MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/09/2015 tarih ve 2013/202-2015/673 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında müvekkiline ait ürünlerin Türkiye'de pazarlanması ve dağıtılmasına ilişkin lisans ve distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında ürünlerin Türkiye'de ruhsatlandırılması için müvekkili tarafından ürün dosyasının ve tek satıcılık yetkisinin davalıya gönderildiğini, davalının da T.C. Sağlık Bakanlığına ruhsatname başvurusu yaptığını, 2009 yılının sonundan itibaren davalı ile irtibatın koptuğunu, yapılan araştırmalarda davalının ekonomik olarak zor durumda olduğunu tespit ettiklerini, borca batık olduğu ve ürünleri pazarlama yetkisinin kaybettiğini öğrendiklerini, bu nedenle sözleşmeyi feshettiklerini ileri sürerek, lisans ve distribütörlük sözleşmesinin haklı nedenle fesih edildiğinin ve tek satıcılık yetkisinin geri alındığının tespitine, davalı yana teslim edilen mevcut ürün dosyalarının tüm bilgi ve belgelerin iadesine, T.C. Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü nezdindeki ruhsat başvuru dosyasının müvekkilinin tek satıcılık yetkisi tanıdığı/tanıyacağı Türkiye dahilinde sanat icrasından mezun başka bir firmaya devrine veya müvekkiline devir hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tahkim ilk itirazında bulunmuş, müvekkilinin Türkiye’de ilacın pazarlanması yolunda birlikte hareket ettiği firma tarafından zarara uğratılması sonucu ekonomik krize düştüğünü bunda da müvekkiline yükletilecek bir kusurun bulunmadığını, davacının üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 805 sayılı Kanun’un 4. m. hükmü karşısında sözleşmenin İngilizce düzenlenmiş olması nedeniyle davalının İngilizce kaleme alınmış tahkim şartına dayanamayacağına, davalının piyasaya ciddi anlamda borçlanmış ve borçlarını ödemede temerrüde düşmüş olmasının sözleşmenin 10.2 maddesi d bendi gereğince haklı fesih nedeni olduğu ve feshin gerçekleşmesi için herhangi bir bildirimde bulunulmasının bu madde yönünden şart koşulmadığı bu itibarla, davacının tek
taraflı herhangi bir bildirimde dahi bulunmaksızın haklı sebeple feshin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, asıl davada yönünden davacının Polimod 10 Oral Vials isimli ürünle ilgili davalı ile imzalanmış olan 23/03/2009 tarihli lisans ve distrübütörlük sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, birleşen dava yönünden, davacının macmiror 200 mg suğar oated tablets (20 suğar coated tablets) isimli ürün hakkındaki ve ciclopoli (ciclopirox) 1% dermat cipom; 40 gr, ciclopoli (ciclopirox) 1% dermal lotion 30 ml, ciclopoli (ciclopirox) 8% noil lacquer 3.3 ml isimli ürünlerle ilgili davalı ile imzalamış olduğu 23/03/2009 tarihli lisans distribitörlük sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile, haklı fesih sebebiyle tek satıcılık yetkilerinin de geri alınmasında haklı olduğundan bu sözleşmeler kapsamında davalıya teslim edilen ürün bilgisi ve belgelerinin de davacıya iadesine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle asıl davaya ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, her ne kadar mahkemece birleşen dava yönünden yazılı şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, davalı tarafça yargılama sırasında kesin hüküm itirazında bulunulduğu gibi, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca da, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartı olup, HMK'nın 115. maddesi gereğince, mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığının yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gerektiğinden, kesin hüküm itirazı yönünden değerlendirme yapılıp, anılan hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davaya ilişkin hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, birleşen davanın davalı yararına BOZULMASINA, asıl dava yönünden aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalıdan alınmasına, 26/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.