereğince belirli bir araç ile gönderiliyorsa, eşlik edenin yollukları da aynı madde hükümleri uyarınca ödenir.

ESAS YÖNÜNEN İNCELEME

Konu ile ilgili mevzuat incelenerek gereği görüşüldü :

Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında, hastanın tedavi edilmek üzere başka bir yere gönderilmesi sırasında yanında bir kimsenin bulundurulmasının zorunlu olduğu hastayı, gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda belirtildiği takdirde, hastaya birinin eşlik ettirileceği, eşlik eden kimseye de, memurun bağlı, olduğu kurumca, Harcırah Kanunu hükümleri dairesinde yolluk ve yevmiye verileceği belirtilmiştir.

Buna göre, refakatçiye yolluk ve yevmiye verilebilmesi için, eşlik etme zorunluluğunun, hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda belirtilmesi gerekmektedir.

Ancak Yönetmelikte, refakatçiye yapılacak yolluk ve yevmiye ödemeleri konusunda özel bir hüküm getirilmemiş, bu hususta Harcırah Kanununa atıfta bulunulmakla yetinilmiştir.

245 sayılı Harcırah Kanununun 20 nci maddesinde ise, hastalıkları icabı 18 inci maddenin (c) bendinde yazılı yerlere bir kimse refakatinde gitmesi lüzumu resmi tabip raporuyla tevsik edilenlere refakat edecek aile efradından birisine ve aile efradından refakat edecek bir kimse bulunmadığı takdirde kurumlarınca terfik olunacak memur veya hizmetliye bu işin devamı müddetince yevmiye ve yol masrafı verileceği hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanun hükmünde, refakat eden kişiye, "bu işin devamı müddetince" yevmiye verilmesi öngörülmüştür. Burada sözü edilen "bu iş" kavramıyla, "refakat görevi"nin kastedildiğinde şüphe yoktur. Refakat görevinin süresi ve hangi hallerde sona ereceği konusunda ise gerek Kanunda, gerek Yönetmelikte bir sınırlama ya da açıklık bulunmamaktadır. Böyle olunca da, refakat görevinin devam ettiği süre için refakatçiye yevmiye verilmesi gerekmektedir. 6245 sayılı Kanunun sözü edilen 20 nci maddesinde 3371 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önce aile efradından olan refakatçilere sadece gidiş ve dönüş için yevmiye ödenmesi öngörülmekte iken, değişiklikten sonra tedavi süresince de yevmiye ödenmesi imkanı sağlanmış ve böylece aile efradından olan ve olmayan refakatçiler arasındaki fark da ortadan kaldırılmıştır.

Diğer taraftan Yönetmeliğin 27 nci maddesinde refakat zorunluluğunun "hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda" belirtilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiş olduğuna göre, bu hususun başka bir raporla da ayrıca tevsikine ihtiyaç bulunmamaktadır.

Dolayısıyla refakat görevini, hastayı tedavi göreceği mahalle kadar götürmekle sınırlı bir görev olarak kabul edip, tedavi başladıktan sonra refakatçiye ikamet yevmiyesi ödenebilmesi İçin ayrıca tedaviyi gerçekleştiren sağlık kurumu veya kuruluşu tarafından da refakate lüzum gösterilmesinin lazım geldiğini ileri sürmek, yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun düşmemektedir.

Bu itibarla, hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda yer alan refakat şerhine istinaden hastaya eşlik eden kimseye, hastanın gönderildiği mahalde, tedavi süresince ikamet yevmiyesi ödenebilmesi için, ayrıca tedaviyi yapan sağlık kurumu veya kuruluşunun raporuyla refakate lüzum gösterilmesine gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ

Tedavi amacıyla başka bir yere gönderilen hastaya eşlik eden kimseye, hastanın gönderildiği mahalde, tedavi süresince ikamet yevmiyesi ödenebilmesi için hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda yer alan refakat şerhinin yeterli olduğuna, bu hususta ayrıca tedaviyi yapan sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda da refakate lüzum gösterilmesinin gerekmediğine ve içtihadın bu yönde birleştirilmesine 23.3.1995 tarihinde çoğunlukla karar verildi.

AZINLIK DÜŞÜNCESİ

6245 sayılı Harcırah Kanununun 20 nci maddesinde, Hastalıkları İcabı 18 inci maddenin (c) bendinde yazılı yerlere bir kimse refakatinde gitmesi lüzumu resmi tabip raporuyla tevsik edilenlere refakat edecek aile efradından birisine ve aile efradından refakat edecek bir kimse bulunmadığı takdirde kurumlarınca terfik olunacak memur veya hizmetliye bu işin devamı müddetince yevmiye ve yol masrafı verileceği hükme bağlanmıştır.

Madde metninde geçen "bu işin devamı müddetince" ifadesi, tedavi sırasındaki refakati kapsamamaktadır. Zira buradaki refakat görevi, hastayı tedavi mahalline götürüp, tedaviye başlanabilmesi için gerekli işlemlerin tamamlanması ile ilgili bir görevdir.

Nitekim Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Hastanın tedavi edilmek üzere başka bir yere gönderilmesi sırasında yanında bir kimsenin bulundurulmasının zorunlu olduğu hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda belirtildiği takdirde, hastaya biri eşlik ettirilir.” denilmek suretiyle, hastayı gönderen sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda belirtilen refakat zorunluluğu, hastanın tedavi edilmek üzere "başka bir yere gönderilmesi sırasındaki" refakatle sınırlı tutulmuştur.

Dolayısıyla hastanın gönderildiği yerdeki tedavisi sırasında refakate lüzum bulunup bulunmadığının tesbiti, ancak tedaviyi gerçekleştiren sağlık kurumu veya kuruluşunun raporuyla tesbit edilebilir. Esasen tedavinin mahiyeti ve süresinin, hastayı sevkeden sağlık kurumu veya kuruluşu tarafından tam olarak bilinmesi mümkün olmadığından, tedavi sırasındaki refakat zaruretinin, işin gereği bakımından da sadece tedaviyi yapan sağlık kurumu veya kuruluşu tarafından belirtilmesi mümkündür.

6245 sayılı Harcırah Kanununun 20 nci maddesinde 3371 sayılı Kanunla yapılan değişiklik İse, yalnızca aile efradından olan ve olmayan refakatçiler arasındaki farklılığın ortadan kaldırılması amacına yönelik olup, tedaviyi gerçekleştiren sağlık kurumu veya kuruluşunun refakate lüzum göstermesi zaruretini ortadan kaldırmamaktadır.

Açıklanan sebeplerle, tedavi maksadıyla başka mahalle gönderilen hastaya refakat eden kişiye tedavinin devamı süresince ikamet yevmiyesi ödenebilmesi için, tedaviyi gerçekleşti ren sağlık kurumu veya kuruluşunun raporuyla refakate lüzum gösterilmesi zorunlu bulunmaktadır.

AZINLIK DÜŞÜNCESİ

6245 sayılı Harcırah Kanununun "Hastalara Refakat Halinde Harcırah" başlıklı 20 nci maddesinde, hastalıkları nedeniyle, sağlık kurumlarında yatarak veya ayakta tedavi amacıyla memuriyet mahalli dışına veya aile fertleri için ikamet mahalli dışına gönderilenlere refakat edeceklere, yevmiye ve yol masrafı verilmesi öngörülmüştür.

Anılan 20 nci maddede belirtilen, "...bu işin devamı müddetince yevmiye ve yol masrafı verilir." hükmü, 6245 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (c) bendinde yazılı yerlere hastayı götürecek aile efradından birine veya kurumlarınca yanına katılacak personele sadece, hastayı sağlık kurumuna götürünceye kadar yevmiye ve yol masrafı verilmesi için düzenlenmiştir. Kanunun 18 inci maddesinin (c) bendinde olduğu gibi, hastanın yatarak veya ayakta tedavisi gerektiğinde, kendisine refakat edilmesi halinde refakatçiye yevmiye verilmesi istenseydi, 20 nci maddede açık olarak belirtilirdi. Halbuki bu maddede, sağlık kurumunda yatarak veya ayakta tedavi görecek hastaya refakat edene yevmiye verilmesi ile ilgili bir düzenleme yoktur. Bu durumda, 6245 sayılı Kanunun 20 nci maddesine göre, hastaya sağlık kurumunda yatarak veya ayakta tedavisi sırasında refakat edene yevmiye verilmesi mümkün değildir.

Öbür taraftan, 6245 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde bahsedilen resmi tabip raporu, hastaya sağlık kurumuna kadar gidiş ile ilgili bir refakat zaruretine ilişkindir. Bu resmi tabip raporu ve tedaviyi yapacak sağlık kurumunun refakatçiye lüzum göstermesi, tamamen hastaya yardım ile ilgili olup, refakatçiye yevmiye verilmesi ile bir ilgisi yoktur. Kanunda bir hüküm olmamasına rağmen, bir rapora dayanılarak, hüküm varmış gibi işlem yapılması kanunsuz olur.

AZINLIK DÜŞÜNCESİ

İçtihadın birleştirilmesine neden olan birbirine aykırı ilamlarda yer alan olaylarda refakatçiye hem ayakta ve hem de yatarak tedavi sırasında harcırah ödenmiş olmasına rağmen, çoğunluk görüşünde hiç bir ayırım yapılmadan, her iki tedavi sırasındaki refakatte sevk raporunda yer alan refakat şerhinin yeterli olduğu, bu hususta ayrıca tedaviyi yapan sağlık kurumu veya kuruluşunun raporunda da refakate lüzum gösterilmesinin gerekmediği ifade edilmiştir.

6245 sayılı Harcırah Kanununun 20 nci maddesine göre, resmi tabip raporuyla tevsik edilmesi şartıyla refakatçinin aile fertlerinden olması halinde sadece gidiş ve dönüş için harcırah verilmesine rağmen, refakatçinin memur veya hizmetli olması halinde, kanundaki ifadesi ile "...bu işin devamı müddetince..." yevmiye verilmekte idi. Mezkür 20 nci maddenin gerekçesinde de, "bu işin devamı müddeti"nin: gidilecek yere kadar devam eden seyahat müddeti, hastanın hastaneye yatırılması için geçecek zaman ve dönüş seyahati müddeti, olduğu açıkça ifade edilmiştir. Refakatçi aile fertleri aleyhine olan bu durum Türkiye Büyük Millet Meclisinin görüş istemi üzerine Sayıştay Genel Kurulunun 29.01.1987 tarih, 4591 sayılı kararı ile teyit edilmiş ve bu madde 21.05.1987 tarih,

3371 sayılı Kanunla değiştirilerek farklılık ortadan kaldırılmıştır. Ancak madde metnine genelde sadık kalınarak değişiklikte de, öncekinde olduğu gibi "bu işin devamı müddetince" ifadesine yer verilmiştir. Değişiklikle ilgili 3371 sayılı Kanunun gerekçesinde "1954 yılında kaleme alınmış alan bu kanun maddesinin, aile efradından olan ve olmayan refakatçılar arasında farklı işlem ihdas etmesinin sebebini anlamak mümkün değildir. Zira verilen yevmiye, refakatçinin ikamet mahalli dışında, refakat hizmetini gördüğü sürece iaşe ve ibatesini sağlamak içindir." denilmek suretiyle yevmiye verilme süresinin, öncesinde olduğu gibi, refakatçinin seyahat ve hastayı hastaneye yatıracağı süredeki refakatiyle ilgili olacağı benimsenmiştir.

Başka yerde tedavi için refakatli olarak gönderilen hastanın burada ayakta tedavi edilmesi halinde refakatçiye olan ihtiyacı devam etmekte olacağından, sevk raporundaki "refakat" şerhine dayanarak yevmiye ödenmesi 20 nci madde hükmüne uygun düşecektir.

Ancak, hastanın yatarak tedavi edilmesine gerek duyulması halinde, bundan sonra refakatçiye gerek olup olmadığı hususu mevzuatımızda ayrıca düzenlenmiş bulunmaktadır.

Çoğunluk görüşünde yer alan Devlet Memurları Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğin 27 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile 6245 sayılı Kanunun 20 nci maddesi hükmü aynı şekilde, gönderilme sırasındaki refakatle ilgilidir. Bunları yatarak tedavi sırasındaki refakate uygulamak mümkün değildir.

Halbuki Tedavi Yönetmeliğinin 27 nci maddesinin birinci fıkrasında yatarak tedavi sırasındaki refakatle ilgili hüküm getirilmiş ve bu hükme göre, bu tedavi şeklindeki refakate ancak tedaviyi yapan sağlık kurumunun yetkili olduğu gösterilmiştir. Bu hususa ayrıca, Bütçe Kanunlarına göre çıkarılan bütçe uygulama talimatlarının ilgili bölümlerinde de yer verilmekte ve buna göre refakatçi için yatak ücreti ödenmektedir.

Bunlardan başka yatarak tedavi sırasında refakatçiye gerek olup olmadığı hususu hakkında, Üniversite hastanelerinde de uygulanan ve Sayıştaydan görüş alınarak 8/5319 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilip 13.01.1983 tarih, 17927M sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği"nin "Hastalara Refakat Şekli ve Koşulları" başlıklı 62 nci maddesinde de hüküm bulunmaktadır. Bu maddede "Hastaların yanında refakatçi kalması, kurumda ağır hasta bakımını gerektiren hizmet birimi bulunmadığı takdirde ve tıbbi bir zorunluluk olmak kaydıyle ilgili dal uzmanının lüzum göstermesi ve baştabibin muvafakati ile belirtilen sürece mümkündür." denilmiştir.

Bütün bu hükümler göstermektedir ki, yatarak tedavide refakat ancak tedaviyi yapan kurumun lüzum göstermesi şartına bağlanmıştır. Bu hususun yerine getirilmemiş olması halinde, refakatçi için belirlenen ödemenin yapılmasına olanak yoktur. Zira yatarak tedavi için usulüne uygun olarak hastanece verilmiş rapor olmadıkça fiili refakat hizmetinin varlığı düşünülemez.

Bu nedenle, yukarıda belirtilen mevzuata göre, yatarak tedavide refakat tedaviyi yapan kurum veya kuruluşun lüzum göstermesine bağlı olmasına ve bu şerhin burası tarafından verilecek raporda aranması gereğine rağmen, sevk raporundaki "refakat" şerhinin yeterli olacağı yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.